kapıdaki 2 ensesi kalınla tartıştığımdan beri gitmiyorum. 15 kişilik italyan, ispanyol grubu hangi mantıkla almadığını da şu cümleyle özetlemiştir kendileri: "istediğimi alırım istemediğimi almam".
ayrıntı: grupta 11 hatun kişi mevcuttu.
yaa yaa.
istanbul'daki sıkı dostlarımın ve kuzenimin beni "hadi terası süper" diye götürdükleri, ikinci geceden sonra iyiden iyiye alıştığım güzel yer.. çok yukarıda olmasından ötürü, mutlaka yanınızda bir şeyler götürün, esiyo..
bi de herkes pek doğal bir arkdaşalık ortamında birbiri ile iletişiyor,
zaten pek tıkış tıkış olduğundan, doğal bi samimiyet mi kuruluyordur nedir,
her tür sanatla, sepetle uğraşan, sevimli bi sürü öğrencinin ve akademik insanların toplaşma ve tanışma yeri.
benim içinse özeldir,
hayatımda gördüğüm en acaüb el garabet deneyime şahit olduğum bir yer aynı zamanda.. sessizlik ile gelmiş, yanımıza oturmuş, pek naif, pek güzel bi arkadaşın ismini bile sormadan mekandan ayrıldık;o baktı, gülümsedi, hiç konuşmadı, sonra durmadan sorular sorduk, oğuz atay'ın beyaz mantolu adam gibi çekiştirdik,
kalkarken,o da indi o kadar katı bizimle, sonra, bikaç şey söyledi ve ardından da bir süre bekleyerek, bizim ekibin uzaklaşmasını izledi.. sırtında bir kamp çantasından küçük çanta vardı, bilmiyorum, belki o da seyyahtı, flaneurdü, kendisini gören ya da bilen varsa, "makoçoğlu bendim" diye ortaya çıkmasına aracı olursa, peyote'de biralarla ödülledirilecektir.
bu da böyle bi anımızdı, kesinlikle kurgu değil.
dolayısıyla peyote iyidir, hoştur, güzel mekandır... terası tabii daha da.
ayrı bir dj barındırması pek bir güzel, sakin kafa dinlenebileceğiniz, o alt katın basıklığından uzak durduğunuzdan içinizin huzur dolduğu mekan. Dünya barışını ilgilendiren çok önemli konuları burada konuşup tartıştıktan sonra, abi çok yorulduk hadi biraz aşağıya inip kurtları dökelim,piyasa yapalım diyerek keyfinize bakabilirsiniz. (ben hiç yapmam böyle, ama yapana bir şey demem mehe mehe).