1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

psikopat ile ilgiliyim diyenler

toplam 64 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


psikopat hakkında psikopat

~24 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    öyle buyurdu 3'ün 1'i.

    hola   31 Ağustos 2008 17:50   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Psikopatların psikopatım dememesin ilişkin: eğer ben psikopat olsaydım sizi öyle olmadığıma ikna etmek için en iyi yol "biraz psikopat olduğumu" söylemek olurdu, di mi?

    (adamların kafaları bu tarz çalışıyor işte!)

    belaltindannotlar   30 Temmuz 2008 18:51   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Ayrıca, psikopatlar psikopatım derler. Onlar için önemli olan durumdan nasıl istifade edebilecekleridir. İşlerine geldiklerini düşünürlerse, psikopatım da derler. Onların söyledikleri kelimeler onlar için birşey ifade etmez, karşılarındaki için ne ifade edeceğine göre konuşurlar.

    belaltindannotlar   30 Temmuz 2008 00:27   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Bu vatandaşları anlamanın en iyi yolu, insan olmadıklarını varsaymak.

    Şöyle ki, kurtlar veya sırtlanlar gibi, yırtıcı bir tür düşünün. Sonra da bu türün avından dış görüntü olarak ayırt edilemeyeceğini düşünün. (Görüntüsü, sesi, davranışları vb koyundan ayırt edilemeyen bir kurt gibi birşey, ama acıktığında koyun yiyecek, bundan şüphemiz yok).

    Psikopatlar, insan türü ile beslenen yırtıcılardır, en iyi anlatım bu bence. Bir aslanın ceylanlarla duygusal bağı ne derecedeyse, psikopatların da insanlarla bağı o derecededir (ve eline tornavida alıp sağa-sola saldırmanın psikopatlarla hiç bir ilgisi yok, olsa olsa dengesiz denebilir). Onlar bizim etimizden-sütümüzden- vaktimizden, cüzdanımızdan, bedenimizden faydalanmak için varlar. Ve biz böcek öldürürken ne hissediyorsak, onlar da o kadarını hissediyor bize karşı.

    Ruhsuz ve vicdansız bir matematik onlarınki: bizim gibi davranıyorlar (ve biz her zaman kendimizi "insan sarrafı" sanma salaklığıyla onlardan hiç şüphelenmiyoruz), kimi seçeceklerini avlanan bir hayvan gibi seçiyorlar, mümkün olduğunca fazlasını alabilmek için tüm hünerlerini kullanıyorlar, Ve tükenmeye yaklaştığımızda da bir kedinin fareyi yemeden önce onunla oynaması gibi bizimle oynuyorlar.

    belaltindannotlar   30 Temmuz 2008 00:23   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    pisikop at ( atımın adıydı )
    Çin'e kop at ( çinden gelen atımın adıydı )

    darnassus   08 Mayıs 2008 04:50   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Yavvv benim psikiyatrim bana psikopat dedi ben psikopat değilimki sevmiyorum zaten doktorumu onu bağlayıp işkenceye maruz bırakmak bir de tecavüz etmek istiyorum.

    nosferatutr   21 Ocak 2008 14:40   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    vardır içimde psikopat 1 kişilik..

    Junkhead   26 Ekim 2007 18:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    saykodan alacaın akıl salı pazarında bedava

    qukembr   24 Ekim 2007 16:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    psi psi kop at

    teknefes2   18 Temmuz 2007 10:46   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    10 yaşlarındaydım..evimizin yanındaki inşaatın önüne kum dökülmüştü bense banyomu yapmış annemden ekmek arası peynizimi almış sokaga çıkmıştım kumla oynayan ve yaşcada benden baya küçük olan bi tanıdıgıma bişeyler sölüyodum ki inşaatın çavuşunun çekilin lan ordan oynamayın kumla falan die bağararak bizi dövmek üzere yanımıza doğru koştugunu gördüm.çocukla ben aslan tarafından avlancağını anlayan geğikler gibi güdüsel olarak kaçmaya başladık derken ben atlamam gereken bi yere geldim atladımda fakat kolum kırıldı hiç bi suçum yokken bunları yaşamam beni sanırım psikopat etti ki kolum iyileştiği gibi paramı biriktirip çok güzel bi rambo bıçağı aldım evet amacım tahmin ettiğiniz gibi çavuşu öldürmekti ama bıçağı sakladığım yerden bulan annem ne yaptı dersiniz....bıçağı götürdü satın aldığım yere ve üstüne biraz daha para koyup mikser aldı işte o an anladımki ben ne yaparsam yapayım annemden daha psikopat olamam...

    whiterockxxx   18 Temmuz 2007 10:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bilhassa yasam standartlari normal yahut normalin ustunde agzi sut kokan bazi bebeler, takildiklari tiki ortamlarinda yaptiklari agresif hareketlerle goze batmayi, bunyelere "psikopat" imaji asilamayi ister. "asarim, keserim, doverim" triosunu takildiklari bebe ortamina dikta etmeye calisirlar. bu tur ortamlarda yurdum bebelerince delicesine somurulen bir sifattir psikopat.

    harbi psikopatlik; yasam standartlariyla giristigi ters oranti sonucu kenar mahallelerde gelisir. ama orada "psikopatlik" bir sekilde insan metabolizmasina default olarak geldiginden, kimse bunun primini yapmaya kalkismaz. bilakis varoslarda "efendi olma" meyili saygi uyandirir.

    bir de "ben askerligimi komando olarak yaptim" psikopatlari vardir ki off off. bu konuya hic girmeyelim, onlari sinirlenince yaptiklarin yalandan titreme numaralariyla basbasa birakalim.

    saydger   06 Mayıs 2007 03:44   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Gazete manşetlerine yakışan bir kelimedir psikopat. Elinde kanlı bir balta veya bıçak ile, doğradığı kurbanlarının önünde çekilmiş resmine bakmak bile ürpertir içinizi. Ancak psikopatların sadece katil ya da caniler olduğunu düşünmek çok ama çok yanlış olur. Büyük bir olasılıkla, yaşamınızın bir döneminde bir veya birkaçı ile tanışmış, konuşmuş, birlikte çalışmış veya onlardan ders almış olabilirsiniz. Dahası bu psikopatlardan birinin değil, birçoğunun kullanmış olduğu taksi, dolmuş ya da otobüslere binmişsinizdir!

    Psikopatlığa, aslında az da olsa hemen her insanda rastlamak mümkün. Ancak bazı kişilerde bu doz yeterince yükseldiğinde, onlar için haklı olarak "psikopat" nitelemesi kullanılıyor.

    Çevrelerindeki kişilerin yaşamlarını karartmakta son derece başarılı olan psikopatlar, bu amaca ulaşırken çoğu zaman balta, bıçak ya da silah kullanmazlar. En büyük silahları tatlı dilleri, utanma ve pişmanlık duygusu olmayan vicdanları ve şeytanlıklarıdır.

    Psikologlar bu tür insanların büyük bir bölümünün hapishane-lerde demir parmaklıklar arkasında bir yaşam sürecekleri yerde, genelde sürekli olarak aramızda dolaştıklarını belirtiyorlar. Aslında çoğunun kanun ve adaletle ilgili hiçbir sorunu bile olmaz. Psikopatları iş dünyasında, bürokraside, siyasette, okul ve üniversitelerde, hastanelerde rahatlıkla bulabilirsiniz. İşin asıl tuhaf tarafı "acımasızlık, aşırı risk alma ve hilekarlık" psikopatların en büyük özelliği olurken, bu gibi davranışlar günümüzün çılgın rekabete ve hep daha fazla kazanmaya daya-lı dünyasında bilhassa iş ve ticaret hayatında artık olağan karşılanmaya başlanmış, hatta başarı için gerekli bir reçete olarak kabul edilmiştir.

    Çevrelerindeki insanların iş kariyerlerini mahveden, yaşamlarının altını üstüne getiren ve birçok ailenin dağılmasına yol açan psikopatların topluma vermiş olduğu zararları tespit edebilmek, psikologlar için yoğun bir uğraş gerektirmektedir.

    Psikopatlığın nedenleri ve bunların tedavi yöntemleri hakkında bilim adamları fazla bir şey bilmiyorlar denebilir. Araştırmaların bu kadar yavaş gitmesinin nedenlerinden biri bizzat psikopatların kendileridir. Karakter yapılarındaki bozukluk ve sürekli hile ve sahtekarlık arayışı içinde olmaları yüzünden, bilim adamlarının her türlü araştırma çalışmalarını boşa çıkartmaktadırlar. Çok rahat bir şekilde yalan söyleyen ve karşılarındaki kişileri manipule etmekten zevk alan bu kişiler, aynı taktikleri kendilerini tedavi etmeye çalışan psikologlar üzerinde de denemekten kendilerini alamazlar.

    Medical College of Georgia profesörlerinden Hervey Cleckley, otuz yıl süren uzun meslek yaşamında yüzlerce psikopatı inceledikten sonra ulaştığı sonucu şu sözlerle dile getiriyor: "Açıkçası otuz yıl sonunda bir karış mesafe bile alamadım!"

    Genel kanının aksine, psikopatlarda akıl hastalarında görülen belirtiler bulunmaz. Akılları yerindedir ve gayet net olarak düşünme ve muhakeme etme yetenekleri vardır. Peki öyleyse bu insanları böylesine acımasız yaratıklar haline sokan sebepler nelerdir? Bazı nedenlerden hapsi boylayan ve hapishane ile akıl hastanesi arasında mekik dokuyanları inceleyen yetkililer, bu insanlarda mutlak bir "gariplik" olduğunu iddia ederken, psikologlar bu tür herhangi bir belirtinin olmadığına inanıyorlar.

    Psikopatlar bundan yüz yıl önce, "moral değerlerini yitirmiş çılgınlar" olarak nitelendirilirken, bilim adamları günümüzde bu tür klişelere pek rağbet etmiyorlar. "Şeytan" ya da "ahlaksız" deyimlerinin bu kişiler için daha uygun olacağını belirtiyorlar.

    Örneğin, Michael'i ele alalım. Yakın bir zamana kadar Londra'da büyük bir şirkette üst düzey yönetici olarak görev yaparken, yanında çalışanlara karşı kinci tutumu ve insanların işine acımasızca son vermekten aldığı zevk ile ün yapmıştı. Birlikte çalıştığı insanları hakaret sayılacak sözlerle azarlamaktan, başarısızlıklarını başkalarına fatura etmekten ve bütün bunları özellikle yüksek sesle ve herkesin rahatlıkla duyabileceği bir şekilde yapmaktan büyük zevk alıyordu. İş yaşamı dışındaki tutumu da çok farklı değildi. Mizah anlayışı, başkalarıyla alay etme üzerine kurulmuştu. Espri ile alay arasındaki fark onun için pek de önemli değildi. Ancak son derece tatlı dilli ve cazibeli oluşu sayesinde, bir yandan evliliğini yürütürken, öte yandan sekreteri ile yasak aşk yaşamayı başarabiliyordu.

    Michael'in diğer personel üzerindeki olumsuz etkisini göz önüne alan şirket yönetimi, sonunda işine son verdiğinde tüm çalışanlar derin bir "ohh" çektiler. Onlar için Michael, "küstah, kaba ve düşüncesiz" bir insandı. Ancak psikologlar için "klasik bir psikopat"tan başka bir şey değildi!

    1985 yılında kişilerdeki davranış bozukluklarını tespit edebilmek amacıyla İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırma sonucu ortaya çıkan bulgular, tüm bilim dünyasını adeta şaşkına çevirmişti. Araştırmaya göre, toplumun yüzde 5'i, yani her 20 kişiden biri "psikopat"tı.

    Bu "şok araştırma"ya inanmakta güçlük çekilirken Amerika, Kanada ve Yeni Zelanda'dan gelen çok daha kapsamlı bir araştırmanın sonuçları, hemen hemen aynı gerçeği ortaya koyuyordu. Hangi ülke olursa olsun, orada yaşayanların yüzde 3 ile 6'sı arasındaki bir bölüm "psikopat"tı.

    Henüz Türkiye'de bu alanda yapılmış bir araştırma yok. Ancak kapsamlı bir araştırma yapılması halinde ülkemizdeki psikopatların oranının Batılı ülkelerden daha yüksek olduğunun ortaya çıkması ihtimali pek de şaşırtıcı sayılmamalı. Bunun en önemli nedeni ise, dayak ve kaba kuvvet gibi ilkel davranış biçimlerinin hala toplumsal bir gelenek olarak sürdürülmesi. Bu tür fiziksel ve toplumsal baskılar; ilkel inanışlar ve yaşam biçimleriyle birleştiğinde "psikopat nesiller"in yeşerip yetişebilmesi için, kendiliğinden ideal bir ortam oluşuyor.

    Toplumun hemen her kesimini etkileyen bu psikopatların davranış nedenlerini incelemek amacıyla, psikologlar dünyanın değişik köşelerinde çeşitli yöntemler denediler. Kişilik tahlili, psikoanaliz, beyin taramaları, davranış terapisi, çeşitli ilaçlar ve hatta ameliyat gibi...

    British Columbia Üniversitesi profesörlerinden Robert Hare, psikopatların beyin dalgalarının ritmi ile çocuklarınki arasındaki benzerliği gözler önüne seren ilk bilim adamı oldu. Çoğu psikopatın davranışlarının, istediğini elde edememiş şımarık bir çocuğunkine benzemesi, belki de psikopatların yeterli beyinsel olgunluğa ulaşamadıklarının bir göstergesiydi.

    Profesör Hare, araştırmaları sırasında ayrıca psikopatlar için bazı sözcüklerin de farklı anlamlar taşıdığını ortaya koydu. Sıcak - soğuk ve sevgi kelimeleri söylenip ilişki kurulması istendiğinde, psikopatların büyük bir çoğunluğu sıcak ile soğuk arasındaki ilişkiyi vurgularken, sevgi ile sıcaklık arasında bir bağ düşünemiyorlardı. Çünkü, onlar için duygusal bir kavram olan "sevgi"nin sıcaklıkla bir ilişkisi yoktur.

    Psikologlar, psikopatların davranışlarını çözebilmenin tek anahtarının kişilerin çocukluk yıllarında gizli olduğunu belirtiyorlar. İster vahşi bir cani olsun, ister agresif bir işadamı, tüm psikopatlarda görülen en önemli özellik şiddete başvurmaya olan yatkınlıklarıdır.

    Çocukluk yıllarında aile içinde dayak yiyen, şiddete maruz kalan ya da ailesi tarafından reddedilme veya beğenilmeme korkusunu sürekli yaşayan kişilerde, dünyanın ve insanların acımasız olduğu düşüncesi yerleşmeye başlar. Çocuk kendisinden başka kimseye güvenmemesi gerektiğine inanmakla kalmaz, başarı için herkesi yenmesi gerektiği düşüncesine de saplanır.

    Yaşı ilerledikçe bu görüşlerinin etkisiyle huysuz ve kavgacı bir yapıya bürünmeye başlar. Her türlü disiplin, kural ve yasaya karşı isyan edici bir tutuma bürünür. Bu davranışları sonucu, ailesi dahil olmak üzere, çevresindeki insanlar tarafından aşağılanır ve dışlanırsa, bu kez düşüncelerinde haklı olduğuna tamamen inanır. Tüm dünyayı kendisine düşman olarak görür.

    1970'li yıllarda Hawaii'de başlatılan bir araştırmada 700 çocuk doğumlarından gençlik yıllarına kadar sürekli denetim altında tutularak, bunların kişilik ve karakter gelişimleri izlendi. Araştırma sonunda, psikopat davranış eğilimi gösteren kişilerde bazı ortak özellikler belirlendi. Bazılarını şöyle sayabiliriz: Çocuğun çok zor bir doğumdan sonra dünyaya gelmiş olması, ilk yıl annesinden uzun süre ayrı kalışı, anne ya da babanın sağlıksız oluşu, huzursuz, gürültülü ve kavgalı bir aile ortamında büyümesi...

    Araştırmalar iki yaşındaki çocuklarda bile psikopat eğilimlerin ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Bu nedenle psikologlar çocukların bu yaştan itibaren sürekli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor, küçük yaşta yapılabilecek müdahalelerle bu çocukların büyük bir bölümünün topluma kazandırılabileceğini savunuyorlar.

    Yetişkin psikopatların davranışlarını değiştirmek ya da onları tedavi edebilmek adeta olanaksız. Bu olumsuzluğun temelinde psikopatların tutum ve davranışlarını doğal karşılamaları ve herhangi bir değişiklik ihtiyacını hissetmemeleri yatıyor.

    thecrowfun   28 Mart 2007 14:55   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    pisi pisikopatım billah yaparım seni sewiyorum der senden kaçarım:=))))

    schwarz   27 Şubat 2007 10:01   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    bi psikopatin dogrularinin toplum icin yanlis olmasi gerekliligini anlamadim gitti ben simdi.
    psikopatliga bakis acilari var genis acik

    kabakcekirdegi   26 Şubat 2007 03:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    yanlış yazmışlar ama olsun,sorun beynindedir biz psikopatların,sanıldıgının aksine etrafımıza zarar vermeyiz,onların aklı başındadır zira,bizim sorunumuz kendimizde,kısacası nevrotik istemsiz kasılmalar sonucu başgösteren şizofrenik,katotik ve ya aman öyle bişiler işte.bu kişilerde kişilik bölünmesinin oldugunu söylerler ama yok öyle bişi
    -hayır var
    -saçmalama bu bi şehir efsanesi
    -var dedim sana
    -bak getirme beni oraya
    -gelsen ne olur lan,NE OLUR
    -bak rezil oluyoruz diğer arkadaşlara karşı
    -şimdi böyle olduk de mi
    -ulan ben seninle evde görüşürüm

    psiqopat   22 Ocak 2007 13:27   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sadece aç kaldığımda ortaya çıkan 5486. kişiliğim.

    acikdeli   28 Aralık 2006 02:55   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    arkadaşlar tüm ahkâm kesenleri ve de ilgiliyim diyenleri ne bekliyorum.

    -*/DeLi KaRgA\*-

    thecrowfun   13 Aralık 2006 11:10   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    psikopat sirin

    vandaag   09 Aralık 2006 19:22   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    insan doğasında varolan sorunları takmayan kişilik.

    sedoshi sama   26 Kasım 2006 12:07   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    sahte psikopatlar!!
    orjisinden daha güsel bişi war
    piSikOpaT...

    blueflame   21 Kasım 2006 15:31   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :bhdr

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.