OTO-ORYANTALİZM İLLETİ
batı'nın, doğu'yu oryantal bulmasını anlarım anlamasına da, türkiye'nin iç-oryantalizmini oldum bittim anlayamam.
haritada 1 cm daha batıda yer alan illerde yaşayan insanlar, kendilerine göre doğudakileri hakir görüyorlar.
muhterem istanbullular, istanbul'a kendilerinden 1 gün sonra gelen insanları istanbullu saymıyorlar.
işte vahim olan oryantalizm, tam olarak budur.
Oryantalizm, Batı’nın Doğu kültürüne bakış açısını yansıtmasıdır. Fakat bunlar sadece Batı’nın Doğu’ya yüzeysel bakışıyla sınırlandırılmış, bunun ötesine geçilememiştir.
19. yüzyılda ortaya çıkan ve Doğulu yaşamdan yola çıkarak bunlarla kısıtlı tutmuşlar ve Batılı sanatçılar tam olarak Oryantalizmi araştırmamışlar. Doğu yaşamını yüzeysel bir bakışla geçip Oryantalizmi tam anlamıyla görememişlerdir. Doğu’ya yüzeysel olarak baktıkları için Oryantalizm birkaç imgeyle sınırlı kalmıştır. Doğu erotizmini pornografiye çekmeye başlamışlar ve erotizm insan güzelliklerini yansıtmakken; Batı bunu Doğu’nun pornografisine çevirmiştir. Pornografi iki veya birkaç insanın arasında gizli kalması veya dört duvar arasında kalması gereken şeylerin ortaya konması veya teşhir edilmesidir. Batılı’nın da Doğu cinselliğine bakış açısı ilerleyerek buna dönüşmüştür. Onda ki duyguyu anlayamamış ve bunu saptırmıştır.
Doğu toplumlarını geri, ataerkil, şehvet düşkünü, şiddet yanlısı, kaba kalabalıklar olarak sunan sanat eserlerinin büyük bir bölümü bugünkü Doğu kültürünün yansımasını zorlaştırmış, hatta olanaksız hale getirmiştir. Bugünkü Batılı gençler onlardan önceki nesilin öğretileriyle Doğu’yu kısıtlı gözlerle görüyorlar. Doğu’yu hala gelişmemiş görüyorlar ve onların yaşam tarzının bir gelişmemişlik örneği olarak kabul ediyorlar. Bu bakış açısı Batı’nın Oryantalizm yerine çirkinlikleri görmesine sebep oluyor.
Batı’lı Doğu’nun gelişmesini kendisine benzemesi gibi gördüğünden Doğu’yu hiçbir zaman olduğu gibi kabul edememiştir. Bu da iki yaklaşım arasında büyük çatışmalara yol açmıştır. İslam’ı kendilerine karşıt gördüklerinden ve Oryantalizm ve İslam arasında da gözle görülür büyük bir bağ olduğundan; Batı Oryantalizmi bir silah gibi kullanmaya başlamıştır. Doğu’yu kendi kafalarında baştan yarattılar ve koskocaman bir Doğu potansiyeli oluşturdular. Bu potansiyelin içinden binlerce şiir, binlerce öykü, binlerce resim vb. birçok eser ortaya çıkardılar ve bunları okullarda gelecek nesle aşıladılar. Aslında aşıladıkları Doğu’nun kendisi değil batı’nın aşağılayarak baktığı Batı’nın üstün olarak gösterildiği bir Oryantalizm potansiyeli ortaya çıkmış oldu. Batı, Doğu’nun elbisesini alarak kafasında oluşturduğu Doğu’ya giydirdi. Ortaya çıkan sonucu hem Batı insanına hem de Doğu insanına sundu. Böylece Doğuda alabileceği her şeyi alabilecekti ve aynı zamanda onu yönlendirip kendi yazdığı senaryoyu onun üzerinden devam ettirecekti.
Batı bu yolu izleyerek; kafasındaki, kolaylıkla dile getiremediği düşünceleri Oryantalizm altında toplamıştır ve bir ayrımcılık ortaya koymuştur. Böylece istediği senaryoyu Doğu üzerinde oynamıştır ve Doğu’nun gerçek zenginliğini gölgelemiştir. Batı Doğu felsefesini , yaşam tarzını kendi içinde eritirken bir yandan da Doğu’yu Batı hayranı gibi göstermektedir.
Her toplum gibi (buna Batı toplumları da dahil) Doğu da değişimler geçirdi. Kendi içine kapanmış yapısı bazı unsurları zorlamasına yol açtı. Bunu izleyen Batı Doğu’nun değişmesini; ona bakamadığı için anlayamadı ve ona bakışında yüzeyselliğe devam etti. Böylece kendi kafasında kurduğu Doğu’yu kaybetmeye başladı. Şimdi ise baktıkların da Oryantalizmi görmedikleri söylüyorlar. Oryantalizm hakkında sorular yöneltildiğinde kaçmayı tercih ediyorlar. Bir Doğu şehrinin değişmesiyle çağa ayak uydurmasıyla onun Oryantalizmden tamamen uzaklaştığını düşünüyorlar; çünkü onlar için Doğu: geri kalmış toplumların içinde bulunduğu bir unsur ve bunu düşüncelerini Oryantalizm adı altında sakladıkları için bunu bir Doğu ülkesinde dile getirmeye çekiniyorlar. Çekindikleri, Doğuya uydurdukları kalıbın sağlamlığının denenmesinden ve sonunda hüsrana uğramalarından başka hiçbir şey değildir.
Batı kendisi bile Oryantalizme bir açıklama getirirken; bundan bir bilinmezlik olarak bahsediyor. Batı Doğu’dan bir bilinmezlik olarak bahsederken bunu nasıl tasvir eder veya yaptığı tasvir ne kadar gerçek Doğu olur. Bu kaosun içine girmiş olan Batılılar bunu hala savunmaya ve yeni eklerle desteklemeye çalışsa da ortaya içi boşaltılmış bir olgu çıkartıyorlar. Masal gibi kendilerine ve Doğu’ya anlattıkları bu bilimi kendi nesillerine aktarmaya devam ediyorlar; ama sıra konuşmaya geldiğinde:
“bundan şuan da bahsetmek istemiyorum!” diye, rahatlıkla kaçabiliyorlar.
Yani bu bir masal ve Batı bu masalın yazarı. Batının kendi isteğine göre giydirdiği elbise asla gerçeği yansıtmayacaktır ve Doğu her zaman kendi gerçeğiyle Doğu olarak kalacaktır.