toplam 19 kişi bulundu. 19 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Asy Asy |
| tuttum | Irish Chieftain |
| tuttum | mavramstf |
| tuttum | Gorg |
| tuttum | tormilong |
| tuttum | ferfecirr |
| tuttum | gaplumbaa |
| tuttum | Hedda Gabler |
| tuttum | applesauce |
| tuttum | Ent |
| tuttum | gerenimoo |
| tuttum | nana felix |
| tuttum | sebastianperez |
| tuttum | Gnshksvr |
| tuttum | thanados |
| tuttum | mellivora capensis |
| tuttum | the turist |
| tuttum | LeKe |
| tuttum | NuMB |
~17 ahkam var.
allahın siktir ettiği, burasını ben mi yarattımlan diye kendini sorguladığını düşündüğüm bir yerde trt fm de yeditepe istanbul dizisinin unutulmaz repliklerini duydum ya... yol boyunca uçtum...değişikti.
Görsellikten arımış bir şekilde sunulur dinleyicilere normal
bir şekilde izlediğimiz film veya her hangi görsel görüntüden
kat kat daha akılda kalır. çünkü burda görsellikte yapıldığı
gibi hayal gücümüz hapsolmuş durumda değildir. o yüzden
efenim radyo tiyotrosu çok muhteşem bir oluşumdur.
muhakkak bu duygu seline kapılmalıdır.
Çocukluğumun pazar kahvaltılarına eşlik eden en hoş ambiyanslardan biriydi. Voltran bile bu tadı verememişti vakti zamanında...
This Has Been Done Before…
Dünyaca ünlü ressamımız Bedri Baykam’ın günümüzde sanatın ve bütün avand gadre yaklaşımların karşı karşıya kaldığı durumu ifade eden bu manifesto değerindeki önemli sözüyle başlıyoruz Dramafon’un 2. Sayısına… Evet, 2008 yılında bir sanatçı, bir yayıncı, bir düşünür, daha önce söylenmemiş bir söz söylemeyi tasarladığında bu cümleye bir duvara çarpar gibi toslar:
Bu daha önce yapıldı…
Fakat gelin görün ki Dramafon’un ilk sayısını nisan ayında çıkardığımızdan beri, gerek basının, gerek okuryazar aydın kitlenin heyecanlı ve coşkulu tepkileriyle karşı karşıya kalıyoruz. Herkes şöyle diyor:
Bu daha önce yapılmadı…
Ancak biz bu yola çıkarken bunu biliyorduk. Evet, bu daha önce hiç yapılmamıştı. Daha önce bir radyo oyunu ve radyo kültürü dergisi çıkartmak hayal bile edilmemişti. Bunu bilerek gerçekten de zor bir yola girdik. Biliyorduk, kimse bize destek olmayacaktı, kimse bizim sesimize kulak vermeyecekti. Çünkü biz günümüz egemen televizyon kültürüne karşı çıkıyorduk. Ucunda yalnızca bir mikrofon olan mızrağımızla değirmenlere kafa tutuyorduk. Bİliyorduk herkes bize gülüp geçecekti.
Ama yanıldık…
Gazeteler, dergiler, televizyonlar, radyolar Dramafon’un ilk sayısını bizi şaşırtan bir coşkuyla karşıladı…
Şaşırdık…
İnternet sitemizi ziyaret edip televizyonunu kapatan yüzlerce kişi dergimize abone olmaya başladı…Aklımızın ucundan geçmeyen firmalar dergimize reklam vermek istediler…İlk sayıda ulaşamadığımız şehirlerden okurlarımız bize ulaştı, dergimize abone oldular…Hiç beklemediğimiz akademisyenlerden, yazarlardan, düşünürlerden destek aldık…
Gururlandık…
Güneş altında söylenmemiş bir tek sözün bile kalmadığı bir dönemde yeni bir ses, yeni bir solukla, gece gündüz çalışarak Dramafon’un Mayıs sayısını sizler için hazırladı.
dramafon
aylık radyo oyunu ve radyo kültürü dergisi
nisan sayısıyla yayın hayatına başladı
Kitap,dergi,gazete okuyun,sinemaya,tiyatroya,operaya,baleye,sergiye gidin...RADYO DİNLEYİN...
Lütfen televizyonunuzu kapatmayı unutmayın...
bugünkü TRT'de spikerlik yapan hatta televizyonda devlet sanatçısı adı altında geçen tün insanların ekmeği vardır orda hatırladığım kadarıyla çarşamba ve pazar akşamları oluyordu televizyonun pek de yaygın olmadığı en azından bizim evde olmöadığı zaman heyecanla beklenen özlenen bir aktiviteydi radyo tiyatrosu
radyo tiyatrosu deyince aklıma rahmetli macide tanır gelir. henüz ölmedi ama...
:) çok güseldi...heyecanla dinlerdik,ablam filan...
bazen şehirlerarası yolculuk yaptığımda radyoda sadece TRT radyolarının çektiği yerlerden geçerken tesadüfi karşılaştığım oluyor...gerçi bu da yıllar önceydi...epeydir uzun yolculuk yapmıyorum,radyo da dinlemiyorum...bu MP3 playerlar çıktı RADYO öldü mü ne...o diil de ben konuyu fena dağıttım sanırım...
radyo tiyatroları SICAKLIK'tır...o günleri hatırlamak bile hala sıcaklık veriyor...
çocukken radyoda denk gelirdi de dinlerdim.
hala bazen denk gelir dinlerim, çok tatlıdır radyo tiyatrosu.
trt-2'den dinlerdim karlı kış akşamları.manyak hayallere giderdim.
e geri gelirdim haliyle..
- usta
- ne var ismail
- usta ne olacak bu harbin sonu?
- iyi olacak
- nasıl yani?
- yemekli vagonda rakı içeceğiz.
- biz mi?
- biz.
- ee, kömürü kim atacak, kim sürecek makineyi?
- onu da biz.
- alayı bırak usta. kim kazanacak?
- biz.
- usta, bir sualim daha var. şu gördüğün raylar dolanır mı bütün dünya yüzünü?
- dolanır.
- demek ki harp olmasa ama yalnız harp değil, hudutlarda sorgu sual sorulmasa, rayların üstüne saldık mı makineyi dünyanın bir ucundan öbür ucuna varır.
- deniz dedi mi durur.
- gemilere binersin
- tayyare daha iyi
- ben tayyareye binemem usta, anamın vasiyeti var.
- tayyareye binme diye mi?
- hayır, karıncayı bile incitme diye.
- sen ne hafızın oğlusuun. zararı yok ulan yine de bineriz tayyareye. adam öldürmek için değil, gökyüzünde püfür püfür sefa sürmek için. şimdi sen hele ateşi bi süngüle.
Mazlum Çimen'in Feryad-ı isyanım kasetindeki eşsiz oyun....
oynayanlar:
usta: savaş dinçel
çırak: mustafa alabora
dinlemesi en guzel, hayal gucunu gelistirir, superdir yahu...
yakalşık 4 yıl önce ntv radyoda saatleri ayarlama enstitüsü yayınlanmıştı. ne hoş ne güzel bir deneyimdi. hala olsa hala takip ederim, üşenmem sıkılmam.
çocukluğumun uykusuz gecelerini çekilir kılan en güzel hatıralardan biri radyo oyunları. sadece sözler ve seslerle televizyonun bana vermediği hayal etme ve düş gücünü kullanabilme şånsını verirdi. çocuk aklımda şehirler, insanlar, yüzler, evler, seyahatler, peysaj, hayal eder, ertesi geceyi sabırsızlıkla beklerdim. hala ara arıyorum istasyonlarda (TRT'de özellikle), ama rastladığım tüm oyunlar dini hikayeleri veya efsaneleri konu ediyor artık. gerçekten bitti mi, yoksa benim mi haberim yok olan bitenden! radyoculuk bunca alıp yürümüşken türkiye'de radyo oyunlarının gelişerek arttığını görememek gerçekten şaşırtıcı... ve üzücü...