1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

pc kaavesi ile ilgiliyim diyenler

toplam 8 kişi bulundu. 8 adedi gösteriliyor.


pc kaavesi hakkında pc kaavesi

~3 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    chapter 14:
    günler günleri aylar ayları kovaladıkça pc kahvesini bambaşka bir sıcaklık, dostluk, aşk, muhabbet ve evet itiraf etmeliyim çoğunlukla arsızlık sarmalıyordu. Pc kahvesi sakinlerinin şen kahkahaları dükkandan dışarı taşıyor, görenler görmeyenlere anlatıyor, mekanın ünü dilden dile dolaşıyor, şanı almış başını yürüyordu. artık jerfi, staring, angelic, oiio ve riggs kardeşliği hayranlık ve henüz tanık olmayanlar tarafından merakla izleniyor yeterince olmasa da zaman zaman katılan nar, polyester, lucifer, r. ist., num num, .r., lurida ve hepimizin ortak aşkı lou salome muhabbeti dantel gibi işleyerek farklı tatlar katıyorlardı. aslında muhabbet genellikle:
    -jerfi'nin staring'e "bu akşam bizde kalıyoruz di mi?"
    -angelic'in ortaya "mMm"
    -oiio ve staring'in bunun üzerine angelic'e "mMm"
    -riggs'in ortaya "ben 9 matinesine gitmem"
    -nar'ın "bence bu mMm çok saçma, artık sölemeyin"
    -lucifer'in "abi aliasla evlenmek istiyorum"
    -arada staring'in ortaya "allahhh belanızı vermesin"
    -r.ist. in "saçlarımı kim örmek ister" (tamam, bunu ben uydurdum)
    - .r.'ın "sizce de nar süper değil mi?"

    tarzı cümleleri sarfetmesi çerçevesinde sürüyordu.

    kahkahaların arasında konuştukları filmler olmuşlardı artık onlar.

    pc kahvesinin, bir rafında yanyana dizilmiş, "en güzel filmleri"...

    defalarca izlemek isteyeceğiniz filmleri... başucu filmleri diye bir deyiş olsa, onlara kesin "başucu filmlerim" derdim.

    nolmuş yine derim?

    s.

    staring girl   19 Ekim 2006 11:24   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    chapter 6: bahçedeki zambak

    80630 sinema&tv forumu denen çiçek bahçesinde her geçen gün yeni zambaklar açıyor, kimi zaman da bazı pok böcekleri konuyordu... zambağın tekine pok böceği yanaştı mıydı, zambak kınsarıyor, arkadan da bi ordu zambak hücum ediyordu... zambililer arasında bi birlik, beraberlik, bi köy kırathanesi havası hasıl olmuştu... üstelik çoğu zambili bunu sanki bacısına sövülüyormuşcasına ciddiye alarak, "felanca zambilime konan böcek daha semtime uğramasın" gibilerinden çıkışlar yapıyor, dönülmeyecek yollara sapıyordu... ama olsundu... orası bi bahçeydi ve kimin korkuluk, kimin küçük zambili, kimin uğursuz pok böceği olduğu aşikardı...

    chapter 7: çeşitli hallenmeler

    kırathane yavaş yavaş mekan taşıyordu... adeta 2 boyutlu animasyondan 3 boyutlu animasyona geçen bir grup şaşırmış garfield gibi pc kaavesi adlı, lynch'in dinç, jerfo'nun hırbo olduğu soğuk asfalta yapışıyordu zambililer... zamanla karşılıklı tanışıklığın derecesi ilerliyor, yakınlaşmalar artıyordu... hay huy derken günler günleri, haftalar ayları kovalamış hallenmeler ayyuka çıkmıştı... artık o düş bahçe çok uzaklardaydı... staring girl 19 yaşında, sabah yıldızı lucifer bir obez olmaktan çok uzaktı... tamam belki (bence) star kız 19 yaşında olmaktan çok uzak değildi ama asfalt betondu işte...

    chapter 8: kaavenin ağası

    gidip gelmeler, hoş beşler arttıkça çeşitli statüler, mertebeler, usta - çırak ilişkileri de meydane çıkmıştı kaavede... patron tüm nezaketi ve erdemiyle misafirlerini ağarlıyor, çay kaave tepsisini yaşça küçük chico'ya bile gezdirtmiyordu... siz benim usta - çırak ilişkisi diyerekten ters köşelere yatırıvermelerime bakmayın... öyle beyefendiydi işte o muhterem zat... kaavenin ağasıydı, reisti bir yerde ama aramızdandı, berimizdendi oy o! pc kaavesinin horozuydu... ama bi gün de "ne buralarda dolaşıyon la chick jerfo" diye horozlandığını görmedim allaıma...

    chapter 9: colin farrell

    kaavenin bir yiğidi de riggz adlı yağız bir delikanlıydı... külhanbeyiydi rigz... sevmediği filme, kıl olduğu oyuncuya sayar söver, o ağzını yamulta yamulta konuşurdu... biri hem ince hem de kırmızı olan bazı hatlarda gezdi miydi de yumuşar, o fesini masaya koyardı... günlerden bir gün bu yiğit, alin colin diye atıp tutarken, güzel mi güzel, akıllı mı akıllı iki kaaveciyi daha terbiyesizliğine ortak etti... kızlar "yok colin efendidir, bi yamuğunu görmedik...", "saf irlanda kanı artı yapılı beden" dedikçe bizimki daha beter kabarıp, kirpiklerden detay vermeye başlayınca olanlar oldu elbet... daha fazla detaylandırıp, spoiler vermek istemem, de onu da araştırın kendiniz öğrenin gayrı...

    chapter 10: yine bir gün bizim pc kaave'de...

    lost in train station   17 Ekim 2006 05:11   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Chapter 1: Kök

    Edebiyat geçmişimizde yazarların düşünürlerin bir gazete/dergi etrafında toparlanması, oranın lokaline gidip çay çorba içmesi yine mevzubahis mecmuaya yazılar yazmaları dönemi vardır. Cumhuriyet öncesi dönemde başlayan bu alışkanlıklar, ülke içi politikalarda yoğun tesir eder hale gelmiş olup, cumhuiyetin ilanı peşi sıra çok partili sürece geçişede azımsanmıyacak ölçüde destek vermiş ve etken olmuştur.
    Yazarların düşünürlerin birer 'celebrity' olmadığı bu dönemlerde, bu zatların bir lokalde ya da direkt olark gazete dergi binasında çay çorba içip, memleket meselelerini tartışmaları yadırganmaz tepki almazdı. Bu zatlar saatlerce 'brainstormin'(geyik türkçesi) yapar, memleket sorunlarını rakıya meze yapar münakaşa ile huzur bulurlardı. Lakin telefon,telgraf,televizyon,tele-tabi gibi türlü türlü telenin ardı arkası kesilmeyen zuhuruna binaen, bu menem mekanlar azlamya, ortak bilincin hızlıca yeşerdiği lokaller yok olmaya başlamıştı. Ülkenin entellektüel(medya çevresi) odaklerı bireyselliğe çark ederek daralırken, bireysel başarılarda az yukarda sözünü ettiğim 'celebrity mastermind'lara yürü yakulum demiştir.

    Lakin unutmamlıdır ki tarih herdaim tatsız tekerrürlere hüküm giydirmez insanı. 90'lı yılalar 4'telelerin forsunu yitirmeye başladığı yıllar olmaktaydı, zira internet denen ahir zaman icadı iletişimin her kalemine ambargo üzerine amargo koymakta, icq'su msn'i falan olmayan ortamlarda makara konusu edilmekteydi.

    Chapter 2: 80630

    Tüm bu yükselen trendin içerinde bir nevi beyaz türklerin 'krem dö-lö krem' tabakasının toplaştığı, 80630 isimli site hayata geçmişti. Civardan insanların, yine civardan insanlarla takılıp hoş beş ettiği site aynı zamanda sinema forumlarına sahipti.

    chapter3: Familiar Faces

    80630 sinema topiği, ilk etapta insanların suya sabuna çok fazla dokunmadığı, 'Off topic', 'ilişkiler' gibi kıytırık hezeyanlarından vakit ayırıp 'Keyanu rivvss yeah! ' falan yazdıkları biryerdi.. gel zaman git zaman sinema forumları, stabil ve sadık yazarlar edinmeye başladı, gerek sinema sanatı üzerine yapılan yerli yerinde ve doyurucu tespitler, gerekse kalem kalem saygıya değer filmlerin taçlandırılmasıyla, kendine hasbir lezzet yakalamaktaydı. Salt Açılan başlıkların eğlenceli olmasının ötesinde, artık 'femiliyir' gelen çehelerin yine 'femiliyır' tepkileriyle, takip edilesi; edildikçe eğlenilesi bir yer olmuştu.

    Chapter 4: Yakınlaşmalar

    Bu karşılıklı hallenme, beğeni yumağı ve şelalesi, burada yazmakta olan türlü insanı aynı başlıklar altında toplamaya başlamış, bu zatlar zamanla 3. şahıslara karşı beraber tavırlar almaya başlamıştır. Artık insanlar birbirlerinin adlarını bilmekte kimisi sevimlilik yapıp yaşını büyültmekte, kimisi postlarının sonuna Hadin! yazmakta, kimisi david lynch pozuyla tozu dumana katmaktaydı, kimi samimiyetler 'git bana kurabiye pişir' ya da 'kurban olurum' gibi cümlelerle yeşermiş. Artık geriye bu zatı muhteremleri bir potada eritmek kalmıştı.

    Chapter 5:'Abi atla gel.. şu da gelicek'

    devam edecek....

    Riggz   17 Ekim 2006 03:11   aferim     (2 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :click

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.