şimdi öncelikle bu tezin asıl sahibi mahir çayan nasıl tanımlamış ona bakalım:
"halk ile devlet arasında bir yapay(aslında olmayan bir kandırmaca) denge kurulmuştur.Halk devrime gitmek yerine daima arkasında kaybedeceği bir şeyin olduğunu düşünmektedir.İyi-kötü bir işi vardır,hayatı vardır ve ailesi vardır.Devrime gitmek yerine hep bunları kaybetmeyi düşünür.Yani bu suni denge devrim sürecini baltalar.Halbuki işler hep daha kötüye gidecektir.Fakat malesef halk bunu anlayacak kadar bilinçlendirilmemiştir." şimdi burada mahir üstada ilişkin,onu eleştiren şeyler söylemek ne kadar haddim bilemem ama devrimci bir partinin suni bir dengenin arkasına sığınıp,politik bir sıvayla yoğurulan,silahlı bir mücadeleyi esas alan bir örgütlülüğü tek geçerli yol olarak görmesi ne kadar doğrudur? tabii ki bir bacağı kısa kalan ve ideolojik olarak da,örgütsel olarak da bir bir ayağı çukurda gözüken bu küçük burjuva alışkanlıkları kendisini en net küba örneğinden beslemektedir.50 kişilik devrimci bir güçle koca kübanın ele geçirilmesini,suni dengenin politikleşmiş askeri savaş stratejisiile yıkılmış olduğunun örneği kabul ederler..diyalektik düşünce biçimi dogmatizm ile yanyana barınamaz..bu meyanda somut koşulların somut tahlilini yapamadan ve 50 sene önceki ideolojik ve örgütlenme modellerini günümüze sihirli bir anahtar gibi sunmanın ne yazık ki devrimci mücadeleye pek bir katkısı yoktur..bugün marksizmi bile yeniden tahlil ederken görüyoruz ki farklı ülkeler için farklı devrim modelleri öngörmüştür..leninist olmayan,farklı örgütlenme ve politik önermelerle hareket eden ve sonuçta başarılı olan birçok hareket mevcuttur..bence küba devrimini birkez daha incelersek,bunun topyekün bir halk hareketine nasıl dönüştüğünün,zapatistaların,tupacamaroların nasıl bir yol izlediğini daha iyi anlamış olacağız..silahlı mücadeleyi toplumu dönüştürecek yegane araç olarak görmenin bizi nerelere götürdüğünü unutmayarak..1980 öncesinde antifaşist mücadelenin içerisinde ve halkını,kendisini korumak için kullanılan silahın farkını da..