toplam 139 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Libertias |
| tuttum | kosakhanera |
| tuttum | okyanusta zerre |
| tuttum | thetriton |
| tuttum | Derya Lebi |
| tuttum | blackphatma |
| tuttum | g 6nel |
| tuttum | gurdass |
| tuttum | voodooygu |
| tuttum | CoquettishTramp |
| tuttum | zombitch |
| tuttum | ThanatosTartaros |
| tuttum | triyanda |
| tuttum | helrulerofniflheim |
| tuttum | yordunuzama |
| tuttum | M J |
| tuttum | sternocleidomastoid |
| tuttum | tirtik |
| tuttum | Aemrendnkullanmda |
| tuttum | toprakmerhum |
~89 ahkam var. 1 2 3 ... 5 önceki sayfa »
martıları seven adam kesinlikle okunması gereken bir kitabı. Muthiş bir adam 21 yy. filozofuda diolar. Gerçekten çok özel bir beyin. Ölmemiş olsa hindistana söyleşmeye gitmek için gaza getirir her bir cümlesi . Basit yazar herkesin algılayabilceği türden. Ama sözcükleri cümlelerü derindir, boğulursunuz içinde ve o yaşam içinde boğulabilceğiniz her yerde nasıl yüzebiliceğinizi kendi diil sizde var olan bu yetiyi nasıl farkedebilceğinize işaret eder. Kitapları okurken bitmesin diye kıyamadıklarımdandır.
hem burcuvayım ama gönlüm rahat felsefesi meditasyon filan ne ayaksa artık
Yeni başlayanlar için; Aşk Özgürlük Tek Başınalık tavsiyemdir :)
Nasreddin Hoca mezarlığın müdürlüğüne gitti ve müdüre şikâyette bulundu: "Çok iyi biliyorum ki eşimin mezarı bu mezarlıkta ama bir türlü bulamıyorum."
Müdür kayıtları açtı ve "Eşinizin ismi neydi?" diye sordu.
Nasreddin Hoca da: "Bayan Nasreddin Hoca" dedi.
Müdür kayıtlarına baktı ve "Bayan Nasreddin Hoca yok ama bir Nasreddin Hoca var. Özür dileriz galiba kayıtlarda bir karışıklık olmuş" dedi.
Nasreddin Hoca: "Yanlışlık falan yok. Nasreddin Hoca'nın mezarı nerede? Çünkü her şey benim adıma yapılmıştır."
Karısının mezarı bile!
Sahiplenmek... herkes sevdiğine, sevgilisine sahip olmaya çalışıyor. Artık bu aşk değildir. Aslında birisine sahip olduğunda ondan nefret edersin, onu yok edersin, onu öldürürsün: Aşk özgürlük vermelidir; aşk özgürlüktür. Aşk sevileni çok, daha çok özgürleştirecektir, aşk kanatlar takacaktır ve aşk sonsuz gökyüzünü açacaktır. O bir hapishane, hücre haline gelemez. Ama bu aşkı sen bilmiyorsun çünkü sadece sen farkındaysan gerçekleşir; aşkın bu niteliği sadece sen farkında olduğunda gelir. Sen günah olan bir aşkı biliyorsun çünkü uykudan çıkmadır o.
Osho'nun f arkındalık kitabından alıntı bencebu söz temel yapı taşıdır Dikkat Dikkat
Sessizlik kişinin uyandığı yerdir ve gürültülü zihin ise kişinin uyuya kaldığı yerdir. Eğer zihnin gevezelik etmeye devam ederse uyuyorsun. Sessizce otururken zihin kaybolursa ve sen kuşların gevezeliklerini duyabilirsen ve içerde zihinsizsen; bir sessizlik... kuşun bu ıslığı, ötüşü ve zihinsizlik kafanda işliyor, tam sessizlik... o zaman farkındalık içinde yükselir. O dışardan gelmez, içinden yükselir, içinde gelişir. Aksi halde unutma: Uyuyorsun.
herşeyin farkında olan bir serseri
bazen herşeyi bilirsiniz ama istediginiz gibi yaşarsınız
kiapçılarınkişisel gelişim bölümünde en çok yeri kaplayan şahsiyet
çok okuduk çok eleştirik, didik didik altına üstüne getirdik
sonunda gördük ki bu adam bir şeyleri doğru söyluyor.
sadece bir tavsiye
hala karmaşık geliyo.. hatta sanki bir dediği bir dediğini tutmuomuş gibi bazen.. ben sadece coşkuyu okudum.. yinede farklı bir bakış açısı kazandırdı şimdiden...
o,yaratılacak bir şiir,söylenecek bir şarkı,edilecek bir danstır..(hayat)
**Anlam bir danstır; taş değil. Anlam müziktir. Onu ancak yaratırsan bulursun. "
Aşk bağlılığa dönüştüğü anda ilişki haline gelir. Aşk taleplerde bulunduğu anda hapishaneye benzer. Özgür-lüğünü elinden alır; göklerde uçamazsın, kafeslenmişsindir.
Aşkın özgürlük verici bir kalitede olması lazım, sana zincir vurması değil; sana kanat takıp mümkün olduğunca yükseklere uçmanı sağlaması lazım.
Unutma, aşk sınır tanımaz. Aşk kıskanç olamaz, çünkü aşk sahiplenmez. Sevdiğin için bir insanı sahiplendiğin fikri çok çirkin. Birisine sahipsin – bu demektir ki onu öldürdün ve ticari bir mala dönüştürdün. Sadece eşyalara sahip olunur. Aşk özgürlük verir.
Gerçek aşkta bölünme olmaz. Sevenler birbirinin içine erir. Sadece egoistçe aşkta büyük bir bölünme vardır, seven ve sevilen ayrılır. Gerçek aşkta ilişki yoktur. Çünkü ilişki kurulacak iki insan yoktur. Gerçek aşkta sadece sevgi olur, bir çiçek açma, güzel bir koku, bir erime, bir birleşme yaşanır. Egoistçe aşkta ise iki kişi vardır, seven ve sevilen. Ve ne zaman seven ile sevilen olsa aşk yok olur.
Aşk olduğu zaman seven ve sevilen birlikte aşkın içinde kaybolur.
Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir –sana yaşam işte bunun için verildi.
Sevgilinin niçin seninle olmak istemediğini anlamaya çalış. Seni reddettiğinden değil –seni ne kadar çok sev-diğini biliyorsun, ama bazen yalnız kalmak istiyor. Sen de onu seviyorsan yalnız bırakırsın; ona işkence yap-mazsın. Adam yalnız kalmak istiyorsa kadın, “Artık benimle ilgilenmiyor, belki de başka bir kadına ilgi duyuyor” diye düşünmez. Akıllı eş diğerini yalnız bırakır ki tekrar kendini toplayabilsin, yeniden paylaşacak enerjisi olsun. Ve bu ritim gece ve gündüz gibidir, yaz ve kış gibi; değişir durur.
"Kimse çocuklarının dans etmesine, şarkı söylemesine, bağırmasına ve zıplamasına izin vermez.
Önemsiz nedenler yüzünden —belki bir şey kırılabilir, eğer yağmurda dışarı fırlarlarsa elbiseleri ıslanabilir— bu küçük şeyler için muhteşem bir manevi nitelik, neşe tamamıyla yok edilir.
Boyun eğen çocuk, anne babası tarafından, öğretmenleri tarafından, herkes tarafından övülür ve eğlenen çocuk eleştirilir. Onun muzipliği belki tamamen zararsız olabilir ama o eleştirilir çünkü potansiyel olarak bir başkaldırı tehlikesi vardır. Şayet çocuk muzip olma özgürlüğüne tamamıyla sahip olarak büyümeye devam ederse, o bir asiye dönüşecektir. O kolaylıkla köleleştirilemez; insanları yok etmek için ya da kendisini yok etmek için kolaylıkla orduya alınamayacaktır.
Asi çocuk asi bir gence dönüşecektir. O zaman ona evliliği dayatamazsın; o zaman ona belirli bir işi dayatamazsın; o zaman çocuğa anne babasının yerine getirilmemiş arzularını ve özlemlerini yerine getirmesi için dayatma yapamazsın. Asi genç kendi yolundan gidecektir. O hayatını en derindeki kendi arzularına göre yaşayacaktır; başka birisinin ideallerine göre değil.
Tüm bu nedenler için muziplik bastırılır, en başından ezilir. Senin doğana asla söz hakkı verilmez. Yavaş, yavaş kendi içinde ölü bir çocuk taşımaya başlarsın. İçindeki bu ölü çocuk senin espri anlayışını yok eder: Tüm kalbinle gülemezsin, oynayamazsın, hayatın küçük şeylerinden keyif alamazsın. O kadar ciddileşirsin ki hayatın genişlemektense büzüşmeye başlar.
Hayat her an kıymetli bir yaratıcılık olmalı. Ne yarattığın önemli değildir —deniz kıyısında kumdan bir kale olabilir— ama yaptığın şey ne olursa olsun senin neşenden ve coşkundan çıkmalıdır. "
--
Dinin kendisi temelde diğer dünyada kârlı çıkma dürtüsüne dayalıdır
bir şeyi anlamak için onu görmek gerek...görmek içinde bakmak gerek...ne demiş ne dememiş diye...ve beni osho ile tanıştıran insana da teşekkürler....
"Aşk Özgürlük Tek Başınalık" ve "Çocuk" en sevdiklerim