cemil meriçin said nursi hakkında yazdıklarını okursanız daha iyi olur.said nursiyle fettullah gülenin hiç bir ilgisi yoktur.said nursi osmanlı zamanındaki dini terbiyeyle yetişmiş bir islam alimidir.onun laik yada atatürkçü olmasını bekleyemezsiniz.başka bir zihniyetin başka bir devrin adamı o.kitaplarında islamın en büyük düşmanı olarak ingilizleri gösterir nasıl ingiliz uşağı olabilir.türkiyede hakkında en fazla önyargı bulunan insan kendisidir niye bilinmez.halbuki kürtler doğuda isyan ettiklerinde islamın bukadar sene bayraktarlığını yapmış bir millete kılıç çekilmez demiştir.
millet atatürke dil uzatıyor biz
said nursi'^ye dil uzatmıyoruz, niye ??
saygılıyız, değerlerimizi koruyoruz
daha rasyonel amaçları olan bir takım güçler tarafından kullanılmış son derece zeki bir islam yorumcusu.
Düşünceleri şeyh sait isyanına ideolojik zemin hazırlamıştır.Doğrudan ingiliz uşağı olduğunu iddaa etmek haksızlık olur.İngilizler her zaman olduğu gibi yerel unsurların manipüle edilebilecek olanlarını seçip kullanmışlardı.
bu arada sosyomattaki bu fetocu dalga birdenbire niye bu kadar kabarma ihtiyacı duydu onu da anlamadım?
enteresan...
@deli kurt
Bu etiket seni aşar,zekana uygun etiketlere uza !
Said'i Nuri'nin öğretilerinin çevrilmediği dil kalmadı.
üstad bırak bizi yabancı bir çok düşünür tarafından asrın filozoflarından kabul ediliyor.
buraya vatan haini oldugu bile yazılmış
yuh ya oha
vallahi kadar da cahil olunmaz
ne vatan hainliği birader ?
birinci dünya savaşında son talebisine(asker değil talebe) varana kadar savaşmış oldu yazılı tarih kitaplarında
ve hatta esir düştüğü. ve dahası ipten döndüğü
Şeyh Said'in isyan etmemesi için nasihatlerde bulunduguda yazılıdır.
bazı arkadaşlar zamanın gavsı Said'i Nursi ile Şeyh Said'i karıştırıyorlar galiba
Üstad Bitlisli aslen de kürttür ama yaşamı boyunca kürt olduguna diarlik bir cümle sarfetmemiştir.hala ona Said-i Kürdi diyenlerde vardır.hayatını İslama adamış bir muhterem hakkında kulaktan dolma bilgilerle konuşmak ne kadar doğru ?
risalelerinden sadace bir tanesini okuamn yeterli ama nerde bizde okumakı yok sadece duyumlara göre tavrımızı belli ediyoruz.
arap ülkelerinde de öğretileri okutuluyor.
bu ne cahillik ya
bknz: birinci sözler.
Atatürk'ün başlatıığı toprak reformunu yarıda
bırakarak bölgesinin ağalara ve şeyhlerin elinde kalmasında büyük pay sahibi olan Said-i Nursi zamanın iktidarı Adnan Menderes tarafından eli öpülerek el üstünde tutulmuştur. 1960 ihtilaliyle birlikte Said-i Nursi'nin cesedi de İhtilal subayları tarafından ortadan kaldırılmıştır. Ne mutlu ki bu ingiliz uşağı etnik bölücü adamı Atatürk'ün Şerefli subayları ortadan kaldırmıştır. Bu haine bir mezar bile fazla görürmüştür.
normal bi insan...
ortalama bi insandan birazcık daha akıllı hepsi bu...
Onun mantığını kavrayabilsek dünya ne kadar kolaylaşacak bir bilseniz. Biz dünyadan kaçabilsek yani, dünya peşimizden gelecek.
kendi yazdığı kitabı bile (hatta onun deyimiyle yazdırılan kitabı) günde 20 kez okuyan değerli bir zat. Bu zamanda kim bir kitabı 2den fazla okumuş heleki bu kitap kendi yazdığın kitapsa...
ifuaskme
bu laf bana çok tanıdık geliyor.genelde bu cemaattekilerin klişeleri aynı..
seda sayanın sabah programında rastlamıştım
bi hırsız hırsızlılığından vazgeçme hikayesini anlatıyordu
bi sabah rüyasında saidi nursiyi görmüş
-evlad benden değil Allahtan iste hidayeti demiş
sonra adam uyanmış etraftan said nursi sesleri duymaya başlamış heryandan
daha önceden hiç said nursi adını duymamış görmemiş
anlattığına göre gerçekten perişan sokakta geçen bi hayatı varmış zaten
neyse böyle yani çok acayipti şimdi böyle anlatmakla geçmiyo o adamı dinnemek lazımdı ağlattı vallahi benide
sonra helalleşmiş tüm yağtıı hızrsızlıklar için bulabildikleriyle
bi tanesinin bi bakkalmıydı marketmiydi hatırlamıyorum onun sahibinin parasını ödeyememiş çok çalmış ordan
adama demiş ben böyle böyle yaptım sana paranı veremem ama bak sana ayet getirdim diyorki eğer borcunuzdan vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır
adamda duygulanmış kim duygulanmaz!
sarılmışlar hakkını helal etmiş
o büyükler böyle büyüklerdir işte daha göremediğiniz o kadar büyük olumlu etkileri vardır ki tahmin edemezsiniz
bediüzzaman saidi nursi bu anlattıım
he yalan mı bu şimdi dilersen yalan dilersen doğru her şey gibi
ama bil ki allahın laneti yalancıların üzerinedir
son zamanlar iyice kin beslediğim şahsiyet
şeyh sait'i 'birader-i azamım' olarak nitelendirmiştir.'bağımsız kürdistan' ve isyan dönemlerinin 'feodalitenin yıkılışının getirdiği acele telaş'ın sonucu olan kanlı günlerin dolaylı mimarlarındandır
cuma namazına gitmez yani islam'da yeri olmayan bir eylem olarak 'cemaate muhalefet' günahını bizzat kendisi işlermiş..tek başına ibadet eder,camiye gitmezmiş.
ayrıca 'ilim sahibi olmak için,dini bilmek için,risale okumak yeterlidir'gibi megalomanik vehme kapılmış dini önder(!)
okuduğu medreselerde icazet alacağı mollaların yüzüne bir şey bilmediklerini,yeterli ilim sahibi olmadıklarını haykıran bir talebe imiş.
bunun yanısıra psikolojik sorunları olduğu tespit edilmiştir.
ne bahsedildiği gibi bir vatanseverdir ne de adeta kurulmuş oyuncak gibi peşinden koşulacak bir alim..
zira ışıkevlerinde peygamberin hayatı öğretilmeden çocuklara 'büyük üstad'ın hayat hikayesi ezberletilmektedir.
o müthiş aforizmalarını (üstadın vecizeleri)ezberlemeyen her şakirt,talebe vs. ye de 'şefkat tokadı'hazır ve nazır ikram edilmektedir.
nurcularin iddiasına gore allah tarafından her yuzyılda bi dini o caga gore yeniden yorumlamak icin gonderilen kisilerden biri oldugu soylenen kisi.
nur-cu-la-rın
Evet sedalar içinde en gür ve yüksek seda islamın sedası olacaktır. esselam.
Said Nursi hazretleri tarikat kavramını burada çok dar anlamda ele almış; nafile ibadetlerle uğraşmaktansa bilgilenmeye ve bilinçlenmeye önem verilmelidir, demek istemiştir. Bu sözün söylendiği zamanki dünya şartları son derece önemlidir. Bu söz yirminci yüzyılın ilk yarısında söylenmiştir. Bilindiği gibi, ondokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın ilk yarısı pozitivist ve materyalist düşüncenin egemen olduğu yıllardır. Pozitivizm ve materyalizm bu yüzyılın insanlarına, insanlığın ulaştığı son nokta olarak takdim edilmiş, din ve metafizik düşünce adeta öcü olarak gösterilmiştir. Doğu Avrupa ülkelerinde komünizm, Batı Avrupa ülkelerinde materyalizm, insanlığı ateizme sürüklemiş ve insanoğlu Allah’ın evinden kaçmıştır.
Bizin ülkemiz de ondokuzuncu yüzyıldan itibaren bu rüzgarların etkisi altında kalarak ateizmin eşiğine kadar gelmiştir. Din, devlet eliyle toplum hayatının dışına itilmiş, dine ve dindarlara adeta ölümünü bekleyen vebalı hasta gözüyle bakılmıştır. İnananların böylesine horlandığı bir ortamda elbette yapılacak tek şey insanları bilinçlendirmektir. O devrin eli kalem tutan sufi müelliflerinin yaptığı da o istikamettedir.
Tasavvuf, İslami hayatın zirve noktasıdır. İmanın ihsan kıvamında yaşanmasıdır. İmanın tehlikede olduğu bir dönemde böyle bir sözü, özellikle genç ve entelektüeller için son derece makul görmek gerekir. O günün öncelikli konusu iman idi. Ama bugün bütün dünyada yeniden dine ve İslam’a dönüşün hızlandığı bir dönemde tasavvuf v e tarikatların önemini görmezden gelip karşı çıkmak yanlış olur. Bu görüşün sahipleri tasavvufa karşı değillerdi.
Risale-i Nur da bu şartlar altında insanlara Müslümanlıklarını gereğini anlatmış olan Said Nursi hazretlerinin eserleridir. O gün için hayli hizmetler görmüştür. Ama bu kitapları bütün çağlara hitap eden, bütün kitaplardan daha üstün eserler olarak görmek yanlış olur kanaatindeyiz.