Pazar günleri geç başlar, mümkünse 12den önce yataktan çıkılmaz, çıkılsa da bişi yapılmaz kanepede köşe yastığı gibi oturulur sabah kahvesi yudumlanır.
Sona bakkala-markete gidilir, eve kahvaltılık alınır. Evde kaç kişi(2) olduğuna bakılmaz 10 kişilik yiyecek ve çeşit çeşit pazar gazetesi alınır. Alınan tüm kahvaltılıklar masaya konulur, istisna olamaz, hepsi o gün yenmelidir!
Ev ahalisi haftaiçi iş nedeniyle yapamadığı kahvaltının acısını o gün çıkarır. 1 günde 7 günlük kahvaltı stoğu eritilir. Sohbet muhabbet derken peynirler-domatesler suyunu çeker, en son alınan poğaça-simit-açma olduğu yerde yatmaya devam eder. 2 saat sonunda şişen göbekler yerinden kalkamaz olur. Gelsin pazar gazeteleri, herkes ekleri kapışır. Ne de olsa Pazar kültür yapılacak gün değildir :) Mümkünse pazar magazin programları açılır, onun gürültüsünde gazetelere gömülür herkes.
Sona yeni filmler araştırılır, seanslara bakılır. Hangisine gitsek falan derken bu soğukta evden çıkmayı kimsenin gözü yemez. Bu sefer de evdeki film arşivi taranır. Güzel bi film seçip ekranın karşısına kurulunur.
Akşama kadar 2-3 film bitirilir. Sona insanı ertesi günkü işin telaşı alır. İşe hazırlık falan, böle yatışla geçer gününüz.
Tabii bunun başka versiyonları da vardır, yazın gezmekler falan. Ama kışın evde geçirilen Pazar gününün keyfi hiiiçbişide yoktur, Cumartesi akşamı hariç :)
baca temizliği günü.kafalarda,evlerde,cumartesiden kalan alkol yüzünden karaciğerde bir şeyler birikmiştir.arınmak isteğiyle yanıp tutuşurken,tembellik paçalara yapışmıştır.ertelenen bütün sevimsiz düşünceler, geri gelip suratınıza gülerler.