odam; hedefi belli olan bana ait dört duvar, kapandığım yer: beni içine çeker, seni dışına. o dam; benim tasmam, senin tasan. kapı pencere aralıklarından dokunur hayat sana, sen de hayata. ne müzmin bir ilişki şeklidir odam, ne kadar da travmatik olabilir bu anlamda...
odam dört köşe oldun mu şimdi sen acaba?
"oda'm:
bir derviş tavrı edinmek için mükemmel ortamdır. sınırları keskindir, içinden çıkmamak daha iyidir çoğu kez. yoksa orada edinilen keskinlikle birilerinin bir yerlerini kesmek mümkündür ister istemez.
o-dam'lara çekilenlere yöneltilen tipik bir soru vardır:
"sen mi geriyorsun seni mi geriyorlar?"
böyle bir soruya verilecek en iyi cevap; "ben 'odam'a geriliyorum" olacaktır.
oda, huzur ortamıdır, "all inclusive" bir cennettir. oradan çıkınca şiddet gösterir insan genelde çevresine, hele de uzun zaman oradan çıkmadıysa. nasıl ki dünyada hiçbir şey sana ait değilse, o oda da sana ait değildir, olsa olsa sen oda'ya aitsindir. ve bir gün oradan çıkıp gitmeyi arzu edersin için için, böylelikle birilerine bir ders vereceğini hayal edersin. onlar sen gidince öyle mal gibi kalakalacaktır senden boşalan oda'yla öyle mi? oysa işin gerçeği "köklü bir gidiş için sence yeterince duygu sömürüsü yapılmıştır" ama aslında deli yerine konduğun için kalanlar bir hava değişimine ihtiyacın olduğu için sana sadece kısa bir süreliğine kafa izni vermişlerdir. ve oda'na kös kös döndüğünde ne değişti diye bakarsın. hiçbir şey değişmemiştir. ne değişecekti oda'nda? değişmesi gereken tek şey kendindi, onu da boşa harcayıp döndün işte oda'na. hoşgeldin o halde. ama keşke eli boş gelmeseydin...
oda'nda her şeyin vardır. bütün kabusların ve hayallerin orada seninledir. yalancı cennetinde asla yalnız değilsindir. ve bazı odalar sevişilecek, bazıları sadece gezilecek, diğerleri ise eğlenilicek odalardır. bir kısmı da müze olacaktır.
bir çıkarsam oda'mdan, cehennemin olurum bak! bir yerden kopmak için önce oraya ait olmak lazımdır ya, o bakımdan...
*ben, oda'mın devi"
ve tekrarı olsun, hoş olsun:
"uçurumlar etrafta
paramparça odada
geçmişin zincirleri
çeker bütün her şeyi"
dışarda herkes her şeyi birşeyler sanarken, hayat sanrılarla geçerken tek kaçışındır oda. dışarda içine döktüğün her şeyi, sana benzeyen içinde sadece senin olduğun odanın içine dökersin. kimi zaman sen haykırırsın duvarlara, kimi zaman da seni senden daha iyi anlattığını düşündüğün şarkıların yankılarını dinlersin ama çoğu zaman yalnızlığın kelimeden önce varolduğu sözünü hatırlayıp sessizlikte, sessizce uzanırsın. birşekilde hayata karışmak gerektiğinde odadan çıkma vakti geldiğinde arkanda delil olarak bırakmak istemediğin dolmuş küllüğü daha boşaltırken başlarsın her şey nolmalmiş gibi davranmaya, karışırsın yalana hikaye tekrar başa dönünceye kadar...