Şahsen sobalı evde büyümemiş olmamakla beraber amcamların sobalı evleri çok hoşuma giderdi,geceleyin artık misafirlikten eve dönecekken arabaya kadar gitmekte çok zor olurdu acayip kıl birşey ya ne güzel sobanın yanında uyukluyorduk...
kova boşaltan, alt ve üst kapakçığı aç kapa işi yapan, üzerinde kaynayan suyun cız cız sesine bayılan, talaş ve sopa ikilisini, kömür isini iyi bilen, kışın burnundan siyah şeyler çıkan, en az 4 kez çoraplı ayağı sobaya dayayıp yakan, yanık portakal kabuğu kokusunu bilip, o kabukları küçük delikten ateşe yuvarlayan, soba sönmek üzereyken son bir hamle kağıtları içine atarak tutuşturmaya çalışan, bu anılara sahip büyük çocuk
içerisinin 40 dışarısının -40 derece olduğu çocukluğumun en tatlı yılları
Bir çoğu gazdan etkilenip eski postları okumadan yazma eğilimi içinde olan çocuklardır
sabah kahvaltılarında sobanın üzerinde kızarmış enfes ekmekleri yiyebilmiş çocuktur.
Sobalı evin oturma odası, ev yemeği yapılırken yayılan kavrulmuş soğan kokusu gibi, bir evin "ev" olduğunu hissettiren şeylerdendi. Şimdi bize "hadi sobalı evde otur" deseler kimse istemez ama o günleri büyük bir sevgiyle hatırlar. Neden? Çünkü "mutluluk, yaşanan değil, hatırlanan bir şeydir."
sobanın üstüne portakal ve elma kabuklarını atıp, sonrasında odaya yayılan kokuyla mest olan çocuktur!
büyük ihtimalle evinin arka sokağında bulunan arsada top oynayabilen, okuldan kaçıp atari salonlarında street fighter oynayabilen, teypten kaset dinleyebilen ve şimdi yapılamayanların nicelerini yapmış çocuktur
eger kullanılan soba japon sobasıysa benzin kokusu bu tur cocukları cok da fazla rahatsız etmez. banyoya girip cıkmak, baska bir odaya gitmek, giyinmek ya da soyunmak akla gelen kücük caplı eziyetlerdendir. ama guzellikleri de yok deildir. sobanın ustunde ekmek kızartılabilir, kestane ısıtılabilir, oturup mayısılınabilir, vs, vs.
eğer soba cok sıcak sa üstüne atıcağınız bi su damlası uzun süre buharlaşmaz.küre haline gelip sağa sola cızırdayarak haraket eder.sobayla ancak bu kadar eğlence oluyo.öpüşmeyi denemedim ama pek
eğlenceli olmasa gerek...
emeklerken elini sobaya değdirip sıcaklığın tadına varmış çocuktur. 5 yaşına kadar bi daha yansın yanmasın ellemez sobayı. (buda kardeşim) :D
clementine izleyen çocuktur, tavana vuran alevleri görüp Malmoth sanan, Hemera'nın gelmesini bekleyen çocuktur...
sobalı olan ev değil oda olduğundan, genelde evlerde oturma odasında kurulmuş tek soba olduğundan, burada geçecektir kışları vakit. özellikle ders çalışma gerekliliği mevcutsa, ya evdekileri ya da çocuğu zora sokacaktır durum, televizyon kapatılmıyorsa sesi kısılmalı, ya da televizyon karşısında çalışmaya alışılmalıdır. çocuğun odası ve diyelim odada elektrikli sobası da olsa, yeterince ısıtmayacak, oturma odasına uğranacaktır illa ki.
ilk öpüşme deneyimini soba borusuyla gerçekleştirip dudaklarını yakmış bir çocuk olabilir bu,bundan dolayı öpüşme fobisi de olabilir.bi arkadaş
banyodan çıktıktan sonra kendini kurutmak isterken göbeğini yakabilen çocuktur. (evt ben yaptım)
çatıya çıkıp (müstakil ev) bacayı temizleyen çocuktur (artık çocukluktan çıkmış, gençliğe adım atmıştır) borudan tüten dumanın simsiyah yaptığı tavanı da boyamıştır
buz gibi ellerin soba sıcaklığında erircesine ısınması ve ısınırken birden çözülen ellerin acıdan kopması, karıncalanması varmıydı öyle eziyet evet hala var
kestaneyi kestane gibi yiyen ve banyodan sonra sobaya yapışası gelen insandır....
2 eli birden sobaya yapışıp kalabilen çocuktur.