toplam 42 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~34 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
o kuslarin en gorkemlisiydi,
kanat cirpislari firtinalar cikarirdi uctugu semalarda..
o zumruduanka'ydi..
kendisi efsane,
varligini ogrenenler masal olurdu..
kizin rastgele ovaladigi bir gecede
pencelerini gecirip omuzlarina, mis kokulu yuvasina uctu anka..
gunes doguslarina dek dinledi kizin serzenislerini..
aciktikca kizi bir golun kenarina indiriyor,
kendi avlanirken onun gumus ayin golgesinde yuzmesine izin veriyordu..
ikisi de doyduktan sonra
kaf dagina, anka'nin mis kokulu yuvasina geri donuyorlardi..
ama bazen
butun gece anlattiklarindan yorgun dusen kizin teklifsiz uykularinin ertesinde
anka yok oluyordu..
bu yok oluslar kizin varolusunu cirilciplak bırakti..
onca yuksekte,
kuslarin efendisi, zumruduanka'nin mis kokulu yuvasinda soyundukca usudu kiz..
"gole gitmeliyim..su sicaciktir.."dedi ve kendini kaf dagi'nin
doruklarindan asagi birakti kiz..
efsane geri donup, kizi biraktigi yuvasinda bulamayinca, onu ilk penceledigi yere dondu..
kizi yine orada bulabilecegi ihtimali bile gunlerce dinlenmeden kanat cirptirdi anka'ya..
orada kiz yoktu.. anka yorgundu..
uykuya dalan kral, kizi sayikladi o guzel sesiyle dusleri yettigince..
tesadufen gecen kirlangic kanatlarina takip
tum gogu bu hikayeye boyadi..
kiz masal oldu..
o kadar uzak geldi ki bana hakkında anlatılanlar ey anka!
bu yüksek, bu teknolojik bilinçsizlikler beni boğmakta. inancımı körleştirmekte, mitlere inancımı, sevgimi törpülemekte. eski çağ yangınları yaratmaktaki beceriksizliğimin hıncını çakmaktaşlarından çıkarmaktayım. beni eritmekteyse külün bile, de ki bana bu sebepten kutsal ateş suları yangınını beslesin için, için için içmelisin...
desene bana küllerimi gözlerine sürme diye çekecek esmer kadınların sızılarını bilecek miyim?..
savunma
kahraman:sokrates
sokrates uzun bir savunma ve yargılanmadan sonra cezası verıldıkten sonra.halkın içinden geçiriliyo,ve halk hep bir ağızdan asılacak adam seytanın çocuğu cezası neyse verılsın derken kalabalığın içinde karısı çıkıyor ve'socrates seni haksız yere götürüyolar haksız yere öldürücekler' diyor,ve socrates karısına dönerek şu sözleri söylüyor.HAKLI YERE GÖTÜRSELER DAHA MI İYİYDİ. diyor benım için son noktadır bu sözler
paylaşmak istedim tessekkurler
zapata555 sevdiğim bi hikayedir... yalniz blogunu yoruma kapadığın için burdan idare edioz.
DAHA ÖZ VE KISA OKUYANA
Simurg, bir masal kuşudur.
Uzun boynunda beyaz bir halka bulunan, safran tüylü, güzel sesli, insana benzer kocaman bir kuş...
Kuşların sultanıdır.
Kaf Dağı’nın ardında yaşar.
Efsaneye göre, kuşlar, sultanlarını bulmak üzere toplanıp yola çıkarlar bir gün...
Yol uzun, yolculuk zorludur.
"Aşk Denizi"nden geçerler önce...
"Ayrılık Vadisi"nden uçarlar...
"Hırs Ovası"nı aşıp, "Kıskançlık Gölü"ne saparlar...
Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalar, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopar sürüden...
Kimi hırslanıp düşer ovaya, kimi kıskanıp batar göle...
Yolculuk bittiğinde, Kaf Dağı’nın ardına sadece 30 kuş varabilmiştir.
Sultanları Simurg’u bulamazlar orada...
Sonunda sırrı, sözcükler çözer:
Farsça "si", "otuz" demektir.
...ömurg" ise "kuş"...
"30 kuş", anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.
Ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
efsanesini mutlaka okuyun herkesin bilmesi gereken bi efsane mukemmel mukemmelll... ahkamlarda yazıo hikayesi yazının uzunluguna kapılıp yine üsengeclik yapmayın okuyun ltf...
kaleiçinde kedilerin dolaştıgı,ibo abilerin bol bulunduğu,4 nesil pakizelerin(kedilerin adı) gezdiği,sessiz sakin,alternatif mekan diecem ama alternetifliği kalmadı desemde yeridir.insanı ikilemlere sokan bi yer yani :)
iran efsanesi.her hatırladığımda kendimiz olmanın güzelliğini,insanın içinde ki güzelliği farketmek gerektiğini hatırlatır;düşündürür.
"perfect,they are all perfect.."tadında bir his.
bak güvercin karga veyahut görebileceğin bi kuş tepene pisledimi bi bilet aliim sonra ne biliim aaa şanslıyım deme.
ama olaki Simurg pislerse koş sağa sola al bilet milet ne bulursan.
o derece bi kuş yani
antalya kaleiçindeki bahçesi ilginç çalgı gibi şeylerle süslenmiş, masaların arasında dolaşan kedi sahibi garip bi işletme..
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix ), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.....
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası,Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş,İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri...
Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sabrı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...
"Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş;
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş.Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
Şâhnâme’de iki ayrı simurg vardır. Biri Zâl destanındaki iyi, Zâl’ı besleyip büyüten, Ahura yanlısı simurg, diğeri de İsfendiyâr hikâyesindeki Ehrimen taraftarı, kötü, insanlara zarar veren, İran’a düşman bir simurg. Her ikisi de olağan ve olağanüstü özellikleri birlikte taşıyan, büyücülük nitelikleriyle bilinen kuşlardır.
Simurg, Zâl bahsinde özetle şöyle geçer: Sâm’ın ak saçlı bir çocuğu olur. Oğlunun ak saçlı olduğunu görenlerin kendisini alaya alacaklarından korkan Sâm çocuğun çok uzaklarda bir dağa bırakılmasını emreder. Simurg yavrularına yem bulmak için dolaşırken onu acınacak halde bulur ve alarak yuvasına götürür. Ancak ilahi bir ses ona bu çocuğu korumasını, besleyip büyütmesini, çünkü büyük bir adam olacağını söyler. Simurg çocuğu besler ve büyütür. Delikanlı olduğunda adı sanı her tarafa yayılır. Bir gece babası Sâm rüyasında bütün heybetiyle oğlunu görür: Zâl babasına sitem etmektedir. Bunun üzerine babası yola koyulur ve Elburz Dağı’na gider. Orada simurgu bulur ve oğlunu teslim alır. Rivayetlerdeki anlatımlara göre Zâl sîmurgdan iki kez daha yardım ister. Sıkıntıda kaldığı anlarda simurg kendisine görünür, olağanüstü gücü ve gizli yetenekleriyle sorunlarını çözer. Eşi Rûdâbe’nin Rüstem’i doğurması sırasında çok sıkıntılı bir anda yardıma koşar. Rüstem-İsfendiyâr savaşında Rüstem’in yanında yer alır.
Simurg, Şâhnâme’de yalnızca ilahi güçlerle donanmış bir yaratık olarak değil, bütün evrenin sırlarından haberdar olan, zorlukları aşabilen, geleceği gören bir yaratık olarak da kabul edilir. Çok iri yapısı, son derece güçlü olması, Elburz Dağı’nda yuvasının bulunması, bilge ve akıllı olması, evrenin gizliliklerini bilmesi, her hastalığa çare bulması ve her sorunu çözebilecek bilgilere sahip olması simurgun özelliklerindendir.