konuşanların sırrı yoktur. ve hepimiz konuşuruz. her birimiz dile gelmezliğin celladıyız, her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız..
bazi sirlar mezara gitmelidir sizinle...
bir gün..
aşk'ın özü...
sırrı bilen sırdır sırrı bilen hayata hakidir
Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-, şâhid olduğu bir hâdiseyi şöyle anlatır:
'Birgün Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in huzûruna girdim. Hazret-iEbû Bekir -radıyallâhuanh- ile tevhîd-i ilâhî hakkında sohbet ediyorlardı. Aralarında oturdum. Sanki Arapça bilmeyen biriymişim gibi sözlerinden hiçbir şey anlayamadım. EbûBekr'e:
'- Bu hâl neyin nesidir? Siz Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile hep böyle mi sohbet edersiniz? ' diye sordum.
Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhuanh-:
'- Evet, bazen Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile başbaşa iken böyle sohbet ederiz.' buyurdu.
Hazret-i Ömer gibi dehâsından şüphe edilemeyecek derecede bir insan, öz lisânıyla vâkî olan bir mübâhasede idrâk güçlüğü çekerse, sıradan insanların ne durumda olacağı buna kıyâsen kolayca anlaşılabilir.
Vahdet deryasına dalan Hallac, derin bir vecd ve sekr halindeyken, üzerindeki tecellîlerin şiddetli girdabına kapılmış ve 'Ene'l-Hak' diye feryad etmiştir.
Mahrem bir sırrın böylece dile dökülmesi, insanların akıl kıstası ile ölçmelerine sebep olmuş ve akıl, bu nezaketi tartamamıştır.
Ebû Hureyre -radıyallâhu anh-, bu sırlı mânevî hakîkatlerle alâkalı olarak, halkın anlayamayacağı endişesiyle bir kısım hadîs-i şerîfleri rivâyet etmediğini şöyle ifâde eder:
'Ben, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'den iki türlü ilim ögrendim. Bunlardan birini halka yaydım. Ötekine gelince, şâyet onu yaymış olsaydım şu boynum kesilirdi.' (Buhârî, İlim, 42)
Ben hepsinin üstünde olan nurum, Ben her şeyim, her şey Benden ileri geldi ve her şey Bana erişti. Bir parça tahta koparın, ben oradayım; taşı kaldırın, orada Beni bulacaksınız. (İncil'den)
Allah, göklerin ve yerin nurudur...(Nur 24) Nereye dönerseniz Allah’ın Yüzü oradadır... (Bakara 115) O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir… (Hadid 3)
nermin bezmen___sır <----tavsiye ederim(;
sır kavramı bi de hiç anlaşılamayacak şey anlamında da kullanılır yani bilinse de bilinemez
kendine saklamadığın sürece hiçbir zaman yoktur sır!
kimileri için hayatta varolma kimileri için yokolma sebebidir...ve biz varolup yokoluruz sürekli...gerçek ama net olmayan görüntünün altında...
bknz:the secret
vakt-i zamanında harbiden deli satmış ama coğu entel takılan zurnaca sacamsapan bulunmuş,hakketnde sacmasapan bi kitap söle bi göz atıp incelerseniz veya incelediyseniz, kısır döngülerine maruz kalırsınız,okunasıdır yinede,önyargılı olmamak lazım,
bknz:yatmadan yüz fırca darbesindeki edebi sözler.
her insanın sırları vardır, sadece bazıları saklamayı beceremez. bazen bu sırların içinde günahları vardır, affedilmeyi beklerler ya da kendi günahlarını affederek, tanrı tarafından affedildiklerini sanırlar. bir bakıma kendilerini tanrılaştırırlar. öyle sırlar vardır ki, bazılarını ölene kadar saklamayı becerir insanoğlu, bazılarını saklamayı beceremeyip erken ölür. büyük, küçük hiç fark etmez herkesin sırları vardır. bazıları masumanedir, sadece bize aittir ve mutluluk verir. bazıları zihnin en derin köşesine itilmiştir, hatırlamak bile istenmez ama içten içe öldürür insanı.
gerçekler çıplak gezer...sır'lar ise siyah çarşaflar içinde...
en sade en mütevazi en manidar ve en güzel olanı paylaşılmayanıdır...biçim ve şekil itibariyle bilinmeyen her!şeye benzer...soylu ve gizemlidir...pay edildiğinde sıradan,klişe,basit ve popüler olur...
verirlerse tutarım.
kendimden sakladıklarım varmış benim.
bu aralar çok satanlarda görüp aldım ve baya iyi bi kitap bence tabi saçmalık olduğunu düşünen bi yığın da var