and everything will flow
Filmstar, elegance, a terylene shirt, it looks so easy,
Filmstar, an elegant sir in a terylene shirt tonight,
aah Brett Anderson ah.. nasıl birşeysin sen
Brett Anderson 2004'te mi ne Rock'n'Coke'a gelmişti. Saat 6 gibi çalmaya başladılar, ben de bi biraları devirirken döndüm yaa bu suede'e ne kadar benzio dedim arkadaşa, soona güldüler bana şerefsizler, ben ne biliim suede daılmış ta solistin adı brett andersonmuş da vidi vici. tööbe tööbeee!
sci-fi lullabies.
keşfettiğimden beri vazgeçemediğim şarkıların mimarı bi grup...."so young"..."europe is our playground"....."sadie"..."attitude"...."everything will flow"....
hepsi çok güzelve vurgun gibi "dalga"yı vuran.
ah ne güzel grup bu suede. geçmişin tüm izlerini taşıyor. bugün boşluğumda yanımdan ayrılmıyor.
suede in a new morning adlı albümü pek güzeldir..
hatta o albümdeki "simon" adlı şarkı güzel olmakla beraber özeldir, eşsizdir..
tavsie ederim:)
biri bana sci-fi lullabies albümündeki the big time şarkısını nereden yükleyebileceğimi söyleyebilir mi?
her yerde arattım yok yok yok...
bence bu adamlar brit rock 'ın en iyileriydiler. en içlileri.
bernard butler, brett anderson ikilisi yanyana gelince olabilecekler çok fena. çok fena.
diğerlerinden çok farklı. onlar gibisi de olmadı. birilerine benzetildiler. ama bence hiç birine benzemediler.
bir asphalt world vardır ki. defalarca dinlenmelidir. konserleri izlenmelidir.
sadedirler. çok karmaşık değildirler. ama içlidirler. anlamlıdır her şeyi. sözleri. vs
lise 2'de evden çıkıp servise bineceğiniz sokak başına giderken kulaklıklarınızı takıp eldivenlerle zar zor discman'in play tuşuna basarsınız. karlar altında servisin gelmesini beklerken okulların kar yüzünden tatil olmuş olmasını istemezsiniz, çünkü gelecek olan serviste 1 buçuk senedir asıldığınız, ama size yüz vermeyen platonik aşkınız oturuyordur ve brett anderson, "she walks in beauty like the night" diye kulağınızı tırmalıyordur.
artık dinlemek canımı yakıyor, 8 sene uçup gitmiş.
vaaay suede
"saturday night"
ihmal edilmemelisin suede yillar oldu dinlemiyeli
bu aralar the drowners ve sleeping pillsini tekrar tekrar dinlediğim şahane grup.brett andersonun sesi de cidden inanılmazdır...
bu adamların adını ilk duyduğumda lise 1 de falandım sanırım.blue jean her ay haklarında bir yazı yazıyor,çıkartmalarını,posterlerini veriyordu.ben o sıralarda tam gaz metalci olarak takıldığım için ilgilenmedim bile ne zaman ki üniversitede bir arkadaşın arşivinde bulupta filmstar ı dinledim orada herşey değişti.beni brit-popla tanıştıran ve alıştıran güzide grup,2003 rock n coke performansları hala gözümün önünde ve kulaklarımda
The London Suede
And maybe we're just kids who've grown and maybe not
And maybe when we're on our own we don't have much
But oh we are young and not tired of it
Oh we are young and easily lead
Oh with all the kids getting out of their heads.
Oh Class A Class B is that the only chemistry?
Oh Class A Class B is that the only chemistry between us?
And maybe we're just Streatham trash and maybe not
And maybe we're just capital flash in a stupid love,
But oh, we are young and not tired of it,
Oh we are young and easily lead,
Oh, by all the kids getting out of our heads.
Oh, Class A, Class B, is that the only chemistry?
Oh, Class A, Class B, is that the only chemistry between us?
satın aldığım ilk albüm onlarındı.orada birşeyler oluyordu ve ben o dili anlamıyordum.ingilizce öğrendikçe çeviriyordum kelimeleri bir bir.şarkıları mırıldanmaya başladım yavaştan.etrafımdaki insanlar şikayet etmeye başladı akabinde..babam çıkışıyordu 'dondurmacının oğlunu baştacı yapıyorsn'diye.korkmuştu belli ki..en iyi arkadaşımdı brett.odada başbaşa oturur,şarkı söylerdik,cumartesi gecesi iş çıkışı dağıtırdık,otoyol kenarında içerdik.sevgilim olacaktı ama ben daha çok küçüktüm,annem kızardı.
ilk sigaramı içtim onunla.serçe parmağı dudağının kenarında izledi.uyandım bir ara sevgilim olmayacağına,başka bir sevgili buldum,sonra lavuk terketti beni.başımı dizlerime koymuştum bana sadie'yi söyledi omzumun üzerinden.18. yaşımı cumartesi kutlayacaktım,whatever makes her happy dedi,beklenti neyin bırakmadı..rüştümü tatsız tuzsuz aldım,ayar oldum biiiir,h bilmemkaça geldi,o saçlarda meç neydi ikiii, bunca yıllık can yoldaşı sandığım adam bir göz temasına girmedi,en önde ezildim gittim,çıktım konserden üüüç,oturdum kapandım yine dizlere,sevdiğim bi arkadaş gelmiş beni bulmuş jest olsun diye kibrit çöplerinden suede yazmış yakmaya çalışıyordu,sevimliydi ama ben çoktan ayarı almıştım dööört,biri geldi bu kamyonun önünde bekle seni kulise sokmaya çalışıcam dedi gitti,beklerken kamyon şöförü bi bardak çayla geldi 'bacım iç kendine gel etme kendine eziyet'ten girdi bitirdi beni beeş,adam sonra kamyonu aldı gitti,referans noktası olmadığından kulisi darlayan kadim insan(kimdiyse)bulamadı beni altıı.çok bozuldum,hala dinliyorum.
Su aralar itinayla sci-fi lulabies albümünde kaybolduğum. Winamp'ı repeat'e alıp saatlerimi gerçirdiğim grup. Lezzetli dakikalar. Böyle bailey's gibi. Duyularım karışıyor. O derece yani.
Srarrrrrrrrrrrrssssssssss
Indian Strings...
Everything will Flow....
So Young...
Göttlichhhhhhhhhhh