Hayal gücün film salonunda tavanı izleyip, karşıda kahve içtikten sonra eve gidip 31 çekmekten ibaretse bu söylediklerini yapabilecek senin kadar marjinal insanların buralarda harcandığını hatırlatmak isterim .
Bu ülkede kültür yapılarının düğün salonu da sahil olmak üzere hangi şekillere büründürüldüğü konusunda bir fikrin var mı? Mesela Türkiyenin ilk konservatuvarının (o izlediğin filmlerdeki artist(!)lerin genelde çıktığı yer) Ankara Cebecide evlendirme dairesine dönüştürüldüğü ve hala belediyeden geri alınamadığı; Yada İstanbulda kaç adet sinema salonu, kaç opera binası yada kaç kahvehane,kerhane yada sonu haneyle biten kaç benzeri yapı olduğu hakkında...
Çok zeki insanlar tarafından opera'ya çevrilmiştir. Filmi beğenmesek tavanlarını izlediğimiz sinemamız gitti resmen, herhalde operadan çıkan sofistikeler hemen karşısındaki Gloria Jeans'ten de birer kahve içiyordur, mutlu mesut yaşıyordur. Evlerinde de Çığlık imitasyonuna bakıp 31 çektiklerine eminim.
İlgi konusunda bir bilgilendirme: Opera sahnesi olarak, çoğu temsilin biletleri neredeyse bir ay öncesinden tükenmekte...
bu hafta ne oynuyo bilen var mı
merci
çocuklugun bir parçasıydı.
en güzel atmosfere sahip sinemaydı.
sevgili yeşil kurdele, maalesef tepemizdeki türlü zeki (!) yöneticilerin bir dogması olarak hepimizde dayatılmış bir "para kaygısı" mevcut...
devlet okullarında eğitilen öğrenciler, eğitim verilirken para karşılığı alınmaz.üniversitede verilen eğitim, pahalı olduğu için "harç" adı altında bir miktarı alınır (karşıyım o ayrı).
kültür, turistik yerlere gidip peribacalarının önünde 32 diş fotoğraf çektirmekten ibaret edğildir.
klasik müzik dinlemek, bir kez operaya veya baleye gitmek.hiç beğenmese bile fikir sahibi olmak maksadıyla bunları en az bir kere yapmak kendi kültürüne verebileceğin bir katkıdır.
bir topluma verebileceğin eğitimlerin belkide en değerliside "kültür eğitimi"dir (böyle bir tabir yok ben uydurdum.bence öyle olmalı) ne kadar çok konser, ne kadar çok gösteri, sergi vs. olursa, toplum o kadar çok gelişecek, o kadar çok arttıracaktır kültürünü...
sırf meraktan bile olsa insanlar 2-3 milyona bilet alıp giriyorlarsa, bu bile gelecekte daha iyi durumda olabileceğimiz kanıtıdır bence...
ayrıca eğer maksat sinema salonu kadar dolu olan bir salon açmaksa, opera salonunu kapatıp düğün salonu açalım halay çekelim...
birkaç şey ekleyeyim...
süreyya operası, birbaşka değişle süreyya opera ve bale salonu, yıllar önce, birçoğumuz daha portakalda vitaminken zaten opera binası amacı için yapılmış ve hizmete başlamış bir binadır.daha sonra birtakım kişi ve kuruluşlar tarafından bu opera binası kapatılıp, sinema haline dönüştürülmüş, olanca güzelliğine rağmen bakımsızlığı ve pisliği nedeniyle yıllarca kötü bir biçimde hizmet etmiştir.daha sonra kadiköy belediyesinin katkılarıyla tekrar öz kimliğine dönüştürülmüş ve istanbul devlet opera ve balesi'nin ikinci sahnesi, istanbul'un anadolu yakasındaki tek opera sahnesi haline dönüştürülmüştür...
eğer bilet alıp bir temsili izlemeye giderseniz çok dikkat edin.sinema halindeyken varlığını bile bilmediğimiz birçok ufak ama hoş detay, şimdiki halinde ön plana çıkarılmış, özenle düzenlenmiş ve güzelleştirilmiştir...
bir profesyonel müzisyen olarak böyle tarihi bir salonda sahneye çıkmaktan dolayı çok büyük kıvanç duymaktayım...
opera salonu, acaba sinema salonu oldugu zamanlardaki ilgiye ve doluluğa sahip olabiliyor mu ?
işalla opera ve balo salonu olarak da sinema olarak gördüğü ilgiyi görür de onunla da avunuruz.. yoksa yazık olmuştur gerçekten..
opera ve bale salonu olması hem iyi olmuştur, hem kötü olmuştur ama hayırlı uğurlu olsundur.
bahariye'de yürürken güzel görünümlü bir binayı kaybetmedik diye avunalım, anadolu yakasında da artık opera ve balo salonu var diye sevinelim.
yeni şekliyle süreyya paşa opera ve balo salonu(belk bi gün bende orda arya söylerim kim bilir :p)
artık bu sinema yok :(
istanduldaki favori salonlarımdan biridir... su aralar kadıkoy belediyesi tarafından tadilatta...umarım yakın zamanda biter..
aynı süreyya sineması mı bilmem.. aydınlıkevlerdeydi benim gittiğim.. ilk kez "ilk kan" filmini sonra ibrahim tatlısesin bir agacın önünde yavaş yavaş kendini aşağı bırakrak öldüğü ve (ağladığım) ve bülent ersoyun kadına dönüşme filmini izleyip erkek iken göğsünü görüp utandığım..bir de oya aydoğan'ın gayetle erotik sahnelerini gördüğüm sinema salonu..(niye götürüyolarmış beni o yaşta o filmlere.. 7-8 yaşlarındaydım)
ilklere ve sonlara ev sahipliği yapan muhteşem bi mekandı, en son kapanmadan birkaç gün önce king kong'a gidip gözlerim dolu şekilde ayrılmıştım, hey gidi...
çocukluumun sinema salonu! ordan daha büyük bi yer yok sandıım yer. filmi bırakıp tavanını seyre daldıım.. sinema deil artık müze mi ne yapçaklarmış, orda sinema izlemeyenin hayatında kesinlikle bişeyler eksiktir..
ahh ah kıymetini bilemedim süreyya sineması bilsem böle olcaanı en son gittiim filmin çarlinin melekleri mi olurdu!
hee bide lise deyken nerdeyse her haftasonu kavga ettiğim biletleri kesen bi abi vardı girişte.
öğrenci bileti için illa paso mu görmek isterdi.
ben de inadına öğrenci kimliğimi gösterirdim.
abi otobüse mi biniyorum paso yu napıcaksın . derdim.
noldu acaba ona yaşıyo mudur hala ?
abi bu film süreyya da izlenir deyipte,üşenmeyip 8 saat yol gidilecek ender mekanlardan biri(YDİ)
hatta bazen bileti alır 1 saat öncesinden içeri girip üst katında oturup sinema saatini beklerdik...
:) güzeldi beee.
hayatım ilk sinema deneyimimi bana yaşatmış olan tarihi(ki tarih oldu malesef) sinema salonu.