obispo herifler faşistte faşist olmak demek kaybedeceğini bile bile saldırmak demek değil ona salaklık denir rusya'da bu hatayı yaptı ama bu hatayı Türkiyede yapamadı yani rusyda güvendiği kadar kendine güvenemedi hitler, kaldıki o yıllarda alman paznerleri ordumuzun envanterşnde vardı ve polonya gibi atlı birlikler değildir yani teknik olarakda o iş zordu.
Hemen örnek:
tanklarımız
vickers (ingiliz)
T-4 (Alman)(namı diğer Tıger)
sherman (ABD)
stuart (ABD)
M-36 (ABD)
Panzer III
Panzer IV
alman tankları çeşitli madenler karşılığında alınmıştı o dönemde yani o saldırı işini unutucaksın
o yılarda havacılıkta bu güne oranla çok daha yeterliydik hatta ve hatta alman FW-190'lar da hava kuvvetlerimizde vardı. ve ThKK 136'dan beri en iyi pilotları yetiştirir yani teknik olarak o iş yaş
Kapitalizm pratiğinin komünizm pratiğini ağır bir şekilde ezmesinin canlı örneği olmuştur Sovyetler. Konvansiyonel ve ekonomik tehtidlere karşı iç yapısını ve propagandasını kapitalist ülkelere göre yeterince hızlı yapılandıramayan Sovyetler, Amerika'nın ve Avrupa'nın kapitalizm ile beraber gelen üretim dinamizmi ve çeşitliliği karşısında tutunamamış ve sonunda dağılmıştır.
Bunda payı olan ülkelerden birisi de Türkiyedir. Tabii bu kaka komünizm yaşasın faşizmden, yaşasın Hitler'den daha öte, stratejik bir yaklaşımdır. 1.Dünya savaşında malumunuz Sovyetler Türkiye'ye ciddi lojistik yardımda bulunmuştur(Silah, Cephane). Her ne kadar kurtuluş savaşını kazanmamızda aslan pay İngiltere'nin Yunan tarafına verdiği ekonomik ve propaganda desteğini kesmesi olsada, Sovyetler'in yardımı da oldukça önemlidir. Fakat Türkiye coğrafyasını ve toplum yapısını göz önüne aldığı vakit, Sovyetlerle işbirliğinin mümkün olmadığını hatta ve hatta komünizm ile yapılacak herhangi bir yaklaşımın bu ideolojinin Tanrıtanımayan doğası sebebi ile
mevcut toplum ile büyük sorunlar yaratacağını görmüştür.
(Bkz. Şeyh Sait isyanı+İslam-Türk isyanı aman aman kurulmadan ülke bitti)
Dolayısı ile Sovyetler Türkiye'nin batı eksenli ideolojik ve ekonomik yapılanmasını kendilerine yapılan bir ihanet olarak görüp, Türkiye'ye olan, geçmişten gelen devlet anlamında ki çekişmelerin de hesabını tutarak, oldukça düşmanca bir tavır takınmıştır. Elbette Türkiye'nin popüler söylemi olan Turancılık politikası da o zaman sınırları Türki cumhuriyetleri de kapsayan Rusya'yı oldukça rahatsız etmiştir, bunu da belirtmekte fayda var.
Tabii daha sonra 2.Dünya savaşında Türkiye'nin belki de tarihinde, bu politikayı hakkı ile yürütebildiği tek zaman, denge politikası vardır. Türkiye herkese mavi boncuk dağıtmıştır. Almanya ile saldırmazlık anlaşması imzalayan Türkiye, ne 1.Dünya savaşından gelen Alman-Türk işbirliği geleneğinden vazgeçmiş ne de geleceği olan Amerika-Avrupa'yı elden bırakmıştır. Almanya Rusya'ya girdikten sonra, (tabii o zaman kazanacak gibi duruyordu kendileri), çok ciddi bir ari ırk propogandası ile Ermeni, Türki, Tatar gibi milletlerden asker toplamaya başlamıştır. Bunlardan taburlar oluşturup Rusya cephesinde savaştırmaya başlayınca, mevcut Türki cumhutiyet halkları heyecanlanmış, dolayısı ile Türkiye heyecanlanmıştır. Ancak gelin görün ki Stalin'in ayağı öyle değildir ve Almanya yenilir. Normandy çıkarmasından sonra ilerleyen
Rus ve Amerikan birlikleri Almanya'yı ve Hitler'i ezerler.
Türkiye mükkemel bir politika ile 2. Dünya savaşının ortasında olan bir ülke olarak hem savaşa girmemiş, hem de o zamanlar Almanya'dan kaçan Yahudileri de himaye ederek bugün kü üniversitelerimizin temellerini atmıştır. O zamanın takdir edilmesi gereken diplomasi politikasıdır.
Tabii bu olaylar bütününde Rusya çok ciddi bir popülerlik kazanmıştır. Faşizme karşı zafer, topluma komünizminin gerekliliği konusunda yaklaşık bir 40 sene daha ikna edebilecek propaganda altyapısını hazırlamıştır.
Ancak 2.Dünya savaşı bitince devletler, ki buna Sovyetler'de dahildir, mevcut silah sanaayileri
ile artık savaş ihraç etmek durumunda kalacaklardır. Velev ki Amerika için çok daha geçerlidir. Almanya düştükten ve Rusya ile Amerika beraber Berlin'e bayraklarını diktikten sonra, Rusya ile Amerika arasında ki çekişme tırmanmaya başlamıştır. Daha sonra Rusya ideolojik etkilerini Avrupa ülkelerinde hissetirmeye başlar, özellikle Balkan halkında ki geri kalmışlığı kullanan Sovyetler nüfuzunu arttırır ve demir perde oluşur. (Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Doğu Almanya ve Yugoslavya)
Daha sonra soğuk savaş ile birlikte gelen ilk vuruş yeteneği doktrini aracılığıyla uç karakol yaklaşımı Türkiye'yi ve Küba'yı tam bu çatışmanın içine atar. Türkiye Amerika adına, Küba'da Rusya adına füzeler bulundurur ve bunlar bir çatışma anında ateşlenecektir.
Güçler eşit gibi görünmekte ike Amerika'nın ortadoğuda ki yeşil kuşak politikası sonuç verir ve tabiri caiz ise Allah'sız komünizme karşı Arap ülkelerinde ciddi bir nefret uyanır.
Bkz Afganistan işgali
Bkz Talabani
Tabii bu arada Sovyetler tüm dünyanın lojistik üstünlüğüne dayanamamaktadır. Amerika ve Türkiye'nin devamlı kışkırttığı Türki cumhuriyetler, bunlardan bağımsız olarak türeyen iç muhalefet ile Sovyetler iyice zayıflar ve 1991'de dağılır ve çöker.
Komünizmin ilk ciddi denemesidir ve kaçınılmaz bir şekilde başarısız olmuştur. Fakat gerçek şudur ki Türkiye ile SSBC gerek stratejik gerekse de ideolojik olarak yıldızı hiç barışmamış iki ülkedir.