super mario sadece bir oyun karakteri, o dünyada fantastik bir eğlence mekanı değildir. mario delikanlılığın sembolü, mertliğin, dürüstlüğün yansıması, "gerekirse ceketimi satar bakarım sevdiceğime" mottosunun dibidir. beş parasız çıktığı yavukluya kavuşma yolunda bi yandan cukkayı doğrultmaya uğraşır bi yandan da elin ecinnisiyle, psikopat kaplumbağasıyla boğuşur. en son binbir çileyle, türlü taklayla haşamat ettiği ejderhadan sonra "kusura bakma arkadaşım prenses başka kalede" cümlesiyle yıkılır viran olur. sorarım size hanginiz yar yolunda böyle helak olmayı göze alır?
o yüzden hiç öyle "aman bıyığı çok şirin", "sempatik muslukçu" falan diye yaptığı işi ciddiyetsizleştirmeye çalışmayın. bana kalsa oyunun adını süper maryo: azap yolu koyardım.
forza mario!