1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

sezai karakoç ile ilgiliyim diyenler

toplam 119 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.


sezai karakoç hakkında sezai karakoç

~67 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    ''Tanrım! Sezai Karakoç için teşekkürler...''
    mevlana idris

    didaktikdeli   5 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    ...

    ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
    bu kesik dansa karşı bana birşey öğretmediniz
    kadının üstün olduğu ama mutlu olamadığı
    günlere geldim bunu bana öğretmediniz
    hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
    ama yine de eşsiz zulümler için halka yalvardığı
    ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
    bunu bana söylemediniz
    insanlar havada uçtu ama yerde öldüler
    bunu bana öğretmediniz
    kardeşim ibrahim bana mermer putları
    nasıl devireceğimi öğretmişti.
    ben de gün geçmez ki birini patlatmıyayım
    ama siz kağıttaki ve kelimlerdekini
    ver sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz

    sezai karakoç
    (hizirla kirk saat)

    didaktikdeli   5 gün önce   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Hayatımda kıskançlık nedir bilmedim;
    Yalnızca mona rosa ismli muhteşem şiirin ilham kaynağı olan kadın hariç...
    Böyle bir şiir bir daha yazılmayacak !!

    kinslamer   5 gün önce   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Üşenmedim okudum 4 sayfa bütün iletileri.
    Ugurnail'in Sezai Karakoç hayranlığı güzel ama ilk iletisinde kime kızdığını anlamadım.Okuduğum iletilerin hiçbirinde ona burnu havada,mütevazi değil filan denmemiş.
    Neyse,eklenen şiirler harika.

    Macc   21 Eylül 2008 03:00   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
    sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
    -----------------dogunun yedinci oğlu

    kaosbagimlisiyim   05 Eylül 2008 03:43   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Elektrik lambalarının altında
    Kadın kanları
    Kadınlar susmuştu
    Konuşan erkekti
    ....
    herkesin sezai karakoç hikayesi vardır elbette:)

    vereyda   25 Ağustos 2008 18:25   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    İkinci oğul Batı ülkesinde

    Gezerken bir ırmak kıyısında

    Bir kıza rastladı dağların tazeliginde........

    mokkoo   15 Ağustos 2008 15:37   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Cağaloğlu'nda Derin Han'a girersiniz.... Bir kat çıkarsınız.... Kapıyı çalarısınız.... Daha önce elli kez görüşmüşsünüzdür fakat her seferinde heycanlanırsınız.... Kapıyı en az onun kadar güzel bir insan açar... İçeri geçersiniz.... İçerdeki odaya girersiniz.... Soldaki masada oturur... Sizi görünce çok küçük olmanıza rağmen ayaklanır... Selam verir... Karşısına geçer oturursunuz.... Size "Nasılsınız" diye sorar.... Siz cevap verirsiniz.... Bir ara suskunluk olur... Sonra çaylar gelir... Sonra onulmaz yarası olanlar, hastalığına şifa arayanlar onunla konuşurlar... Ferahlarsınız.... Bir daha hayatınızda böyle bir insan göremeyeceğinizi hep bilmektesinizdir...

    ugurnail   13 Ağustos 2008 01:58   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Necip Fazıl'a lisede para biriktirip gönderirmiş; sevgisinden...
    sürrealist denir..doğrudur ama edip cansever tayfasından farklı olması İslam'cı olmasıdır

    xelal   22 Temmuz 2008 17:13   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    sezai karakoçu tanımıyorum bir büyüğüm onunla dostluk kurmuş onun dediğine göre çok mütevazi bir insan şöhret peşinde biri değil imza falan bile vermiyormuş yeryüzünün yaşayan en büyük şairi olup bir de böyle mütevazi olmak gerçekten takdir edilesi bir şey.

    kurtcuk   18 Temmuz 2008 13:17   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    ''Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin ellerin ve parmakların '' . . .

    Sözleri ile beni benden alan mona roza isimli şaheserin sahibi olan üstad.

    kinslamer   17 Haziran 2008 17:43   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    MASAL

    Doğuda bir baba vardı

    Batı gelmeden önce

    Onun oğullari batıya vardı

    Birinci oğul batı kapılarında

    Büyük törenlerle karşılandı

    Sonra onuruna büyük şölen verdiler

    Söylevler söylediler babanın onuruna

    Gece olup kuştüyü yastıklar arasında

    Oğul masmavi şafağin rüyasında

    Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri

    Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere

    Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı

    Öcünü alsın diye kardeşini yolladı

    İkinci oğul Batı ülkesinde

    Gezerken bir ırmak kıyısında

    Bir kıza rastladı dağların tazeliginde

    Bal arılarının taşıdığı tozlardan

    Ayna hamurundan ay yankısından

    Samanyolu aydınlığından inci korkusundan

    Gül tütününden doğmuş sanki

    Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu

    Saçlarını güneş destelemiş

    Yıllarca peşinden koştu onun

    Kavuşamadı ama ona

    Batı bir uçurum gibi girdi aralarına

    Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr

    Alıp götürdü onu

    Ve ikinci oğulu

    Sivri uçurumların ucunda

    Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda

    Baba yağmurlardan anladı bunu

    Yağmur suları aci ve buruktu

    İşin künhüne varsın diye

    Yolladı üçüncü oğlunu

    Üçüncü oğul Batıda

    Çok aç kaldı ezildi yıkıldı

    Ama bir iş buldu bir gün bir mağazada

    Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı

    Fakat batinin büyüsü ağır bastı

    İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı

    Sonra büsbütün unuttu onları

    Şef oldu buyruğunda birçok kişi

    Kravat bağlamasını öğrendi geceleri

    Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler

    Patron oldu ama hala uşaktı

    Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü

    Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda

    Ondan hesap sordu o da

    Sırf utançtan babasına

    Bir çek gönderdi onunla

    Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi

    Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı

    Bu yüklü çeki

    İyice yaşlanmıştı ama

    Vazgeçmedi koyduğundan kafasına

    Dördüncü oğlunu gönderdi Batıya

    Dördüncü oğul okudu bilgin oldu

    Kendi oymak ve ülkesini

    Kendi görenek ve ülküsünü

    Günü geçmiş bir uygarlığa yordu

    Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı

    Batı bilginleri bunu kutladı

    O da silindi gitti binlercesi gibi

    Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle

    Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan

    Beşinci oğul bir şairdi

    Babanın git demesine gerek kalmadan

    Geldi ve batının ruhunu sezdi

    Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır

    Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair

    Topladı tomarlarını geri dönmek istedi

    Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini

    Kum gibi eridi gitti yollarda

    Sıra altıncı oğulda

    O da daha batı kapılarında görünür görünmez

    Alıştırdılar tatlı zehirli sulara

    Içkiler içti

    Kaldırım taşlarını saymaya kalktı

    Ev sokak ayırmadi

    Geceyi gündüzle karıştırdı

    Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara

    Baba ölmüştü acısından bu ara

    Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara

    Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda

    Bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda

    Bir de o talihini denemek istedi

    Bir şafak vakti Batıya erdi

    En büyük Batı kentinin en büyük meydanında

    Durdu ve tanrıya yakardı önce

    Kendisini değistiremesinler diye

    Sonra ansızın ona bir ilham geldi

    Ve başladı oymaya olduğu yeri

    Başına toplandı ve baktılar Batılılar

    O aldırmadı bakışlara

    Kazdı durmadan kazdı

    Sonra yarı beline kadar girdi çukura

    Kalabalık büyümüş çok büyümüştü

    O zaman dönüp konuştu :

    Batılılar !

    Bilmeden

    Altı oğlunu yuttuğunuz

    Bir babanın yedinci oğluyum ben

    Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden

    Babam öldü acılarından kardeşlerimin

    Ruhunu üzmek istemem babamın

    Gömün beni değiştirmeden

    Doğulu olarak ölmek istiyorum ben

    Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :

    Karşınızdakini değistirmek

    Beni öldürseniz de çıkmam buradan

    Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki

    Fakat değişmeyecek ruhum

    Onu kandırmak için boşuna dil döktüler

    Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler

    O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı

    Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı

    O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı

    Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı

    Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar

    En onulmaz yarası olanlar

    Ta kalblerinden vurulmuş olanlar

    Yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar

    cemalaga   02 Haziran 2008 09:19   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    yalnız ölmesini istemediğim adam... kitaplarından fil dişi kule yapılası..

    keceli kalem   09 Mayıs 2008 04:55   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    açma pencereni, perdeleri çek!

    monna rosa seni görmemeliyim...

    edebiyat öğretmenim ilk okudğunda tüylerimi ürpertmiş. her duyduğumda içimi bir tuhaf eden, farklı hikayesi ile mona rossa.
    şairi sezai karakoç. son derece severim kendilerini.

    VaLentinE96   29 Nisan 2008 00:22   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    "ben bir şarkı ben bir türküyüm
    ben Meryem'in yanaklarındaki tüyüm
    beni bir azizin nefesi uçurur
    içimde Allah'ın elleri durur
    cici ayaklarım iplikle bağlı
    ben onun sılası kendimin gurbetiyim"

    gibi kendisine şiir yazılanın ağzından saf, tertemiz dizeler söyleyen şair.

    huzunsari   30 Mart 2008 18:04   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    güzel adam.

    ytyilmaz   28 Mart 2008 20:22   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Sürgün ülkeden başkentler başkentine. yazmış üstat.

    dolunay13   04 Mart 2008 18:16   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    İNCİ DAKİKALARI

    Sen bana yeni yılsın her dakika

    Her dakika bir yaşıma daha giriyorum

    Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni

    Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın

    Ben bin parçaya bölündüm her parçasında

    Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın

    Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın

    Erkek ağlar mı diyeceksin

    Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı

    Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum

    Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında

    Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden

    Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey

    Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya

    Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde

    Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya

    Sen benim ağlamamı erkeklığıme

    Uyanan ölmeyen yenilenen

    Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan

    Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

    Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu

    Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

    Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam

    Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım

    Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım

    Şehrin ölümünü yanlış anlama

    Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar

    Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

    Senin odan günışığı en güzel müzik bana

    Farklılıklar odası

    Giden tren buharları içinde örümcek ağı

    Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak

    Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş

    Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

    Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum

    Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır

    Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim

    İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum

    Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur

    Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler

    Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur

    Oldukları yerde bile

    huzunsari   18 Ocak 2008 17:25   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    ........

    kemana veda

    yağmurda şeytan ve şapkası
    silahın ölümünü kutluyorum

    tren kaçırmış gibiyim

    sana veda

    diyen, insanın içini titreten şair.

    qubar   11 Aralık 2007 23:10   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    sezai karakoç fotoğraf çektirmiyor, röportaj yapmıyor,kitap imzalatmıyor.......... halbuki bunların hepsi nefse hitap eden şeyler.... kibir nerde öyleyse?

    huzunsari   04 Aralık 2007 12:34   aferim     (2 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :lula

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.