pakistan sufi müziği olarak da tanımlanabilecek qawwali müziğinin merhum üstadı. dünyanın en iyi seslerindendir. avrupa ve anerika'da iyi bilinir. mustt mustt isimli yapıtı bir 'must'tır hakiki, ruhlara hitap eden müziklerden hoşlananlar için. ülkemizde maalesef az bilinmektedir azam ali ablamız gibi..
nusrat fateh ali khan, michael brook (night song)
michael brook, djivan gasparyan (black rock)
djivan gasparyan, erkan oğur (fuad)
erkan oğur, ismail hakkı demircioğlu (gülün kokusu vardı)
keşke herşey müzik kadar hafif, akışkan ve bütünleştirici olsa.
......
ve hatta pakistan kallavi müzik gelenekçileri, nusrat fateh i kıyasıya eleştirmişlerdir. çünkü dinsel müzik olduğu için, o müziği ataları gibi geleneksel biçimde icra etmesini istemişlerdir. ama bizim üstad fateh; geleneksellik tadını da bozmadan, içinden geldiği gibi okumuştur. massive attack ile yaptığı "must must" parçasının remixi mükenmmeldir. o koca cüssesini gördüğünüzde, o eşine az rastlanır sesini anlarsınız.
başlığı açan arkadaşımız ismi doğru yazmış, olması gerektiği gibi..bu az rastlanır tutumu için kutlarım..
böyle bir ses böyle bir etnik müzik bravo diyorum her dinlediğimde. Ses'le jazz yapabilen nadir insanlardan.
Son albümü The Last Prophet ile birlikte dinlemeye başladım üstadı. Daha sonra meftun oldum kendisine.
Devotional Songs, Love Songs, Shahbaaz,Shahen-Shah, Mustt Mustt, Allah Hoo, Kali Kali Zulfon, Live at Royal Albert Hall, Night Song gibi albümleri vaz geçilmezlerimdir.
Müziği bu kadar derinlikli yaşayan başka bir müzisyen görmedim. Diğer büyük sanatçılarla birlikte seslendirdiği şarkıları dinledikçe daha da arttı hayranlığım.
Qawwali ve Pakistan kökeni anlaşılmadıkça Nusrat Fateh müziğinin anlaşılabileceğini sanmıyorum.
"When I sing for God, I feel myself in accord with God, and the house of God, Mecca, is right in front of me.
And I worship.
When I sing for Mohammed, peace be upon him, our prophet, I feel like I am sitting right next to his tomb, Medina, and paying him respect and admitting to myself that I accept his message."
the face of love ile tanıdığım usta müzisyen...
yeryüzündeki en iyi seslerden biri...
face of love ilk aklıma gelen,deadman walking soundtrack sanırım
vedder'a sayısız kez asik oluslarimdan biridir yanı sıra
dinlerken alıp götüren ses.
nusrat fateh ali khan'ın dünyanın etrafında dönen müziğinin ve sağladığı etkinin karşısında saygıyla eğiliyorum. beni onunla tanıştıran hindoloji hocam olmuştu.
elimizde kalan üç beş harika hoca
real world (by peter gabriel) etiketiyle yayınlanmış mustt mustt albümünde bir massive attack remixi mevcuttur
nusrat fateh ali khan'ı övesim
Ravi Shankar'ı dövesim gelir...
kendisine ses tanrısı'da denir.
1997'de sirozdan değil, ileri derecede şekerden vefat etti. Yüzlerce albümü, bir kısmı youtube'da ve google video'da izlenebilir pek çok konser kaydı mevcut ama Ragas and Sagas albümü onun değil.
Etnik kökeni ile alakalı olarak, elbette önemlidir ama Nusret Fatih'in (Nusret'e Nusrat demekle Çaykovski'yi T ile yazmak arasında bir fark yok.) bunu herhangi bir söyleşisinde dile getirdiğini, buna nazaran müzik icra ettiğini duymadım. Bilakis kendisi mesela kavvali gibi şia orijinli bir müzik geleneğine tabi olmasına rağmen şia/sünni ayrımından da rahatsız olmuştur. Genel olarak Pencabî, Urdu söyler, Farsça söylediği de vâkîdir.
Belucistan Kürdü değil Afgan göçmeni bir Pakistanlı olan, Celalan değil Urduca konuşan, müziğinin tamamını doğaçlama yapması gibi bir şey söz konusu olmayan, 1999 değil 1997 yılında ölen Qawwali sanatçısı.
en dipteki not; "ne çok şey biliyorum ve yeryüzündeki her güzel şey benim halkımdandır" tarzı tutumların spekülatif olmaya daha uygun başka etiketlerde sergilenmesini dilerim.