1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

sitcom beni tanımlar diyenler

toplam 7 kişi bulundu. 7 adedi gösteriliyor.

sitcom hakkında sitcom

~3 ahkam var.

    herşey fixtir sicomlarda lükstür.
    ben hiç farklı bi sitcom görmedim heğsi birbirine benzio nedense.
    herkes salonda oturur hatta uyur.
    ortada herkesin oturduğu büyükçe bi kanepe durur.dier odaları nadiren görürürüz.
    bi de sürekli birileri gidip gelir neden?
    bu insanların hiç mi özel hayatları yok?

    TuBass   25 Aralık 2006 20:20   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Sitcom’ların ömür boyu zincirli bir izleyicisi olarak kendime bu sıfatı vermemin şu an, şurada bir manası var. Bu programlar çok basit bir sorunun cevabı üzerinden üretiliyor. Neye güleriz? Aptallıklara, karı-koca kavgalarına, çocukların sorularına, dünyaya bakışlarına, kadın peşindeki erkeğe, erkek peşindeki kadına, vs. Bunlar zaten gündelik hayatımızın bir parçası olan şeyler ve yaşadıkça da gülüyoruz. Gülmek kötü bir şey değil, aksine doğanın bize en güzel hediyesi. Ama saatlerimizi televizyon karşısında geçirip aynı şeyin binlerce farklı versiyonu karşısında kahkahaları koyuvermek, karşımızdaki ekranda biri gülünce otomatikman sırıttığımızı kimi zaman sinirlenerek fark edivermek (kimi zaman hiç de onaylamadığımız şeyler karşısında) aslında burada bir sorun olduğunu hissettiriyor insana. Maalesef bunlar müdahale edebileceğimiz şeyler değil. Öte yandan, sanki karşımızdaymış gibi düşündüğümüz, gerçeklik algımızı zaman zaman bulandıran bu programlardan öğrendiğim bir şey var. Sanki aptallarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Gerçek çevremizle sanal çevremiz birbirine karışıyor ve biz de bunların etkilerini gündelik hayatımıza taşıyoruz. İnsanda müthiş bir taklit ve benzeşme yeteneği var. (Farklı olduğumuz için birbirimizi yeriz, ama benzerliklerimizin güzelliklerine bir türlü aklıselim ile gülümseyemeyiz.) Örneğin, zeka seviyesinin çok düşük olduğu bir ortamda uzun süre yaşadığınızda, istisnai bir direnme gücüne sahip değilseniz, yüksek zekalı bile olsanız bir süre sonra ortalamaya yaklaşmanız kaçınılmaz. Önce taklit sayesinde, sonra taklitin benzemeye dönüşmesi sebebiyle. Denecektir ki, zihin boşaltıyor, yorgunluk atıyoruz. Peki ama zihnimizi boşaltmanın bu popüler yolları dışında başka yollar yok mu? Gerçi burada da önümüzü tıkayan bir başka şey var. Sitcomların, genelde televizyonun ve esasen tv izleyicisi karikatüristlerin yarattığı tipolojiler. Klasik müzik dinlediğimizde, bir doğa gezmesine çıktığımızda, sevgilimize aşkımızı ilan ettiğimizde, ali sayılan, yüce sayılan ne varsa yaptığımızda bu tiplerden birine yaklaştığımız hissiyle içten içe huzursuzluk duyuyoruz. Kimi zaman öz-benliğimiz bu huzursuzluğu yenip bize beğenimize hitap eden bir müzik ya da kitapta esriklik yaşama imkanı sunuyor elbette, ama sanki hayat boyu bu öz-benlik sürekli örseleniyor ve gücünü kaybediyor.

    unplugged   19 Aralık 2006 23:33   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Amerika'da dogmus, Prime Time tv icin cagin bulusu olmustur. Kucuk bir oyuncu kadrosu, sureklilik gosteren ve gercek olmayan arka plani, ve diyalog uzerine kurulmus olmasi en belirgin ozellikleridir. Dizi konu olarak devamlilik icermemeye ozen gosterir, sebebi bir bolumu kaciran izleyicinin yeni bolumu izlerken bir oncekinin eksikligini hissetmesini onlemektir. Genel olarak da zaten kahramanlar her bolumde farkli episodlari oynarlar, yani farkli maceralar yasarlar. Tatiller icin ozel bolumler yapilir (misal x-mas bolumleri, easter, cadilar bayrami, sukran gunu, aziz partick gunu, sevgililer gunu ve tabi ki 4 temmuz) izleyicinin ahlaki yoklanir ve anamli mesajlar verilir! Genelde 30-50 dkk araliginda tek bolumluk eglence olarak ozetlenebilir.
    Peki sit-com niye cok tuttu?
    Cunku ne sinema filmi kadar uzun, ne de yarisma programlari kadar kisalar. Ve genel bir cogunluga hitap ediyorlar, toplumun cogunlugu bu dizi karakterlerini kendine yakin buluyor. Siradan olaylar yasaniyor. Bu yapimlar 80'lerden gunumuze kadar gelismekte olan genel bir orta direk izleyici kitlesinin imdadina yetismistir.
    Bizler de bu sayede "Cheers"da 'happy hour' yapmayi ve "Full House" ile San Fransisco'yu hayal etmeyi ogrendik. "Married with Children" ile ye acidik.
    Elbet ki Turk sit-com'lar hemen yapildi (Aman Cocuklar Duymasin, Kerem Ile Asli, ki orjinali Dharma and Greg isimli bir fox yapimidir vesaire vesaire) ve Turk izleyicisi "tore" dizilerine kadar bu yapimlarla oyalandi, mesgul oldu.

    boulder   15 Ekim 2006 16:58   aferim     (1 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :aftermath

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.