adalet mülkün temelidir düsturu, atatürk doğmadan çok öncelere dayanır, osmanlı'ya. "mülk" devlettir, ama bu kullanımda daha da ziyadesiyle halktır, iktidardır. osmanlıda halk da, devletin tüm teşkilatları da padişahın mülküdür zira. o kadar ikircikli bir kelime oyunu yok yani. tahtta oturana her şey mülk. (parlementer sistemde devlet toprağı dahil, mülk olarak görülmez.)"ev"in "evimiz" olması için de hakeza tam da o adalet sistemine, mülke ihtiyaç vardır.
ister meta, ister devlet olarak anlayın, rezalet mülkün temelidir.
özlü sözü laubali şekilde değiştirmiyorlar efendim. çağrıştıran halindeki 'mülk' kelimesi toprak, vatan, ülke sınırları içerisindeki alan anlamıyla kullanılmışken; cinastan faydalanarak türetilen bu yeni sözün diğeriyle alakasız biçimde 'mülk' kelimesinin sahip olunan şeyler, dünyevi mal varlığı anlamıyla kullanıldığı apaçık ortada.
atatürk'ün kalkıp da 'evinizi arabanızı adalet sistemine emanet edin' gibi bir öncelikle o lafı ettiğini düşünmek saçma olacaktır zaten.