hep bi palyaço olmak istedim nedense.
korkunç!
bi adam doktora gider: "çok mutsuzum doktor bey, naparsam yapayım, mutlu olamıyorum." der.
Doktor da: " palyaço pagliacci' ye git, o herkesi eğlendiriyo, seni de güldürebilir." der.
Adam: " iyi de doktor bey, pagliacci benim" der...
bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydim söylemezdim
marangoz olsaydim da söylemezdim
ben insan olsaydim yalan söylemezdim
Belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize.
Gülerken ağlayanlar.. Stephen King'in "It" atraksiyonu ile çocukların ucubesi hâline getirmesi bile bazılarındaki palyaço hüznünü değiştiremedi.
En güzelini Turgut Uyar baba demiş amma:
"biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
haydi sirtaki yapalım palyaço
yine eksildik biraz"
..
makyajını sildiğinde, altından asıl yüzü değil "palyaçonun yokluğu" çıkan adam.
bu kelimeyi hiç bir zaman doğru yazamadım,
vazgeçtim artık kullanmıyorum
tüm duyguların varoldugu..compact bır tasarım..
öyle bir masken var ki, seninle konuşurken gözyaşlarını görmeye imkan yok. öyle bir palyaçosun ki sen, üstüne üstad yok gözyaşını saklamakta. ağlarken gülen yeşil gözleri olan palyaço.
ağlayanı güldüren, gülen yeşil gözlerin sahibi olan palyaço.
bir palyaçoya aşık oldum :) ya sen?
özgürleştirir ve özgürleşirsin belki ayrıldıın sevgilini belki yolunda gitmeyen işleri unutturur kocaman kırmızı burun bütün enerjinle kırmızı ve beyaza karışırsın bazen atlı karıncanın üstündesindir bazense çarpışan otoların...
her seferinde kıbrıs şehitlerinde 100 mumluk ampul görmüş sinekler gibi üzerime atlayan korkunç yaratıklardır kendileri.
ben birisini öldürecektim
ama kimi öldüreceğimi unuttum
ben kin güden bir kişi değilim...
yazık,kimi güldüreceğimi unuttum
ben bunları size bir bir anlatacaktım
ağlatırım korkusundan ağlayacaktım.
ister ağla, ister gül.hesap vermene gerek kalmayacak kadar bebeksindir,özgürsündür.
herşeyin bir bedeli var elbet, kendini aldatmanın yanı sıra kırmızı bir burun cabası.
Bana aldanmayın! Yüzüm bir maskedir, Sizi aldatmasın. Binlerce maskem var, Çıkarmaya korktuğum, Ve Hiçbiri ben değilim... Olmadığımı göstermek İkinci doğam oldu. "Kendinden emin biri" dersiniz, Sanki; güllük gülistanlık Benim için herşey... Adım güven belirtir, Ve Oyunumun adı; "Ağırbaşlılık"tır. İçimde ve dışımda denizler sakin, Her şeyin kumandanı ben... Kimseye gereksinme duymayan Ben... Fakat, inanmayın bana, Lütfen! Herşey dışta, düzgün ve cilalı Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan O maske! Altta ne güven ne de rahatlık... Altta, Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan Gerçek ben! Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla. Kimsenin bilmesini istemem... Zayıf taraflarımı düşündükçe Titrer ve sararırım... Ya başkaları görürse iç dünyamı... Gerçek ben ve yalnızlığımı! İşte; Maskelerimi onun için takarım... Onun için, arkalarına saklanacak Maskeler yaratırım... Onlar; Gösterişte kullanabileceğim Parlatılmış yüzlerim. Beni korur, bakan gözlerden. Beni olduğum gibi kabul edecek, Sevecek Bakışları bulamazsam, Solacak kuruyacak gerçek ben... Ve Ben bunu biliyorum. Beni kendi maskelerimden kurtaracak, Kurduğum hapishaneden kaçıracak Diktiğim engellerden aşıracak, Beni seven, Beni anlayan Bakışlar olacak. Bana, "Sen değerlisin" diyecek, "Maskesizken daha bir insansın" "Daha yakın, daha bir dostsun" Diyecek bir bakışa Beni gören bir bakışa Muhtacım... Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır! Uyarırım seni dost! Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben, Sana kendini kolayca açamayacaktır. Bütün gücümle tutunacağım maskelerime Ne kadar sokulursan yakınıma, O denli şiddetli geri iteceğim seni. Kim olduğumu merak ediyor musun? Hiç merak etme. Ben, çevrendeki Her erkek ve kadınım. Maske takan her insanım
komik değiller ürkütücü bile olabiliyorlar bazen