Ayrıca film de sapıkların üst insan modeli olmaları niçeden aforizmalar vsvs
Çektiği son filmi. Salò o le 120 giornate di Sodoma
(Sodom'un 120 Günü)hayatını kaybetmesine sebebiyet vermiştir.
pasolini'nin filminde öne çıkan şiddet ve sadistçe öğeler
aşırı faşist toplulukları fena halde kızdırmıştır.
çünkü aslına bakmak gerekirse bu filmi herkezin
kolay bir şekilde izlemesi vede hazmetmesi basit
birşey olamamakla beraber kabul edilir türden bir film
değildir ama filmde aşırı tüketime ve kapitalizme göndermeler vardır.
pasolini çocukluk yaşlarında babasının baskısı ile büyümüştür.
ve bir türlü sevememiştir babasını. ilerki yaşlarında ise cinsel
sapmalarla karşılaşıp cinsi kimliğinide kaybetmiştir bir şekilde.
çocuklara taciz suçundan bir kaç kere hakkında davada açılmış
ayriyetten. çekmis olduğu son film yani salo'nun hemen ardından italyan aşırı faşist topluluklar tarafından linç edilerek öldürülmüştür.
anlatmak istedikleri anlatımıyla kendini aşan üstad...
saygılar..
“Siz okulunuz, televizyonunuz,gazetelerinizle
birlikte sahip olma ve yok etme düşüncesi
üzerinde temellendirilmiş düzeninizin savunucularısınız.
Ne mutlu size ki bir suçun üzerine güzel bir etiket yapıştırdığınızda mutlu oluyorsunuz.”
İlk filmi "Accattone"a Türkçe altyazı arıyorum...
faşistler tarafından linç edilerek öldürülmüştür. bkz. faşist
scott walker'ın tilt albümündeki farmer in the city adlı şarkı kendisine ithaf edilmiştir.
salo filmi yazık etti adama öldü ama ismi kaldı
özellikle salo'yu sinema salonunda izlemek nası olur acaba diyenler kaçırmasın, tekrar bu sansı olmayabilir!!
bu sene film festivalinde ustalara saygı bölümünde yer alacak yönetmen
yazdığı iki romanı türkçeye çevrilmiş ve yayımlanmıştır..
"ragazzi" remzi kitabevi 1992 (çev.:mehmet harmancı)
"teorema" can yayınları 1999(sanırım ikinci baskısı 2002 de yapıldı) (çev.:rekin teksoy)
-1968'de filme de çekmiştir ve katolik sinema ofisi ödülünü almıştır. film de güzeldir ama roman çok iyidir.-
bir de yine rekin teksoy çevirisi ile nisan yayınlarından '93'de "gramsci'in külleri" (şiirleri) yayımlanmıştır. bu şiirler ki onun sinemasını ve de bizzat kendisini anlatır. burada pasolini ile geçekten ilgiliyim diyenler bence okumalıdır..
yazar, ressam, şair, oyun yazarı, film yönetmeni, fotoğrafçı, katolik, marksist, eşcinsel...
salo bir vasiyet filmidir, italyan toplumunu (mussolini ardından) taşa tutmak için. bu, passolini'nin sade'dan yararlanmasını gerektirmiştir. aksine sade, fazla akılcıdır, kendi sapkın iç güdülerini kanıtlarken bile, sağduyuyu akılcı bir şekilde kullanır. passolini ise onun tam tersidir. akla inanmazdı çünkü çağcıl bir katolikti, ama bu onu kesinlikle "saf" bir şair, yazar yapmadı. o tüm iyiniyetiyle geldiği gibiydi dünyaya. namuslu, çalışkan, dindar... roma'da yaşadığı savaş sonrası şok, onu rimbaud ve gramsci süzgeçinden geçirdi. ve kendi "sivil şiir" ini yazmaya başladı, marksist oldu. ütopik sosyalist passolini (zıtlıkların birliği) (ve ben derim ki "zıtlıkların yakınlığı") topluma hem kendi "ahlaki kaydırması" (bir bakış-godard) hem de sade'ın usculuğu ile baktı. bu, ikisini bir noktada birleştirdi. salo ya da sodom.
"...gidiyorum hüzünlü de olsa,
biz yaşayanlar için usulca
inip, kül rengi gölgesiyle yöreyi
saran akşama bırakıyorum seni.
akşam işleyip büyütüyor her yeri.
çevreyi boşaltıyor ve ötelerde öfkeli
bir yaşamı besliyor, boğuk tramvay sesleri,
taşralı insan çığlıkları oluştururken
cılız, dağınık bir dinleti."
gramsci'nin külleri, VI
PİG! PİG! PİG!
"bugun cinsellik,toplumsal bir mecburiyetin yerine getirilmesi halini almıştır,yoksa toplumsal mecburiyete karşı bir zevk değil..salo'daki cinsellik bu durumun bir sunumu yada mecazıdır.son yıllarda yaşadığımız şey bu:mecburiyet ve çirkinlik olarak seks" diyen 20.yylın en önemli yönetmenlerinden biridir kendisi.
salo
bir filmden dolayı öldürülen ilk manyak...