toplam 1859 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~489 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 5 ... 25 önceki sayfa »
Placebo posteri Yüxexes Dergisi Haziran 2009 sayısında yer almaktadır.
Ortam ve mekan ara sesi olmuştur... Bundan olacak Biraz sıkmaya başladı...
6 senedir peşindn koştugum ,rock'n coke da playback yaparak kendinden sogutan gruptur, ama twenty years ile kalbime taht kurmuşdur
23 haziranı dört gezle beklememi sağlayan,konseri düşündükçe bi nebzede olsa öss bunalımını yok eden grup.
Son albümleri “Battle for the Sun” daha piyasaya çıkmadan yayınladıkları ilk single “Battle for the Sun” ile Avrupa listelerine zirveden giren Placebo İstanbul’da!!!
Yeni albümü 8 Haziran’da piyasaya çıkacak olan grup, turnesi kapsamında 23 Haziran akşamı da İstanbul’da olacak!
İsmini bir tıp teriminden alan ve ilaç niyetine verilen ama hiçbir fonksiyonu olmayan madde anlamına gelen Placebo, iki eski okul arkadaşının Londra Metrosu’nda karşılaşmalarıyla kuruldu.
Molko, Olsdal ve Robert’tan oluşan grup 1995'te ilk single çalışmaları “Bruise Pristine” i yayınladı. Albüm, Michael Stipe, Bono, David Bowie, Marilyn Manson gibi önemli isimlerin dikkatini çekince büyük gruplarla alt grup olarak turne serüvenleri başladı. Büyük çıkışlarını ise David Bowie turnesinin ardından, Bowie’nin 50. yaşgünü partisinde verdikleri konserle yaptılar. Robert bu süreçte gruptan ayrılınca Placebo yoluna, Steve ile devam etti. 1998 yılında grup “Without You I'm Nothing” albümü ile modern rock ilahları arasında yerini aldı. Başarısını ve farklılığını her albümde dinleyicisine bir kez daha ispatlayan Placebo, 2003 senesinde çıkardığı “Sleeping With Ghosts” albümünde elektronik öğelerle rock tarzını buluşturdu.
Grup bu albümle birlikte bir cover albüm ve “Live in Paris 2003 Soulmates Never Die” adlı bir dvd ile de hayranlarıyla buluştu. Grup 2004 yılının ocak ayında çıkardığı “Once More With Feeling” da tüm single çalışmalarını bir araya getirdi ve tüm single videolarını kapsayan bir de dvd çıkardı. 2006'nın Mart ayında ise 5. stüdyo albümleri “Meds” dinleyiciyle buluştu.
1 Ekim 2007 de Steve Hewitt gruptan ayrıldı. Yeni albüm onsuz hazırlandı.
Placebo, 9 Aralık 2000, 13 Eylül 2003 ve 3 Eylül 2006 tarihlerinde, İstanbul’daki hayranlarıyla buluştu. Şimdi yeni albüm ve yeni şarkılarla yeniden İstanbul’da!!!!
pure morning...
muzik ruhun gidasi mi gidasi...homofobik olmamak lazim bu hayatta...
"...rex, cum praesidet ipse in consilio caveat ne sententiam suam citius quam par est declaret; hoc si fecerit, consiliarii se ad nutum ejus applicabunt; et loco consilii liberi canticum ei occinent: ‘placebo.’"
*
"kral, danışma kuruluna başkanlık ederken yandaş olduğu tarafı açıkça belli etmekten kaçınmalıdır; bunu yapmazsa, danışmanlar onun fikirlerine ayak uyduracağından en sonunda öğüt verecekleri yerde, hep birlikte kendilerini “placebo” nağmesi okurken bulurlar."
francis bacon, sermones fideles sive interiora rerum, xx. de consilio
nedir bu placebo? yukarıdaki metinden anlaşıldığı kadarıyla "işe yaramayan" bir şey olmalı. artık yeteri kadar ahkamla da aktarmaya çalıştığım gibi, bacon için işe yaramazlık dehşet ürkütücülük demektir. içeriğe göre konuşalım; bir kral, niçin etrafında danışma kurulu toplar? cevap: öğüt çıkarabilmek için. peki, kral bu danışma kurulunda tartışmaya açılan konuda tarafını belli ederse ne olur? cevap: diğer danışmanlar da kralın eğildiği yöne kayar; bu durumda "danışma"nın özerkliği, işe yararlılığı ortadan kalkmış olur. o halde bacon'ın ironisini iyi anlamaya çalışalım; durum öyle bir noktaya gelir ki, artık danışmanlar "placebo" nağmesi okumuş gibi olurlar.
sosyomata baktığımızda placebo için kabaca iki mana görüyoruz: 1. ilaç niyetine verilen, aslında hiçbir fonksiyonu olmayan madde. 2. cenaze için yapılan akşam duasının açılış bölümü. rahatlıkla anlaşılabileceği gibi, fonksiyonsuzluk ortak payda; ölen için okunan hymn, okunduğuna göre mutlaka anlamlıdır ancak en nihayetinde ölen için okunmaktadır. o halde "placebo" dendiğinde ilk akla gelmesi gereken "fonksiyonsuzluk" olmalıdır.
araştırmamızı biraz derinleştirdiğimizde "placebo" kelimesinin 18. yy.'da sahte ilaçlar için kullanıldığını görüyoruz [max velmans, the science of consciousness: psychological, neuropsychological, and clinical reviews, (p. d. wall, "the placebo effect"), p.162, routledge, 1996]. kelime latincedeki placeo, -ere fiiline (placeo, cui ve citus, citum) dayanıyor: "memnun etmek", "hoşnut kılmak", "tatmin etmek" manalarına sahip. placebo, bu fiilin gelecek zaman (futurum simplex), birinci tekil kişisi oluyor; manası da haliyle "memnun edeceğim", "tatmin edeceğim" oluyor. hal böyle olunca p. d. wall'ın aynı yerde bildirdiği gibi "placebo" değil de "placebit" olarak kullanılması gerekir gibi görünüyor, yani "(ilaç) memnun edecek" (gelecek zaman, üçüncü tekil kişi) gibi. yine aynı yazarın dediği gibi ifade vetus testamentum, liber psalmorum 116.9'u andırıyor: "ambulabo coram domino in regione vivorum" ("yaşayanların diyarında, rab'bin huzurunda yürüyeceğim."). diyeceksiniz ki, "placebo" bunun neresinde, nasıl bir andırma var burada? ifadede geçen "ambulabo" "yürüyeceğim" manasındadır; bazı vetus testamentum'larda bu fiil "placebo" şeklinde geçiyor. aynı yazarın aynı yerde bildirdiğine göre, ölüler için okunan akşam dualarının giriş kısmı oluyor placebo, yukarıda da dediğim gibi. bir nevi "hocus pokus" gibi (ki bu da latincedeki "hoc est corpus" yapısından gelir; manası da şudur: "bu [isa'ya ait olan] bedendir").
geoffrey chaucer'de geçtiğine göre ("flatterers are the devil's chatterlaines for ever singing placebo...") placebo, şeytanın şarlatanlarının şakıdığı şey oluyor (a.g.e., 1996).
kısaca aktarmam gerekirse, üç unsurdan oluşuyor: 1. müşterinin (hastanın) inancı; 2. klinikçinin inancı; 3. hasta-klinikçi ilişkisi [edward g. conture, richard frederick curlee, stuttering and related disorders of fluency, p.282, thieme, 2007]. biraz yorumlayayım; doğru olsun veya olmasın, umduğunu alarak mutlu olma sanatı: placebo!
placebo'lar şeker hapları, tuzlu solüsyonlar ya da nişastalı haplar olabilirmiş [robert todd carroll, the skeptic's dictionary: a collection of strange beliefs, amusing deceptions, and dangerous delusions, p.291, john wiley and sons, 2003]. "bende mutlaka bir şey var" diyorsunuz ve size, örneğin, draje veriyorlar, iyileştiğinizi hissediyorsunuz. bu aslında sizin başından beri evvela hastalanmak daha sonra da iyileşmek istediğinizi gösteriyor. bir nevi hastalık hastalarının sine qua non başlangıçları ve sonları gibi.
hatta psikolog irving kirsch'e göre prozac ve benzeri haplar bile aslında placebo'nun insanlar üzerindeki yanıltıcı etkisiyle "iyileştirici" niteliktedir [r. t. carroll, a.g.e., p291]. yani, örneğin kendinizi iyi hissetmediğiniz an aldığınız prozac'ı, başından beri almak istiyordunuz zaten. prozac sizi iyi etti, çünkü siz böyle olmasını istediniz
placebo etkisine dair türlü testler yapılmış; kimi hastalara etkisi gerçek olan haplar kimilerine de placebo'lar verilmiş, ancak hastalar hangisinin gerçek hangisinin placebo olduğunu bilmiyormuş. bu teste "blind test" denmiş; daha fenası, bu testi yapan doktorlar da hangi hastalara gerçek hangi hastalara placebo verdiklerini bilmiyormuş; bu sefer testin en büyük kümede adı: "double blind test" oluvermiş [fritz spiegl, fritz spiegl's sick notes: an alphabetical browsing-book of medical derivations, abbreviations, mnemonics, and slang for the amusement and edification of medics, nurses, patients, and hypochondriacs, p.123, taylor & francis, 1996]. peki niye böyle bir şey yapmışlar? yukarıda söylediğim üç unsuru anımsayın. placebo sadece hastaların değil hastaya bakan doktorların da kapsama alanında gezinir; hatta bu da yetmez, doktor-hasta ilişkisinin kendisi de bu lanet placebo'nun can damarını teşkil eder.
bunun hayatımızın her anına sirayet etmiş olduğunu da eklemek isterim. kapıdan çıkar çıkmaz, "sabahtan beri bir dal içemedim..." deyip hasmını görmüş de birden silahına sarılmış gibi sigara pakedine sarılan insan evladı da aynı şekilde placebo'nun etkisi altındadır. düşünce gücü nanesine fazlasıyla kendini kaptıranlar bayılacak bu söylediklerime biliyorum ama; temelde şunu görmemiz gerekiyor; aksi olmazdı. hayvanları düşünün; prozac diye bir şeyden habersiz oldukları için başları ağrısa da ağrımasa da, önlerine iki koli prozac koyun, dönüp bakmazlar. çünkü istemenin farkında değiller. prozacsız bir yaşama programlanmışlar. evet mesele programlanma meselesi; insan da düşünsün diye var; hayvanlaşmaya yaklaştıkça placebo da hocus pocus da yalan oluyor.
okunuşu da "plakebo" şeklinde olacak, onu da belirteyim gider-ayak.
bugün bir kısa filmde müziğini alta döşemişler
rezillikti
placebo duymasın aman!
oldum olası severim kerataları,genelde ambulance-ilaç falan tedavilerle gecer son şarkıları ama olsun biz iyilerini seçelim,kişisel görüşüm başarllı,yanlmıyorsam lüksenburglu çoçuklar bunlar...\Placebo - Infra-red
sadece iki parçasını onayladığım lanet bi grup ve sahte etkilerle sahte tedavi yöntemi olarak kullanılabilen ilaç grubu....
ilaçlar daha çekici geliyo....:D
kız gibi güzeldir elemanları. içime işlemiştir tüm şarkıları. şu anda dinlemeye hiç halim yok.
enfes şarkılar yapan, tekrardan türkiye'ye gelseler de konserine gitsek dediğimiz gruptur.
like the naked leads the blind
i know i'm selfish, i'm unkind
sucker love i always find
someone to bruise and leave behind
yaptıkları müzik(?) ne kadar boktan da olsa...mukemmel bir isim secmişlerdir...mesela pink floyd placebo olsa daha bi adam gibi olurmuş...çaktın mı olayı ?