toplam 50 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~23 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
tutkulu aşkı çok güzel anlatan müzikler ve sözler.
şeker gibi yorumlar.
emeği geçen herkesin eline sağlık...
dünya döner sen dışında
odunun var mı kışında
sevda seni terkedeli
ateş kaldı mı düşünde....
BERDUŞ
SEVDAN SABIKAMDIR...
Gule
Su esmeri duru Gule
Gül çiğinden arı Gule
Bir göz vurup dönüp gitme
Koyma beni yarı Gule
Bir göz vurup dönüp gittin
Koydun beni dara Gule
Yolun açık olsun be Gule
Yürekleri gömelim küle
Gözlerin gelse de dile
Dost diyelim bile bile
Ey Sahrud ey hayat veren ırmak
Sen ki bir mene akmayı bitmedin
Ey yarı ömrümde açan ilkbahar
Sen ki bir gülümü mene dermedin
Ölümüm olur salınıp da gidişin
Kirpiğin gazar kabrimi ay Sahrud
Ellerin diker ellerin son söküğüm
Susuşum olursun susarım da ay Şahrud
Kederim Şahrud Hederim Şahrud Doymadan sene Giderim Şahrud
Kederim Sahrud
Hederim Şahrud
Doymadan acına
Giderim Şahrud
Ey dağa taşa ses veren ya Şahrud Bir men miyim yadlara düşmeyen can
Hani sendin aşklara nefes Şahrud Men değil sen ol odlara düşmeyen can
Avuç avuç bakışlarınla ya Şahrud
Kapanır ömrüm üzeri kapanır
Gözlerin gömer sesimi nefesimi
Susuşum olursun susarım da ay Şahrud
Söz - Müzik: Tunay Bozyiğit
Solist: Brilliant
Şiir: Kazım Koyuncu
biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,
ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.
apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel!
bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.
iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk
geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda
delice bir yangın parmaklarının buzulunda
ah şahrud,
her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli!
öpüyorsam ayrılığı gözünden
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin
meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
Şiir: Turnay Bozyiğit
Solist: Hakan Yeşilyurt
iki ayrı baharın dalıydılar
biri ilk digeri sondu
ve kanter icinde bir yaz aralarinda duruyordu,bahara yenildiler
şahrud taptazeydi,filizdi
yüregi günesi icecek denli kar yanginiydi.
her ucu ayri bir yesile sevdali,
cemreler yasamla arasinda ana sütüydü
toprak var gücüyle ayakda tutuyor
kendini ve dogurganligini ona sunuyordu
şahrud ise her dali yesile bir tomurcukla karsilik veriyordu
ictigi her damla günesle cicekleri citliyordu
sanirsin rengarek gülümseyen yeryüzüydü
seyduna ölüme ölümüne yakindi cinardi
sahrudun giyindigini soyunuyordu
ve gelinsi dallari soyundukca ciplakligindan utaniyordu
solan yüregiyle her seher güne biraz daha sari duruyor ve biliyordu
ten sogumasi cogu kez,elinde ak kefeniyle vaktinden önce geliyordu
ölümle yakin dostluguna birazda bu yüzden minnet duyuyordu
seydunayla sahrudun tek ve bütün baglari
ayriliklarida olan mevsimin en uzak dallarina tutunmalariydi
mevsim haziran sonunda kendini yakinca koptular
ve artik birbirilerinin kisinda bile yoktular...
Tunay Bozyiğit
seni görmeye geldim
çocukluyum, korkum, arsız sevincim
utangaç küfrüm, arızalı sevişmelerim
neredeysen çık ortaya
kara yeller eser olmuş yerinde
talan bağdaş kurmuş esmer derinde
nerede sarkık bıyıkları tütün nakışlı oğulların
can havlinin yangını lice`m
muska diye boynumda taşıdığım inancım
seni böyle lâl, mühürlenmiş mi görecektim
a diyarbakır`ımın zindanına gün düşürenim
zılgıtını üç ocak gibi anlında yakan
tütün yüzlü kızların nerede
kırık yıkık dönüyorum utanarak yanarak
ve
acısını getirdi lice`sinden
sapsarı acısını
redifim, ustam, ortağım, çırağım
gümüşî bir tabakada saklayarak
bense kürt kızlarının parmaklarını sarıyorum ipince
dumanını ciğerime bırakarak
yakılan lice`nin küllerini yüreğime damıtarak
Lal-i reyhan
dertler altında kalan
can çekişen yüreğime
bir yanıt gibi geldin
ağlayan yüreğime
bir ince soluk oldun
yüreğim çıktı güne
ışığım oldun, umudum oldun
yüreğim oldun sevdam
senle ağlarım senle gülerim
senle yaşayıp senle ölürüm
karlar altında kalan
buz kesen düşlerime
bir güneş gibi oldun amansız kışlarıma
bahar güneşi oldun
zemheri kışlarıma
ışığım oldun, umudum oldun
yüreğim oldun sevdam
senle ağlarım senle gülerim
senle yaşayıp senle ölürüm
bu şiir başlı başına güzel ama bir de şarkı halini dinlemenizi öneririm........
nasıl bir aşk bu kadar güzel tınılar bu kadar güzel şiirler getirir ki peşi sıra!
kaçağım
eşkiya aşklar yaşarım durmadan
kaşla göz dağla uçurum arası arası konar göçerim
sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar
sığsın isterler defnelere küçücük saksılarına
yetmezdağ başlarının teslimiyeti istenir
ya katli ya ihaneti
bilmezler başka yol olduğunu
yani ben eşkiya her yanı pusu
gözlerindeki dumanlı dağlara sevda, zülfünde gölgeye sığınmam bundandır
o zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna
buzullar erir nehirler yatak değiştirir
sevdalarını ışıklarında yıkarlar
sonrada yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar
çıplak suretleri dağ başlarını resmeder
o dem iklim değişir hüzün olur
yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur
kaçaklık bu
hadi gel şahrudum
dağlara gövde verelim
göğsüm tahtasının altı ol
yoksa vuracak hasretin beni bi tenhada
yakışırmı bi kaçağa ecel eliyle ölmek...
nasıl da inceden işleyen bir sızıdır
bu zulümlü gece.
oysa daha dün,
simsiyah bir gül görkemiydi yüzün..
seher sabahını sırtlardı dağbaşı omuzların
bakışların süzülürdü gözlerinin buğulu şafağından
ne de alazdı,çiğ düşmüş dudaklarının açılışı
çatılan gövdelerimiz tutuşur, karanlığı yakardık.
neylersem rakının dünkü tadı yok
mumlar dudağın kızılı yanmıyor
unutulmak en büyük kötülüktür
hunharca öldürüyor adamı..
ah! yıldızlar da orada kaldı
gözlerinde doğan yıldızlar
düşlerimin gök mavisi karardı
körüm kör, gel de senden kalanları gör.
yapraklarını bile tutamayan,
güz dalları ellerim.
yağmurun sesi kırılır etimde
canımın yangını sönmez içimdeee
acılardan geriye neyim kaldıysa,
yüklendim gidiyorum bir bilinmeyene.
vurmuşum sokaklara,çırılçıplak sulara
alaz dilli rüzgarlara karanlık,kan uykulara..
ellerim diyorum,
temmuz’da üşürse böyle
kalırsa karanlıkta bir başına
sarılırsa birbirine korkudan
senin eserindir.
zaman sakalını uzatıyor yüzümde
kırlaşarak..
iştahını etimde biliyor yalnızlık
karanlık üstüme üstüme geliyor
yüreğimde göç sesleri..
bir göç niye kabuk bağlamaz
kanar ha kanaaaarrr
aaah gövdemde biriken yağmurlar.
vaktidir,
serseri sular gibi yalınayak,
sokaklara düşmenin vakti…
serserinin biriyim ne ölü ne diriyim
bir yara da sen yükle öyle çekip gideyim
vurumuşum sokaklara çırılçıplak sulara
alaz dilli rüzgarlara, karanlık kan uykulara ..
benden sana yar olmaz,acıdan diyar olmaz
yüreği göç verende sevdalara yer kalmaz..
ölümüm oLur SaLınıpta gidiŞin
kirpiğin kazar kaBrimi ay Şahrud...
eLLerin diKer...
eLLerin son Söküğüm...
SuSuşum oLurSun...SuSarım da...ay Şahrud...
dinlenilesi türküler. anlatılmaz.