toplam 64 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | roaming biscuit |
| tuttum | bahaddin |
| tuttum | conconita |
| tuttum | ezgii3doorsdown |
| tuttum | doctordk |
| tuttum | cicekcocuk |
| tuttum | Weequay |
| tuttum | Kenan Kaplan |
| tuttum | sramana |
| tuttum | blackapfelsine |
| tuttum | adonia |
| tuttum | freelife1900 |
| tuttum | misfitsme |
| tuttum | tsunamicik |
| tuttum | yaratilis |
| tuttum | serdar49 |
| tuttum | patient |
| tuttum | Codex Mercurius |
| tuttum | roSSoCa |
| tuttum | kahula |
~20 ahkam var.
Okumak, (okul okumak anlamında değil) sistemli ve çok yönlü yapıldığında insan zihnini açan ve özgürleştiren bir şeydir. İşin garip tarafı sadece tek yanlı okumak ise tam aksini yapabilir.
Bağımsız bir düşünce sisiteminizin olmasını istiyorsanız belli öğretilerin dışına çıkarak çok çeşitli alanlarda okumalar yapmanız gerekir. Ve bu insanın bakış açısını acaip değiştiren ve düşünce yapısını geliştiren bir şeydir. Okumak, bir takım otoriteleri çağlar boyunca korkutan da bir şey olmuştur. Çünkü okuyan insan, insan üzreinde tahakküm kuran pek çok inanç sisteminin aslında ne kadar da gereksiz ve saçma sapan şeyler olduğunu çözümlemeye başlar ve bu tahakkümcülerin işine gelen bir şey değildir. Tüm dünyada (buna gelişmiş ülkeler de dahil) insanların genelinin hala inanılmaz bir cehalet düzeyinde oluşunun sebeplerinden biri de otoritelerin itaat ettirebilme gücünü kaybetmemeleri için bilinçli olarak insanları okumaktan (ya da çok yönlü analitik okumalaradan) uzak tutmaya çalışıyor olmalarıdır. Kutsal Kitapları kendi dilinden ve başkalarının yorumlamaları olmadan okuyan pek çok kişi aslında mabetlerde anlatılanların çoğunun ne kadar başka olduğunu görür mesela ya da o kitaplarda o kadar da kutsal gibi duran şeyler olmadığını. Ve bu dini otoritenin işine gelecek bir durum değildir. Aynı şekilde tarihi gerçeklerin öğrenilmesi için de devlet yöneticileri bu yöntemi izler.
Okuyan insan, şüphe etmeyi, körü körüne inanmanın yanlışlığını anlamay başlar ve bu da idare edenler için tehlikelidir. Ama aynı okuyan insan hiç bir şeyin tam olarak ak ya da kara olmadığını da görmeye başlar. ya da bazı şeylerin tamamen ak ya da kara olduğunu...
Okumak bir insanın yaşadığı hayatı anlamak ve anlamlı kılabilmek için yapabileceği en öenemli işlerden biridir.
Kendinize bir iyilik yapın ve hemen şimdi okumaya başlayın.
okul okumak isee,,sokcmm bu kelimeye,,19 sene okurmu bi yaratık!
okumak, daha çok okumak, daha da çok okumak, daha da, daha daha daha daha da okumak, çılgınlar gibi okumak ve bilgiye doyamamak.. bilginin peşinden koşup durmak..
Okumak hayatın bir aksesuarı değil.Varlığın temeli okunmayı bekleyen bir kitaptır.Varlığımızın eksenidir okumak.Kitapta bilginin en sadık dostudur.Yüreğiniz İlah'a değmek istiyorsa eliniz kitaba değsin!
Eğer, yalnız kendine yakın
yazarları, şairleri okuyorsan,
eğer, karşıtın saydığın yazarları, şairleri
okuyup da, onların doğrularını göremiyorsan,
kendini küçük dünyanda
kendini bir dev sanarak
yaşayıp gidersin.
FERİT EDGÜ
Kur’an camide okunur, derler. Halbuki Kur’anı kahvelerde, meyhanelerde de okumalı ki oradakiler de istifade etsinler. Çünkü camiye gidenler zaten her gün dinliyorlar. İstifade etmişlerse etmişlerdir; edememişlerse, zaten edememişlerdir. Kur’an bir nasihattır; nasihat ise, nerede olursa olsun, hem söylenebilir, hem dinlenebilir.
Okumak, Okudugunu anlamak ve anladıgını davranışlarında göstermek olayıdır...davranış ortaya çıkmazsa ne anlamı var okumanın ?
okumak herkes uyurken senin ayndınlanmandır....
okumak gelişmektir...okumak yazarını bilgi ve becerilerinin kısaca onun başarılarının yada başarısızlıklarının toplandıgı bir hazinedir ve bu hazineyi paylaşmaktır okumak...
(Tarık Buğra'nın 1969 yılında Tercüman Gazetesi'nde yayımlanan, "En Büyük Tehlike: Okumak" başlıklı makalesinden...)
...
Ama daha çok ilgi çekici bir gerçek var: İnsanların çoğu ve insanlarımızın hemen hemen hepsi, sıra okumaya gelince, hala "Can boğazdan gelir" anlayış ve tutumuna bağlı.
Okuyanlarımız az. Hele "okuma oburları"mız? Onlar büsbütün az. Fakat bunların, işte bunların Türkiye için büyük bir tehlike olmadığmı söyleyebilir misiniz?
...
Suçlamıyorum. Söylemek istediğim daha başka bir şey: Okumanın da bir hijyeni var, okumak da bir sanat. İşte bunu öğretmemişler onlara. Eğitimimiz hala "can boğazdan gelir" dönemini yaşıyor. Söylemek istediğim işte bu. Ve demek istiyorum ki, bu eğitim "okuma oburları"mızı oldukça cahilleştirmektedir. Açıklamaya değer mi bilmem? Cahillik bilgisizlikten çok daha ötede bir şeydir. Bilgisize acı, ama cahilden kork. O yalnız bilmediğini bilmeyen degil, bildiğine, hatta yalniz kendisinin bildiğine, gerçekleri ve hakikatleri tapulu malı yaptığına inanandır. Yobazları ve yobazlıkları türeten soydur bu.
Okumak, okumak, oburcasına okumak, ama tek yönde, tek görüşe bağlı kalarak okumak! Cahilleşmek için harcanan hazin çabadır işte bu. Sonunda da bir bakıyorsunuz "can boğazdan" uçup gitmiş, önce katmer katmer yağ baglayan beyin, çok geçmeden lapacının biri, bir somun pehlivanı olup çıkmış.
...
Bir "okuma oburu" tanıyorum. Bir gün kendisine beş, on isim sordum. Hemen hemen hepsi de Nobel almıştı. Hayır, hiçbirini bilmiyordu; çünkü hiçbirisi de Marksist-Sosyalist değildi onların. Böylece de bizim "obur" koşulduğu dolabı dünyaya değişmiş oluyordu. Anlar gibi oldu.. ve isyan etti. Memnundu artık çevirip durduğu dolaptan: O çemberin dışı uçurumdan beterdi onun için.
...
(Düşman Kazanmak Sanatı, Tarık Buğra, Ötüken Yayınevi, 2002)
" bilginin özü,özün bilgisidir."okumak bunu veriyorsa okumaktır.gerisi bir bağımlılık,bir girdaptır.