toplam 2484 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~267 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 ... 14 önceki sayfa »
ROCK DINLEDIKCE DINLENESI GELEN ,DERIN HIRCIN DUYGULARA BIR ANDA KAPTIRAN,SUPER SESLERIN ELINDE HARKULADE MUZIK TURU...
Rockn Roll tıkla sende katıl...
Sınır yok...desekte bir yere kadar...
JapanRock (J-Rock)dışında batı ile ilgili hiç bir müzik dinlemem kesinlikle forever japanrock baska söze gerek yok:Dbu arada japon rock sevenler bana ulaşssın:D
sevmeyebilirsiniz, zevk meselesi... ama saygı göstermesini de bilmek lazım...
rock?
hmm...
rock'n'roll is I, I'm rock'n'roll... yeah!
\m/
insanın hangi ruh halinde olursa olsun (bana göre) kendini ifade edebildiği, huzur bulduğu, delirdiği, çıldırdığı, ağladığı, güldüğü, seviştiği uzun lafın kısası dilediği herşeyi bir çatı altında bulabildiği tek müzik türüdür. ben rock dinleyipte hiç " bu şarkıdan da sıkıldım yaaa " diyeni görmedim duymadım henüz :)
29 MAYIS CUMA KEMANCI
DREAM THEATER TRİBUTE NİGHT@ RADYOAKTİF LİVE
Giriş:12ytl bir yerli dahil kapı açılış:21:00 bitiş:23:30
güzeldi hoştu gel gelelim tükenmiştir. rönesansını yaşamış vede bitmiştir amma velakin güzel ülkem her boku geriden takip ettiği için başka türlerden müzik yapanlar henüz türeyememiştir. aşşağıda arkadaşında sıraladığı tülerin fazlalığına bakıldığında eşşeğin kulağına suyun çoktan kaçtığı zikredilebilir
soru: bugün batı'da punk ve heavy metal denilen akımlar var. şimdilerde türkiye'de de ortaya çıkıyor. bu gelişmeyi neye bağlıyorsunuz?
attila ilhan: bu çocuklar var biliyorum. aynı şey endüstri toplumu ve mekanizması yaşama biçimiyle bu derece baskıcı bir toplum olduğu sürece yeni yetişen gençler arasından bir kısmının bu tip şeylere heveslenmesini son derece doğal karşılamak lazım. yapacaklardır, bunu önlemenin imkanı yoktur. nitekim bu kadar uğraşmalarına rağmen önleyemiyorlar iste, durmadan çıkıyorlar. bunların ilk çıkışı existantialist'lerdir. paris'te 1940'larda çıkmışlardır. şimdiki heavy metal ne ise onlar oydu. kademe kademe generation geldi, sonra öbürleri çıktı. rusya'da da hulligan'lar ortaya çıktı. bunlar hep asosyal diyebileceğimiz hareketler. aynı şey sürüyor ve sürecektir. yalnız bunların provokatör tarafları var, belki o faydaları oluyor. dangalakça inanılmış bazı tabuları bunlar çok açık bir şekilde ihlal ediyorlar artık eskisi kadar rahatsız edici olmuyorlar.
soru: existantialist - varoluşçu akıma ilk çıkışını bağladınız. sanırım bundan sartre'ın varoluşçuluğunu kastetmiyorsunuz herhalde?
attila ilhan: onlarla ilgisi yok. existantialist diye bu tip marjinaller kendilerine isim takmışlar. yani onlar sarte'yi yahut da simone de beauvoir'i okumamışlardı. kendilerine existantialist diyorlardı o kadar. yani 'ben neysem oyum', 'hayat üstünde durmaya değmez', 'kafana göre yaşa'. bunu existantialist felsefenin çok suyunun suyunun suyu, yozlaştırılmış bir şekli olarak benimsemişlerdi. onlar arasında eşcinsellik çok yaygındı, grup seks yapılırdı, esrar çekilirdi. 40 seneleriydi. onlara aslında 'zuzu' denirdi. her dönemde olmuştur bu tip hareketler. ben sana türkiye'den söyleyeyim. 1930'ların sonuna doğru bobstil diye bir tür çıkmıştı. erkek ve kadın giyimleri vardı, kendilerini göre. nasıl punk'lar var şimdi. çok ince ip gibi bir kravat, çok kalın yakalı gömlekler, geniş omuzlu acayip ceketler ve altları çok kalın tabanlı pabuçlar giyerlerdi. ve garip bıyıkları olan bir takım adamlardı. gene işte marjinaller, topluma uymayanlar. şimdi bunlar dünyanın sonu değil, bu tarafı hikâye, hepslı toplasan kaç kişi eder? benim bu tarafım ağır basar. ben çok gerçekçiyimdir. ben etrafta öyle kuru gürültüye pabuç bırakmam. bakarım kaç kişi, ne kadar etkileri var? yalnız tabii topluma sirayet etmemesi için bunlara karşı tavır takınılabilir, eleştirilebilir. ama ben kişisel olarak özgürlükçüyümdür, bunlar olsun isterim. kime ne zararı var? kendilerine zararı var. yani işin içine uyuşturucu girmediği takdirde, uyuşturucu sağlık yönünden sakıncalı çünkü, bu girmediği sürece öyle giyinmek istiyorsa öyle giyinsin çocuk yahu, ne karışıyorsun? saçlarını maviye boyayacakmış, bana ne, o düşünsün. çünkü mavi bir saçla burada dolaşmak cesaret ister, mesela sen dolaşabilir misin? kolay iş değil bu?
...
soru: biliyorsunuz 60'lı yıllarla birlikte batı'da genç bir müzik akımı doğuyor. beatles'larla, rolling stone's'larla, pink floyd'larla gelişen bir müzik bu. burada özellikle sevgiyi, makinalaşmayı, tüketim toplumunu, anti-militarizmi, cinsiyet özgürlüğü vb. işleyen temalar hakim. bunu biraz açar mısınız?"
attila ilhan: batı'daki rock müziği akımının temelde dayandığı ritim, endüstri toplumunun ritmidir. rock ritmiyle fabrika ritmi arasında hiçbir fark yok. bir fabrikaya gir, rock ritmini orada çok rahat duyabilirsin. bu müziğin fabrika endüstrisi altyapısından üretildiği, onun ritmi olduğu bence kesin. muhtevasına gelince şu nokta rol oynuyor: biraz önce değindiğim şey, bu müziğe sahip çıkanlar, önü kapalı, yani istikbali olmayan çocuklar. bu toplumu bir inkâr projesini işliyorlar kendi ölçüleri içerisinde senin dediğin gibi aşk oluyor, sevgi oluyor, cinsel özgürlük oluyor filan. yalnız şu noktaya dikkatini çekerim, liberal burjuva toplumunun nihai aşamasında bunlar zaten vardır. yani liberal burjuva toplumunun son aşamasında aile dağılır, serbest aşk gündeme gelir, batı bu aşamaya hemen hemen varmıştır. onun için çocukların savundukları şeyler zaten olmayan yasak olan şeyler değil. yalnız çocuklar, bunları daha açık, orta yerde yapalım diyorlar, aradaki fark budur.
röportajın (yeni olgu, 1985) devamı için:
künye:
belgin sarmaşık (derleme), attila ilhan: açtırma kutuyu, röportajlar-2, sf.206-219, bilgi yayınevi, birinci basım, 2005.