para yiyecek gibidir,
ihtiyacın olduğu zamanda ihtiyacın olduğu kadarı lazımdır,
fazlası tabakta kalıp çöpe dökülen yemekler gibi ziyan olur..
Para güçtür.(kontrolsüz güç güç değildir :P ) Sana, diğerlerini elinde tutma fırsatı verir,önünde dizçökerler.Herkes sana çalışır,sen gittikçe daha güçlü olursun.Nıhahah yaşasın kapitalizm. Paran varsa varsın,paran yoksa hiçsin. İnsanlık ne zaman düzelir? Hırs yapma huyundan vazgeçtiği zaman,böyle bir şey de olmayacağına göre...
benim olanini cok sevdigim sey
Lidyalılar bulmuştur ancak "para" lidyalıların sonu olmuştur..
en gereksiz AMAÇ
En gerekli ARAÇ'tır
derim.
kendisini çok seviyorum.
PEYNİR GEMİSİ
Bu paradır, anlıyor musun,
Arada geçer elime,
Et alırım, ekmek alırım,
Evime.
Bu paradır işte, yüzü tatlı,
Dünya dediğin üstünde durur,
Bir gece sayılır eline,
İnsan orospu olur.
Bu paradır, boru değil,
Gün kazanılır, gün biter,
Peynir gemisi bununla yürür,
Düdük bununla öter.
Bu paradır işte, kokla bunu
Her işin başı budur,
Seni katil etti bu,
Beni memur.
İLHAN DEMİRASLAN
yarın önemli bi miktar lazııım olan ve şu anda yana done aradığım şey
züğürdün çenesini yormaya yarayan bişey...
uğruna insanların öldüğü bedenlerin satın alındığı başkalarının kalbinde yeri olan bir yerin para karşılığında alındığı putlara tapmak gibi bişey olan para.
icad edilmemesi gerekirdi
para, insanın en iyi dostudur, sana asla yalan söylemez, seni yarı yolda bırakmaz.
elimin kiri B-)
nın ne önemi var mühim olan insanlık..
Shakespeare in Atinalı Timon da;
"Ne o? Altın mı?
Sapsarı, pırıl pırıl, değerli altın mı? Hayır, tanrılar,
Açgözlü alığın biri değilim ben. Kökler, ey duru gözyüzü!
Karayı ak; çirkini güzel; haksızı haklı; alçağı soylu;
Yaşlıyı genç; korkağı yiğit yapmaya yeter bunun bu kadarı.
Ah, tanrılar neden bu? Neden bu, ey tanrılar!
Rahiplerinize, uşaklarınıza yüz çevirtir bu sizden,
Başının altındaki yastığı çeker dipdiri bir insanın;
Bu sarı köle, dinler kurar, sonra yıkar;
İleçliyi kutsar; cüzzamlıyı taptırır; hırsızı alıp
Üne, özgüye boğar, yanyana oturtur ulu kişilerle;
Budur işte yeniden evlendiren kırk yıllık dulu;
Kapanmaz yarasıyla en umutsuz hastayı
Merhemler, kokularla bir Nisan gününe çeviren de bu.
Git, körolası maden parçası, insanlığın orta malı, sen,
Ulusları birbirine düşüren."
şeklinde sağlam laf sokarak, kağıt para çıksın artık selzenişinde bulunmuş, bozdurması mesele meta
paranın olmasıda olmamasıda dert...
Para mı, çocuklar, bakın, anlatayım:
Bıldırcın çiftliğinde üretilmiş
Yalancı gökyüzüdür para.
Bunun içindir ki, dayanılmaz ölçüde Bıldırcın gübresi kokar!
Şairlere gaipten ekmek taşıyan, çiçek taşıyan
Meleklerin kanatlarından yolunmuş
Tüylerdir, teleklerdir, para;
Onların sevmedikleri işlere
Uçarak gidip gelmelerini sağlamak için
Ense köklerine takılmak istenen, Pervane niyetine!
Toprağa ekilen küçük oğlanların, küçük
Kızların yanaklarından, dudaklarından,
Göğüs uçlarından, ince kıyılmış
Puro tütünüdür, seylan çayıdır,
Cennette verilen resepsiyonlarda
İsa’nın eti yendikten, kanı içildikten sonra
Yabancı misyon şeflerine,
Medya babalarına, Darbeci generallere falan ikram edilen!
Ve küçük ablaların, ağabeylerin
Düşlerinden, aşklarından, ümitlerinden
Kablolarla emilmiş, damıtılmış
Sonra ‘on-line’ hesaba geçirilmiş
Konsantre gençlik,
Konsantre ölümsüzlük düşü
Ve likit tanrısallıktır para,
Güzellik uykularına, cennettekilerin,
Her gün bir ölçek
(Ve sağdan bir ‘sıfır’ ömürlerine) İlave edilen!
Aşk kocayınca, aşk yerine;
Akıl kıtlaşınca, akıl yerine;
Özgürlük pahalı gelince de
Özgürlük yerine Bozdurulup, bozdurulup sarfedilen!
Ve işin daha da manyakçası,
Melekler yorulunca melek yerine,
Şeytanlar şeytanlığına doyunca
Şeytan yerine,
Ve ‘sanayi devrimi’nin yaşlı ve yorgun tanrısı
Serbest piyasayı yaratıp
Dinlenmeye çekildiğinde de
Tanrı yerine ‘İkame’ edilen...
çoğunluğun taptığı şey