toplam 10 kişi bulundu. 10 adedi gösteriliyor.
| tuttum | fee09 |
| tuttum | HuRRiCaNNe |
| tuttum | asyaca |
| tuttum | sokak perisi |
| tuttum | rock boogie |
| tuttum | hayallET |
| tuttum | maya payan |
| tuttum | nutellam |
| tuttum | kompozit malzeme |
| tuttum | digger |
~17 ahkam var.
diğer kitaplarına oranla çok daha başarılı bir kurgu yaratmış Ahmet Ümit.tam gaz okunabiliyor kitap.sonu tam bir sürpriz...İlkler neden her zaman daha etkileyici oluyor diye de düşünüyor insan bitirince kitabı.daha çok deneyim kazanılsa da,zaman geçtikçe daha güçlü olsa da insan,daha çok öğrense ve daha bilgili hale gelse de ilk hep başka,hep bambaşkaa.....
sonunda resmen şok olduğunuz roman. nasıl yani olmaz öyle şey diye beynimi yemiştim resmen.
http://www.sisvegece.com/
bu sitede çalan aynı zamanda dizinin soundtracki olan şarkıyı bilen yada bulan bana haber versin lütfeen!!!
alçağa çektiğim beklentilerle ve aslında hiç 'günümde' değilken izledim ben filmi..
ilk sahne, ilk sahne ve ilk sahne.. 3 ilk sahneyle açılıyor film. sonra film başlıyor. 'film' başlıyor. istanbulun 'bar'ında ya da memleketin 'köy'ünde gelişmiyor konu. yaşadığım ama bana yabancılaşan bir istanbul da geçiyor. karakterler çok soğuk. buz gibiler. birbirlerine bağlı gibiler..
suç var, zevk var, hayatta kalma uğraşı ve ayrılık var.
güzel sigara içen uğur polat mesela. mesela İLYAS SALMAN var hele bir de.
son zamanlarda izlediğim en başarılı türk yapımı. kesinlikle izlenmeli
final çok aceleye gelmiş, kimi oyunculuklar rahatsız edici, devamlılık hataları insanın gözünü acıtan cinsten, yer yer garip bi özensizlik ve anlamsız planlar mevcut... fakat tüm bunlara rağmen kendini belli bi ilgiyle izleten bir film olmuş sis ve gece... hiç hazetmediğim ilyas salman'ın (şener şen nüanslı, nefis) yaklaşık on dakikalık monoloğu, temel hikayeye hiçbir şekilde (hadi çok zorlama diyelim şuna) hizmet etmemekle beraber, filmin duygusunu zirveye taşıyan dakikalarını oluşturmakta... uğur polat kimi zaman teatral dokunuşlarla canınızı sıksa da genel olarak sürükleyici bir performans sunuyor... sonradan adının tardu flordun olduğunu öğrendiğim, "what was his name" oyuncusunun kısa performansını da başarılı buldum... yetkin dikinciler'de ışık görüp, selma ergeç'e "ne kadar da güzel bir insansın, sevgilin var mı?" dedim... ters köşeli finali (o kadar da tahmin edilemez değil ya, neyse...) başta da söylediğim gibi o kadar aceleye gelmeseymiş ve film şak diye bitmeseymiş keşke... (bu arada filmin sinematografisini de memories of a murder adlı güney kore filmine benzettim...
ugur polat gıbı turk sınemasının onemlı bır oyuncusunun boyle basıt bır konulu fılmde oynaması cok kotu olmus.
Bombos bır fılm
son yıllarda izlediğim en iyi türk yapımlarından..(o kadar az parayla yapılmasına rağmen) senaryo önemli bişey galiba..
Bu filmin içine giremedim. Çok uğraştım "Tamam şu anda başlarındayız filmin biraz geçsin"dedim ama yoook. Bu ne biçim oyunculuk! Sadece bir iki kişi olsa gam yenilmez ama Uğur Polat ve İlyas Salman dışında külliyen saçmalık. İnsanlar kameranın üzerlerinde olmasının verdiği gerginlikle doğallıktan ziyadesiyle uzak. Üstüne üstlük, yakın çekim sayesinde bütün mimik kusurları ayna gibi karşımızda. Gel de filmin içine gir. İmkansız.
Öpüşme sahnelerine de bir çift lafım ar.İnsan bu kadar kötü mü öpüşür kardeşim. İçinde bulundukları "yasak aşk ama harbi aşk ikilemi"ni vermek için hoyratça öpüşen iki insan bu derece mi vasat oyunculuk sergiler.
Ahmet Ümit romanı; Turgut Yasalar'ın senaryosu ve filmi...
*
Bu filmde iç mekanlar roman gibi, dış mekanlar "rap" şarkısı. Kadınlar, biraz epik, biraz lirik şiir; erkekler, sahafta keşfedilmeyi bekleyen ikinci el hikaye kitabı.
*
Diğer erkek karakterler arasından sıyrılan, [ama İlyas Salman'a (Cuma) takılan] kurşun kalemle çizilmiş duruşu, tasarlanmış bakışları ve özenle yazılmış cümleleri, kıskandığım bıyıkları, Sis ve Gece'den "kes-yapıştır" yapılmış bir üslubu olan bir tane başrol oyuncusu var bu filmin: Sedat (Uğur Polat). Soğuk, sakin, tedirgin, hesaplaşmaları olan biri.
Rolün hakkı verilmiş. Başarılı.
*
Bir de filmin çarpıcı bir rengi var: Turuncu. Ve, bu renge canlılık ve çekicilik kazandıran bir de karakteri mevcut: Mine (Selma Ergeç).
Adı belli, yeri belli, ama keşfedilmeyi bekleyen bir ülke gibi. Herkes biliyor, herkes konuşuyor O'nu. Herkeste bir parçası, bir cümlesi var. Ama, kimse "bilmiyor".
Selma Ergeç, doğru seçim. Kendisini, Yarım Elma adlı diziden biliriz. O zamandan hayrandım. Şimdi, popüleritesi artacak. Benden başkaları da hayran olacak. Kıskandım.
*
Filmin kendisine adanmasını sağlanmış; rolü ile dakikalarını, saatlere dönüştürmeyi başarmış oyuncu var bir de: İlyas Salman (Cuma).
Harika oynamış. Aslolan başrol değildir bazı oyuncular için. Hatta, başrolde şık da durmazlar. Sanırım, İlyas Salman böyle güzel bir yetenek.
*
"Oyuncunun, her rolü 'kendisine benzeten' esas bir tavrı mı olmalı; yoksa, şekil verilmeyi bekleyen bir hamur gibi, her rolde başkalaşabilmeli mi?"
İşte bu soru üzerinden, bütün oyuncular ve oyunculukları eleştirilebilmektedir. Bu bağlamda, son zamanlardaki ünüyle beraber, en fazla tartışılan isim Engin Günaydın'dır. Her şeyi, kendine benzeterek oynaması konuşulmaktadır. Hatta, bu bakış açısıyla, şu sıralar vizyondan olan Ghost Rider (Hayalet Sürücü) filminin başrol oyuncusu Nicolas Cage de eleştirilebilir. Her rol, aynıdır O ve onun gibiler için. Ancak, kendilerine ait üslupları ile faklılaştırırlar.
Bir de, her rolde farklılaşan, her seferinde "gözümüzün bir yerden ısırdığı, ancak çıkartamadığımız" kişiliklerle karşımıza çıkan oyuncular vardır. Jack Nicholson gibi, Erkan Can gibi.
İşte bu filmde de, Tardu Flordun (Piç Neco) "daha önceden karşılaştığımız" birisidir.
Sesiyle, kendisiyle "Daha önce nerede görmüştüm?" diye kendimize sormamızı sağlayan bir performans sergilemiş. Yakın gelecekte, dizilerin sayısı azaldığında, Türk Sineması çeşitlenmeye başladığında, daha başarılı bir şekilde izleyeceğiz sanırım kendisini.
*
Diğer oyunculara gelince: "Olmamış" diyebileceğimiz kimse yok sanırım. Belki "Şeref" (Ümit Çırak) karakteri daha az renkli, sakin ama yırtık olabilirdi.
*
Görüntüleri ve kurgusu çok başarılı. Müzikler de filme yakışmış. Post prodüksiyon iyi iş çıkartmış.
*
Kısacası, (gelecek hafta vizyona girecek olan Sinan Çetin'in Romantik filminin de çıkış noktası olmuş) Sis ve Gece romanının filmini gidin görün. Haa, bu film bir "unutulmaz" mı olacak? Hayır. Roman'ın, uzun metrajlı, etkileyici bir reklam filmi olmuş sanki. Ama, her program arasında, "çıksa da izlesek" dediğimiz reklam filmlerinden.
Güzel, güzel...
Son zamanlarda izledigim en iyi Turk filmi hatta en iyi film film diyebilirim.
Kesinlikle gidilip gorulesi film.
Eneterasan, kendi içinde bir bütünlüğü ve güzel bir atmosferi oluyor. Ahmet Ümit sevenler hoşlanacaktır. Ayrıca İlyas Salman kendini aşmış. Muhtemel bu filmden sonra başka projelere de çağırılacaktır.
ahmet ümit'in ilk kitabı. 6 kasım'da çekimleri başlıyor,filmde uğur polat,ilyas salman gibi isimler oynayacak. uğur polat'ı görmek için izlenecektir diye yanına işaretimizi koyuyoruz.