ben bu etıketı bu saatte mı görmelıydım :(
kıtap gibi adam die bu adama denır..
ile..............................................................
çengelköy+matematik+ile
"ancak arada bir gerçekten yaşayacaksın, unutulmaz bir an denen yaşam aralıklarının birinde tam kendin olarak tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka bir kişiyle birlikte bir şey yaşadığında(bir sevinç, bir acı) o zaman gerçekten yaşarsın fakat bu anları son derece seyrek yaşarsın son derece de kısa... yine de bunların sağladığı anlam yoğunluğu yaşamının geriye kalan çölünü yeşertmeye yetecek" diyen adam
"YOL" ve "YAŞAM"ı anlamlandırandır...
allah ondan razı olmasını bilendir...
iyi bir dosttur
Öyle ya da böyle, bir yolunu bulup o güzelim yazılarının derinliklerinde ansızın beliren bir "i ç t e n l i k" sorununa maruz kalan -görü duyum a r ı z a çıkarıyor kendisiyle ilişki kurmaya kalktığımda.
Fakat onun b e n z e r s i z bir yanı da var; kendisinden başka kimsenin yapmadığı ve y a p a m a y a c a ğ ı bir şey: Bir çeviri. Dioniysos Dthyrambosları... Öyle ki Nietzsche yazdıklarını "bu dil içinde" görseydi, Böyle Buyurdu Zerdüşt' ü yazdıktan sonra bir tür pişmanlık içinde onu keşke Fransızca yazsaydım" dediğine benzer bir şekilde düşünebilirdi! Bu çeviriden dolayı bizzat kendisi Oruç Aruoba' yı övdüğü o pek az sayıdaki yaratıcılar arasında gösterirdi! Öte yandan, bu çeviride kullanılan Türkçe bir "oluş" dili olarak kullanılmaya son derece açık ve hatta bunu pek çok dile kıyasla çok daha üstün seviyelerde gerçekleştirebilecek bir dil olduğunu gösterir.
-Türkçe' nin tek sorunu, onu Türklerin konuşuyor olmasıdır-
köpeklerden benim gibi çok korkar..
illa 'ile'...aşkın en tanımsız ve kendi coğrafyamda en yerli hali..
feylesof..
Hani, yana yana dibine varmışbir mum içinde oluşan oyuğun çeperi bir noktasında çatlamış, eriyik madde dışarı akmış, fitili de açıkta kalıp tükenmişken, çatlağı akmış maddeyle doldurup tıkayarak bitkin fitili yeniden yakınca, ufacık, güçsüz, belli belirsiz; ama, pırıl pırıl, yoğun, direngen -altıcanlı mavi;üstü parlak sarı- bir alev elde edersin ya- onun gibi işte...
"özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
özlem, gidip görememendir;
ama gidip görmek istemen
özlediğin, gidip görmek istediğin
ama gidip göremediğin
özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen"
annemin ben lise1deyken oku oku oku oku dedigi ve ben amaan anne dedigim lise2deyken yakın isimli kitabını okudugum sonra delisi oldugum türkiyede felsefe yapan ender yazarlardan.. severim =) çok severim =)) anne saol =)))
"Uçan dutlar
Düşen kuşlar"
bu adamı fazla konuşturtmayacaksın.. bırak çeviri yapsın.. şiir miir yazsın.. terbiyesizin tekidir zaten, adabı muaşeret bilmez , saygı bilmez...
çok basit bi şeyi 2 dakikada anlatılabilcek bi şeyi 20 dakikada anlatır.. kendini de bizler gibi sanar..
aferın delırtın ıyıce
kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan..
o, işte…
ateşin her türlü halini bilimsel bir çerçevede araştırmış, ateş yakma kılavuzunu çıkaran vatandaş