bilissel psikolojinin yapi tasidir diyebiliriz. hepimizin cok kucuk yastan itibaren olusturdugu binlerce $emasi var, iki yasindayken her dort ayakli hayvani isaret edip kopek diyoruz, at da kopek, inek de kopek, neden? cunku dort ayakli hayvanlara ait olusan ilk semamiz kopek. buna gelisim psikolojisi literaturunde asimilasyon deniyor; yani yeni bilgiye gore bilissel olarak mevcut semayi degistirme noktasinda olmadigi icin, cocugun yeni bilgiyi eski semaya uydurmaya calismasi. daha sonra kopek, kuzu, at derken farkli kategoriler olusuyor kafamizda, ve bu isleme de ekomodasyon diyoruz; yani mevcut semanin yeni bilgiler dogrultusunda degistirilmesi.
bunu sadece cocuklar degil, ergen ve hatta yetiskinler de uyguluyor. misal, ergen bir kiz ilk romantik iliskisinden sonra buyuk bir hayal kirikligina ugramasi sonucu (lutfen cinsel titresiminizi kapatiniz) erkekleri tanimlarken asimilasyona basvuruyor, yani diyor ki "erkeklerin hepsi kotudur". daha sonra bir baska iliski sonucu mutlu olmasi dahlinde, mevcut semasini ekomodasyon yoluyla degistiriyor. ayni sey basbaya, bildiginiz yetiskinler icin de gecerli. tek alman tanimisiz ve sevmemisiz adami/kadini, almanlar kategorisini asimile ediyor ve diyoruz ki, "baba, almanlar bitmis" sonra gisela'yla tanisip aglayarak mevcut semamizi ekomodasyon araciligiyla minciklarken, tahtaya on kez "ben irkci degilim, primitif semaliyim" yaziyoruz. mukemmele yakin haller bir nevi.
bu sema sekilliendirmedeki asimilasyon- ekomodasyon modu haliyle hafizayla da elele calisiyor. tum bunlari su diyecegime giris bolumu olustursun diye yazdigimi itiraf ederek bodos gireyim: tum hafiza sistemi ve icinden cekip cikarttigimiz tum semalar, bunlarin zaman icinde evrilmesi, devrilmesi, iste tum bunlara uyacak en guzel analoji akvaryumun suyunu degistirmektir. akvaryum suyunu cotanak diye baliklari yana sallayip taze su koyarak degistirmiyoruz. oyle degistiriyorduysaniz, degistirmeyin, yazik turuncu kuzulara. akvaryumun suyunu baliklarin dengeleriyle ve habitatlariyla en az oynayarak degistirmek icin nasil ki bir bardak yeni su ekleyip karistirip bir bardak eski su cikartarak degistiriyorsak, iste her eklenen yeni bir parcayla buyuk hafiza tekerlegini de oyle donduruyor ve benligimizi yeniliyoruz. ooh, disko. neyse, sonucta buna hafizanin kendini yenileyen dogasi deniyor. ha buyuk tekerlektir, akvaryum suyudur, bu tip artistlikler teoriye degil, bana ait. sonucta eger bu yaziyi bir yere baglayabileceksem kismetse bir noktada, buradan candan ercetin'e seslenmek isterim, "parcalandim, ve her bir parcami ayri yere biraktim" sarkisiyla nice genc kizi emoluga ittigin yetmiyormus gibi, analojiyi de yanlis kurmussun beybi. o parcalar donen dev hafiza tekerleginin yarattigi ruzgarla yine tekerlege geri donduler ama ozgencil kacirdi demek, gunahi boynuna artik. turk popuna isyanim var semasi gelistirdigim bu baglamda, ekomodasyona koyayim cok afedersiniz.
mon bey adlı harikulade şeyi yeni dinlemiş biri olarak diyorum ki; pek hoş, pek güzel bir ses.. kıyak, kıvrak, akıllı bir tavır! tesadüflerin yüzüne gülmediği güzel müzik sever insanları düşünüyorum da; biraz reklama ihtiyacı varmış bu albümün.
''Ekho''adlı yeni cdsi ile yeniden aramızda:)ben ilk cdsi sanıyordum fakat çok eski plaklara sahip,cumhuriyet kadını ruhunu kaybetmemiş,ülke ülke sanatı için gezen,sesi ile 'mevlüt'e can getiren,canlı,tam bir türk kadını modeli..çok yaşa SEMA!
FİKRİMİN İNCE GÜLÜÜÜÜÜ:)
"... mazi kalbimde bir yaradır /bahtım saçlarından karadır /beni zeman zeman ağlatan /işte bu hazin maceradır /ne göğsünde uyuttu beni /ne buseyle avuttu beni /geçti ardından uzun yıllar /o kadın da unuttu beni..."
"...saçın bir deste ipek
kendi güzel bir bebek
seni gören bir melek
sanıyor ah kadıköylü.."
"...ipek siyah mantolu/ beyaz beyaz yakalı/ kalbim kalbim çarpıyor/ sana sana bakalı/ hem cakalısın/ biraz da fiyakalı/ ne yaman şeysin/ ne yaman şeysin/ karşıyakalı
"..fikrimin ince gülü, kalbimin şen bülbülü
/o gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni
/gördüğüm günden beri olmuşum inan deli
/o gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni"
...
detaylı bilgi için bkz
Semâ nedir biliyor musun?
Belî (evet) sesini işitmek, kendini unutup Allah'a kavuşmaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Dostun hâlini görüp bilmek ve lâhut perdelerinden Allah'ın sırlarını işitmektir.
Semâ nedir biliyor musun?
Varlıktan habersiz olmak ve mutlak fânîlik içinde bekâ zevkini tatmaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Nefisle savaşmak, yarı boğazlanmış tavuk gibi toprakta kanlı bir hâlde çırpınmaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Yakup peygamberin ilâcını ve Yusuf'a kavuşma kokusunu gömleğinden hissedip koklamaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Musa peygamberin asası gibi her dem Firavunun sihirlerini yutmaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Meleğin sığmadığı 'li mâ Allah' sırrına vasıtasız olarak ulaşmaktır.
Semâ nedir biliyor musun?
Şems-i Tebrizi gibi gönül açmak ve kudsî nurları görmektir