toplam 47 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | penguenler |
| tuttum | Bonthey |
| tuttum | tanriyagmurdadir |
| tuttum | fermantasyone |
| tuttum | kuyrugunun pesindeki |
| tuttum | headlock |
| tuttum | focariumfulcrum |
| tuttum | Drowning Man |
| tuttum | atommm |
| tuttum | gregor panteleyevic |
| tuttum | karekaralamaca |
| tuttum | whoanswers |
| tuttum | Phris |
| tuttum | diosmi |
| tuttum | decari |
| tuttum | niyan |
| tuttum | henriette |
| tuttum | dor |
| tuttum | eaugunia |
| tuttum | zimbabweli |
~37 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
Ruhumun şaklabanlığı belli bir suskunluğun abartılı bir sessizliğinden öte bir şey değil. Kimileyin daha basit bir sessizliği arzuluyor, kendisini arıyorum ama ne zaman böylesine düşecek olursam, devamında bir inanç eksikliğinden kaynaklanan ciddiyetsizlik kendisini ortaya atıyor ve bir tavrı gerçekten gösteriyor olmanın can sıkıntısı olup çekiveriyor kendisinden beni tekrardan sahtenin gerçekliğine.
İnsan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise, katı ve duyarsızdır. Bir ağaç büyürken hassas ve esnektir, ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. Sertlik ve güç, ölümün refakatçisidirler. Uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. Çünkü katılaşan hiçbir zaman kazanmaz.
ingmar bergman'ın dahi olduğuna beni inandıran film bu bir insan personanın altında nasıl ezilir jung nasıl haklı çıkarılır filmde hepsi mevcut lynch'i derinden etkilemiş ayrıca film. bilhassa mulholland drive da bariz görülür bu etki
sözcük olarak hem maske, hem de kişilik anlamına gelir, ki bu durum yüksek ego ve komplekslerle yakın olarak ilişkilendirilebilir.
kişi, kendini topluma kabul ettirmek için gelişmiş personayı ortaya çıkarır ve bir rol mekanizmasıyla yeni bir hayat yaratır kendine. personayı üzerinde taşıyabildiğini ve bunun hayatındaki olumlu etkilerini gören insan, egosunu sahte bir kavramla tatmin eder ve bu da sonucunda -aslında öyle bir insan olamamanın fikriyle- kompleksleri getirir.
tüm bunların tartışmaya açık olduğu da söylenebilir aslında.. özellik günümüzde neredeyse hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve psikolojik olarak sağlıklı bir insan da yalanlarını/maskesini, kendi belirlediği bir unsur olduğu için "gerçek" olarak tanımlayabilmekte, bunun huzurunu samimi bir şekilde yaşayabilmektedir.
ve aynı şekilde tüm bu cümleler bile personanın bir getirisi olabilir. böyle de güzel bir kavramdır.
Taptığım yönetmen Ingmar Bergman Varoluşçuluğun sinemadaki en büyük temsilcisidir. 1966 tarihli bu film görüntü ve sinematografisiyle günümüze o kadar yakındır ki yanılmıyorsam bunu müthiş görüntü yönetmeni Sven Nykvist e borçludur. Zamanının çok ötesindeki bu Freudyen film usta yönetmeni ve fetiş oyuncularıyla sinema sanatının doruk noktalarındandır, hazmı zordur, ağırdır ama müthiştir. Üzerinde tezler yazılabilir rahatlıkla, enfes bir konusu vardır. Zaten Bergman, Tarkovsky, Kieslowski, Bunuel, Fellini, Wenders bana sinemada sanatın nasıl konuştuğunu defalarca göstermişlerdir. Onlar olmasa sinema o kadar sığ, yapmacık kalıcak ki, neyse bu filmi çok az kişinin izlediğini düşünüyorum gerçek sinemaseverlerin mutlaka izlemesini istiyorum...
valla beynim nevrim döndü hala proses etmeye çalışıyorum filmi..
(beni olduğumdan daha zeki ve kültürlü gösterdiğin için sana minnetarım, wikipedia)
latince maske anlamına gelen "phersu" kelimesinden türetilmiştir.
genellikle, "insanların günlük hayatlarından oynadıkları sosyal roller" anlamında kullanılır.
özellikle pop müzik literatüründe "tasarlanmış ve teatral kişilik" anlamı taşır.
david bowie, marilyn manson ve madonna bu kavram ile en çok put devirmiş sanatçılardır.
goofmann, insanların bizi sevmesi için aslında olmadığımız hal ve tavırlar içine girdiğimizi, arzulanabilen personalar yarattığımızı, tüm kişiliğimizin sadece bir şovdan ibaret olduğunu söylemiştir.
kişilik 3 kısıma ayrılır
1) sahne (sosyal ambalajımız)
2) sahne arkası ( ambalajlanma ihtiyacımızı farke edip, elimize makası ve süslü kağıtları aldığımız anlar)
3) mahremiyet (kendimiz ile başbaşa kaldığımız anlarda düşündüğümüz ve hissettiğimiz zımbırtılar)
ya o değil de ..
persona diye bi' playstation oyunu vardı zamanında ..
çok güzeldi .
sonra cd çizildi açmadı ps .
çok üzülmüştüm.
kimse hatırlamıyor ama .. ,[
Ama hareket etmeyi reddedersin. Konuşmayı reddedersin. O zaman hiç olmazsa yalan söylemiyorsundur. İçine kapanmış olur, herhangi bir maske takmaz, yanlış jestlerde bulunmaz, oyun oynamamış olursun. Sen öyle san! Gerçek, şeytanca acımasızdır. Saklandığın yer su geçirmez değil. Hayat dışardan sızar içeri. Ve tepki göstermek zorunda kalırsın. Hiç kimse de doğru mu yanlış mı, içten misin yapmacık mısın diye sormaz. Bunlar yalnızca tiyatroda bir anlam ifade eder. Hatta orda bile pek fark etmez. Niçin artık konuşmadığını, kayıtsızlığından çok güzel bir rol yarattığını anlıyorum. Anlıyorum ve takdir ediyorum. Hevesin geçinceye kadar da devam etmen gerektiğini düşünüyorum. O an geldiğinde, diğer her rolünü bıraktığın gibi bunu da bırakırsın...
bu yönetmenin filmlerini izlerken korkuyorum.insan psikolojisini derinden etkiliyor çünkü... persona izlediğim en muhteşem filmlerden biri... görsellik olsun replikler olsun sözle anlatılamayacak güzellikte... dünyanın en büyük yönetmeni vasfını layikiyle hak ediyor... iki farklı yüz ... biri sessizliğe bürünmüş diğeri ona bakan hemşire sonrasında tek benlik...
izlediğim en şiddet dolu film. bunu tarantino'da biliyor..
İngmar Bergman'ın Freudyen tarzdaki, neredeyse en gerilgin filmi.