Ceyhun Ceyhun Yılmaz o Yılmaz
dünya yıkılsa aldırmaz
bi çene bi çene hani yuh onu geçene
bu proğram bu çeneyi kaldırmaz
Best Fm, hafta içi her gün 12:00-14:00 arası
diksiyonuyla, teknigiyle, sunumuyla dört dörtlük olununca kazanılacak olan bir sıfat.
eger gerçek bir radyocuysa "radyocu"dan kasıt, önünde saygıyla egilmek lazım geldigini ben de yeni yeni ögreniyorum. alt aydır radyo tozu yutuyor olmama ragmen..
zor bir iş beceren, saygı duyulası insanlar...
DJ'i bi şeyler var!
coq qısqandıqım bi mesleq... oturduqun yherden çan çan çan qonusuph para qasanıon... bis derste qonusunja sherefsis hoja sınıftan atıo... lam bahçeye salsa bi sey demijem... illa 'qoridorda beqlein... zil calınca örtmenler odasına qelin' felam... lam acın bare önümüsü de yayımcı olaq bis de... qapatıolar dört dufar arasına hich sefmediqim muhappetler... yoq o qün qim nöbetjiyse tahtayı o silermish... üf yha... yoq abe bu böyle olmass... sorun benje eqitim sisteminde... defrim şarth...
haftasonu uğraşım :)
ahmet durakçı gelir aklıma radyo diyince ..
yakın ilişkiler içerisine girmemek lazım radyo programcılarıyla.. hele bi de stand-up yapıosa adam kaçmak lazım kendisinden.. böhüüü
bir ara ted koleji radyosunda 8 ay kadar dj gibi bişeydim. cradle of the filth yayınlayınca ayrılmak zorunda kaldım :D hehe
dışarıdan bakıldığında eğlenceli gibi görünen ama ''dışı seni içi beni yakar'' sözünün cuk oturduğu mesleklerden biridir.Her gün yaşanan her olay hakkında bilgi sahibi olmak,bilgi sahibi olunan herşey hakkında en az beş soru sorabilecek ve alınacak cevaplara yada sorulara mantıklı ,doğru ve çoğunluğu ikna edebilecek karşılıklar verilebilecek, bir dakika içinde konuyu,ele alınan bakış açısını ve dinleyiciyi konuya çekecek ipucunu ortaya atıp intro sonunda susmuş olmak, tüm bunları yaparken program formatına,yayın saatine ve dinleyici portfoyüne uygun bir uslup benimsemek,otomasyonla uğraşırken asistana laf yetiştirmek,mikrofon kapandığında en fazla iki buçuk dakika içinde özeleştiri yapabilmek,yanlışınızı kollayan meslektaşlarınızın eline koz vermemek,herhangi biryerde bir dinleyicniz sizi tanıdıgında mutlu olmak gösterdikleri sevgi ve alakayla ilk gün gibi heyecanla masaya oturmak,bin ytl maaşla şovalye gibi yaşamaya çalışmak, Ne kadar iyi olursanız olun mutlaka yerinizde gözü olan birileri oldugnu bilmek ve eğer yeterince iyi ilişkiler içinde değilseniz hep doğru bildiğinizi söylemiş bazılarıın çıkarlarını zedelemişseniz,zamanı geldiğinde ceketini alıp çıkabilmektir radyoculuk.Ceketini alıp çıkanlar unutulmaya mahkumdur her zman ama ün ,para ,makam için yalakalık yapmakta sakınca görmeyenler hep hatırlanır çünkü sadece mikrofon başında geçirdikleri iki saatle tanınırlar dinleyicilerince...İçinde olmadığında hep özlenir içinde olunduğunda (doğru insanlarla çalışılmıyorsa eğer) nefret bile edilebilir...
ben de olayım yauv, ne eğlenceli olur
bana kitap al
yalnız ve şizofren insan...
Ne güzel bir iştir kimbilir ya, hep özendim hep bir gün o mikrofondan bende seslensem diye düşündüm ama ,eski yıllardaki gibi ama şimdinin cümleleri arasına hep ingilizce kelimeler sıkıştıran , anlaşılmaz Türkçeleriyle mikrofondan haykırırak konuşan ,bizden çok uzak yaşantılar yaşıyormuş izlenimini veren sunucularına değil tabi ki.