Bursa Nutku
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği![1]
M.K.Atatürk
OGS geçişine para vermeden geçmeyi kastetmiştim, yani köprü ve otoyolları bedava kullanılsın. Her yeri deli dumrul köprüsü haline getiridiler. Elbette köprü ve otoyollar halkın parasıyla yapıldılar ve ücretsiz olması gerekiyor. Otomobil kullanmaya gelince, ben aslında her türlü motorlu araca karşıyım, ama ortada bir gerçeklik var. Hükümetler bütçe açılkarını köprü ve otoyol gelirleriyle yamıyorlar, ayrıca otomobil kullanımı teşvik edilen bir ülkede yaşıyoruz, raylı sistemin komünistlik sayıldığı zamanlar çok eski değil. Yakıttan alınan vergi %70-80. Gazeteleri açtığında her yerde boy boy renk renk arabalar. Cazip fiyatlarla insanlara sunuluyor. Bir otomobili satın almak değil o otomobili kullanmak daha pahalı, ama işte insanlar egolarının esiri olarak bunun peşinden gidiyorlar ve bu durum da onların aleyhine çalışıyor. neyse bu uzun mevzu... insanlar kendilerine çekidüzen vermedikçe bu akıldışı düzen devam edecek, düzen kendi kendini bitirmediği sürece.
araba kullanmadım kullanmayacağımda güzel kardeşim ... ben toplu taşıma fetişistiyim ... bana bıraksan yönetimi boğaz köprülerinin üzerinden ray geçiririm ... bu arada gene diyorum mal değiliz kaç yıldır zaten ücretsiz olması lazım köprülerin ... şimdide para devlete değil yani kamuya bize değil özel şirketlere gidecek ... yani kendimizi soyuyoruz ... bundan kurtulmak adına tek yapılabilcek şey toplu taşıma kullanmaktır ... otomobil değil ... bu arada sanki herkes araba kullanmak zorunda çok lazım çoooooooook ...
şimdilik araba kullanmadığın belli.. (bu köprü ve otoyollar parasını çıkardıktan sonra bedava olacaktı, ama tam aksine bütçe açıklarını kapamanın yolu olarak kullandılar hep.) araba kullandığında bu eylemenin ne demek olduğunu daha iyi değerlendirirsin. mal muamelesine gelince, öyle bir niyetim yoktu. heyecana gerek yok.
bence tam tersi özelleştikten sonra kimse geçmesin alan şirketin götüne patlasın ... herkes toplu taşıma vağur otobüs kullansın ... düşündüm bu arada korkma mal muamelesi yapmana gerek yok esas sen manasız bir laf ettin onu düzeltiyorum ...
ne mi olacak? biraz düşün zahmet olmazsa
ee nolcakki o zaman ...
sivil itaatsizlik AKP'li gençlerin partilerine "Savunma yapmayın" şekline dönüştüğünde komik oluyor.... benim önerim ise şudur: Babamızın annemizin ve bizim vergilerimizle yapılmış Köprüler ve otoyollar özelleştirilecek işte o günden sonra herkesi OGS'den geçmeye davet ediyorum.
ileride daha da çoşar bu oluşumlar abd tipi oldukça güzel ülkem ama ... ben şimdiden vapurlara binerken yapılan aramalarda sorun çıkartmaya başladım ...
Tahakkümle sonuçlanan durum.
türkiyede yöntemden hala yoksundur. bir tek düşünceye özgürlük ve ana dilimi konuşmak istiyorum kampanyaları dışında
sivil itaatsizlik, insanın politik tercihine göre, yasaların veya devlet politikasının değiştirilmesi için gerçekleştirilen doğrudan, şiddetsiz, vicdani ama yasal olmayan politik eylemdir.
sivil itaatsizlik yasal yolların tıkanması sonucunda gerçekleştirilen yasadışı eylemdir. eylemin yasadışı olması insanların yasadışı örgütlenmeyi savunması anlamına gelmediği ve tamamen hak arama amaçlı yapılan eylemlilikler olduğundan meşrudur.sivil itaatsizlik eylemlerinin ortak bir paydası da vicdanlara -her insanın yapılanlar karşısında tepki vermesi veya haksızlıklar karşısında kendi özerkliğini devlet önünde koruma çabası anlamında- seslenmesi olduğundan açık bir şekilde yapılmasıdır.şiddet, sivil itaatsizlik eylemlerine ters bir olgudur ve diğer eylem biçimlerinden ayırmak için net bir çizgidir. şiddet, şiddeti doğurur. her türlü baskı ve zor araçlarını kullanan kurumlara karşı onların yöntemleriyle karşı gelmek zamanla onlara benzemeyi de beraberinde getirecektir.
Türkiye'de bu işi en iyi yapan sevgili Şanar Yurdatapan'dır.
hükümetin, baskısını üzerimizden atabilmek için hazır olunması gereken bi durum vardır, altta da açıklandığı gibi, her insanın ahlaklı ve saygılı olması gerekmektedir, bütüne karşı. bencil düşünmekten uzaklaşıp evrenin bir bütün, ve o evren içinde sadece ufak değersiz bir parça olduğunu hissetmesi gerekir.
mesela, çok nefret ettiğin bi insana neden zarar vermeyi düşündüğün halde zarar vermezsin ?
a) kanunlara göre yargılanıp ceza alacağım için.
b) bir canlıya zarar vermek son derece vahşice ve yaşam haklarına saygısızlık olacağı için.
bu soruya a yanıtını verenler oldukça tümden hükümetsiz olabilmek hayal gibidir, ancak insan bu bilince geçtiginde varolan sistemi yıkmak için gereken ortam zaten hazırlanmış demektir.
'personal evolution, global revolution'
ama bunlar gerçekleşmeden de itaatsizlik yapabiliriz, sadece daha kişisel ve daha zayıf olur. daha güçlü ve etkili bi itaatsizlik için bireye tam özgürlük verilmeli ve bireyin diğer oluşumlar ve hiyerarşik yapı altında ezilmesini önlenerek, bireyin kendi kendine varolması ve güçlenmesi için homojen bi ortam sağlanmalıdır.
her birey güçlü olduğunda ve bütüne karşı saygılı olduğunda zaten hükümete ihtiyaç kalmayacaktır.
ama böyle birşey zor görünüyor, özellikle tr'de çünkü bu sarmal bişey ve bu durumu düzeltmek için yapılması gereken çok sey var ve bunların gerçekten ne olduğunu bilen insanlarsa durumu değiştiremeyecek bir hiyerarşik statü içinde, ama dünyanın zaten kusursuz bi dengesi var, yaşadığımız hayatlarında, ve bu dengeyi değiştirmek çok zor :) o kendi dengesini kuruyor.
sivl ne itaatsizlik ne ya bırakın allahınıze severseniz apo olum hala değneği bulamadın mı
onların silahları ve kanunları olabilir ama yaşam bizimdir yaşasın sivil itatsizlik
waldo sen neden burada değilsin?
kavramı ortaya atan thoreau , yazısına şu iddialı cümele ile başlar :
"en az hükûmetlik yapan hükûmet en iyisidir" vecizesine kalbden katılıyorum ; ve bunun daha hızlı ve sistemli olarak gerçekleşmesini görmek de hoşuma gider . bu uygulanırsa , en sonunda , aynı zamanda inandığım , şu sonuca varılacaktır " aslında hiç hükûmetlik yapmayan hükûmet en iyisidir " ; ve insanlar buna hazır olunca , onların sahib olacağı hükûmet bu tarz bir hükûmet olacakdır .