toplam 68 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | bayansiyah |
| tuttum | biblomaskesiz |
| tuttum | Adranus |
| tuttum | PaganIX |
| tuttum | laraaa |
| tuttum | tiya |
| tuttum | deliright |
| tuttum | kirmiziruzgar |
| tuttum | sam et |
| tuttum | marious |
| tuttum | djoz |
| tuttum | cangurel |
| tuttum | gezginn |
| tuttum | rakunzell rakkadar |
| tuttum | korhn |
| tuttum | SoLiStaNBuL |
| tuttum | seratonin |
| tuttum | anshiPENA |
| tuttum | gizemtr90 |
| tuttum | lady poyote |
~39 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
zaman o kadar uzaktı ki benden
ertesi günü bekliyordum her esintide
rüzgarın pikap barı son aylarda errror veriyor.Birkaç kez uğradık ama ortam eksilerde geziyor.Zaten rüzgar için gidilir bi yerdi, dökük, küçük çok küçük ,5 dakka sonra enseye tokat servis elemanlarıyla ( ki siz bide hesaba itirazda görün hepsi abiii kesiliyo) bardaki macayı hiç saymıyorum...,müşteri kalitesi düşe düşe bu hale geldi. Okuldaki gidenlerin yaşadıkları, her gidenin istemeden kavgaya karıştığı bir ortam.Rüzgar tamam tvlerde ama pikap bar hiiiççç gidilecek yer diil artık.Başka mekanlar var beyoğlunda, eğlenmek için, paramızla yaşananlar hoş diil..
Cahit Külebi şiiri;
şimdi bir rüzgâr geçti buradan
koştum ama yetişemedim.
nerelerde gezmiş tozmuş
öğrenemedim.
besbelli denizden çıkıp
kıyılar boyunca gitmiştir.
tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
yüreğini allak bullak etmiştir.
sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
bulutları koyun gibi gütmüştür,
okşayıp otları yaylalarda
büyütmüştür.
köylere de uğradıysa eğer
islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır
güneş altında çalışanlara
imdat eylemiştir.
sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
kıraçlarda mavi dikenler...
toz toprak gözlerine gitmiştir.
kentlere de uğramış ki yanımdan geçti,
haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.
bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
alıp gitmiştir.
şimdi bir rüzgâr geçti buradan
koştum ama yetişemedim.
soraydım söylerdi herhalde
soramadım.
Rüzgar / Sabahattin Ali
Arzularım muayyen bir haddi aşınca
Ve sözler kulaklarıma sağırlaşınca
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.
Tanrıların başı gibi başları diktir,
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,
Bakıyorum aşağlarda kalan hiçliğe.
Bu dağların bir rakibi varsa rüzgârdır.
Rüzgâr burda tek başına bir hükümdardır.
Burda insan duman gibi genişler, büyür,
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
Buralarda her düşünce sona yakındır,
Burda her şey bizden uzak, «o»na yakındır.
Burda yoktur insanların düşündükleri,
Rüzgâr siler kafalardan küçüklükleri.
Yanağıma çarpar kanatlarını,
Ve anlatır mâbutların hayatlarını.
Arasıra kulağını bana verdi mi,
Ben de ona anlatırım kendi derdimi.
«Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgâr!
Benim arık yalnız sana itimadım var.
Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden
Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.
Etrafımın sözlerine asla aklım ermedi,
Etrafımda bana asla kulak vermedi.
Senelerden beri hâlâ anlaşamadık,
Bende kestim anlaşmaktan ümidi artık.
Gözlerimde hakikati sezen bir nurla
Etrafımı süzüyorum biraz gururla.
Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
En büyük şey, en asîl şey küçülür burda.
Burda yalan para eden biricik iştir,
Burda her şey bir yapmacık bir gösteriştir.
Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!
Kimi gider vatan için can verir, yalan!
Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;
Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.
Şairlerin büyük aşkı fânî bir kızdır,
Bu dünyada herkes sinsi herkes cılızdır.
Ne hakikî aşktan burda bir çakan vardır,
Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,
Her büyüklük bir cüzzam gibi dökülür burda,
En muazzam ölüm bile küçülür burda.
Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
Zaman zaman mağlûp olsam bile etime,
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum!
Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,
En asîl şey seni buldum bu kâinatta,
Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,
Ne süse, gösterişe bir baktığın vardır.
Deniz gibi muamma yok derinliğinde,
Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.
Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin,
Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.
Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,
Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin
Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,
Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.
Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,
Senin gibi azamete âşıkım ben de.
İşte rüzgâr! Senin gibi ben de deliyim.
Islıklarım senin gibi inlemelidir,
Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
Rüzgâr! Sana, yalnız sana benzemeliyim.»
1931 (Atsız Mecmua, s. 2, 1931)
hiç kaybolmaz rüzgar, hep vardır o...
senden gider, başka birine dokunur...
yol alır ülkenden geçer, başka bir ülkeye...
senin hikayenden geçer, bir başkasına ulaşır...
hissetmeyi bilene taşır, dinlemeyi bilene anlatır...
insanların, ülkerin hikayelerini...
yeni türkünün müthiş şarkısı;
essiz gelir yanıma
başını dizime yaslar
öylece uyur,yağmur çiseler
damla damla gözyaşlarında
rüzgarı dinlenir kuytuda
ölüm ya da ayrılık
farkeder mi söyle
sensiz rüzgar olur da özgürlüğümle
ne olur durma gözyaşlarında
bugün de kal yarınlarıma
rüzgar uğultusunu hapsetmiş
içten içe esiyor
rüzgarın sesi kesilmiş gibi
ağaçlar kuytularda sessizce hışırdıyor
rüzgar bir sır gibi zamanını bekliyor
zamanla unutlurr herşeyy rüzgar gibi esip geçer duygularrr ne acı kalırr ne kederrr geriye kalan sadce mutluluk
ben seni kaybettimmm anladım ahhh
gündüzleri gecelere zor bağladımm vaaahh
hani zaman herseye ilaç ya ,
yalanmısss !
hani asklar hep gelip gecer yaa
kalırmıs .(
aşırısı zarar verenlerden... aşırı durgunluğu ve aşırı esişi...