tahsin amca hasan amca zehra teyze bide tahsin amcanın terzi karısı vardı galiba o da aysel teyzeydi. sonra ayşe ablayla hakan abi vardı sevgili ukala kırpığım, minik kuş, sayıların kontu, kurabiye canavarı, keriymanla dişlek, kurbacık, sonra edinin o müthiş zekası ve büdüyü her defasında çıldırtan mükemmel soruları tabii gecenin bir yarısı saati öğrenmek için camı açıp avaz avaz şarkı söylemesi, açık gözün her işe burnunu sokması......
bunlar gibi binlerce kare var kafamda onunla ilgili. şimdi yayınlasalar o eski bölümleri eminim kaçırmadan izlerdim.çocukluk olmak onlarla çok daha güzeldi, hatta bazen tuhaf bi şekilde acıyorum yeni nesile onların bi susam sokağı olmayadığı için
başladığı saatlerde televizyonun dibine kadar girip halıya uzanıp yüzüm ellerimin arasında ses çıkarmadan izlerdim...
her bir kahraman gerçekten yaşıyor diye inanırdım...edi ile büdü (ki balıklarımın da ismidir:)), kermit,kurabiye canavarı ve şimdi adını hatırlayamadığım bir yığın karakter...bi de tahsin amcamız vardı...
yağmurlu kasvetli bir hava
şaşırdım yolumu karanlıkta
bana söyler misiniz
nasıl gidilir susam sokağınaaa:)))))
Şimdi düşünüyorum da, ne faydali bi programmış. Mesela orada çocuklar ben doktor olacağım derlerdi, arkasından doktorların yaptıkları işler çıkardı. Ben mühendis olacağım derlerdi, ardından ekranda devasa şantiyelerde çalışan insanlar , dev araçlar, greyderler boy gösterirdi... Sevmeyi erdem olarak gösteren, hoşgörüyü öğreten eğlenceli bir programdı...
Peki 10 sene sonrasının çocukları nelerle büyüdü ?
Ne olduğu belli olmayan teletabies'ler, pokemonlar vs.vs...
Oysa ben çocuğumun Susam Sokağını izleyerek büyümesini isterdim:(((
Kurabiye canavarından nefret ettiğim için asla tam izleyemedim.. Ben mi zevksizim insanlar mı çok abartıyor. Tek kanalın verdiği mecburiyet mi televizyon dünyasında ekol yaptı susam sokağını yoksa gerçekten mi güzeldi.
büdü ben çoooooookkk susadım :D
edim le büdüm ya
çok özledim onlar1
bide arada kaldım diye bi şarkısı vardı.
arada kaldııımmm tammm araddaaa
ikisininnn tamm ortasındaaa..... :)
minik kuşla kafası karışıyor ve ta o zamandan fiziksel iğnemelerin başladığını farkediyor insan
içinde bir am bir de sok geçtiğine göre oldukça pornografik biyer olmalı
ahh ahh ne çok severdim onun başlama saatini iple çekerdim :)
Ya o değilde bu başlarkenki müziği her çalışında ben acayip hüzünleniyodum o yaşımda.Halbuki neşeli bi şarkı gibi sanki ama... hayat bazan garip işte.
gün güneşli insanlar neşeli
sende gel oyna susam sokağında
dostluk ve sevgi sarıyor her yeri
gel katıl bize hep elele
sev dünyayı açılır her kapı
işte susam sokağı
seyretme nedenim belki de sadece bu giriş jeneriğiydi.
sev dünyayı açılır her kapı... aaah ah susam sokağı
salakça bulduğum programdı ama yinede izlerdim.
şimdi teletabileri görünce susam sokağını arıyorum, en azından eğlenceliydi
;)
edi, büdü, kurabiye canavarı
bide minik kuş wardııı... çok güzeldi yaa=)
en çok büdü yü severdim neyeyse :S
hey aklıma bi şey geldi boşverin susam sokağını:S:S:SS
eskiden bi çizgi film vardı, hani bi kız uzaya gidiyordu köpeğiyle de robotların yaşadığı bir gezegne iniyordu, sonra iyi robotlarla kötü robotlar vardı, sonra msela köpek güzel bi şey yaptığında robotlar seviniyorlardı "lel lel le lel lel lee yaşasın yaşasın köpek" filan diye. hatırlayan var mı bunu:S:S:S:S
susam sokağı görmeyeli çok değişti :)
80 lerin sonu 90 ların başında çocuk olan herkesin çocukluğun o masum hatıralarında kesinlikle vardır, süper bişidir. you tube da girişte çalan şarkıyı dinledim garip oldum. ne günlerdi be
aydınlık güneşli bir hava
yolumu kaybettim karanlıkta
bana söylermisiniz
nasıl gidilir çocuk parkına
sısam sokaanda duymuştum hala eğlenceli geliyo bana :)
ben o zaman cocuktum.. mutluydum.. hayal ederdım hepsı vardı bılırdım :) sımdı buyudum yok hıc bırı ...
ya bi an görünce bir garip oldum.susam sokağı...çocukluğumun en renkli ve en eğlenceli bir o kadar da eğitici çocuk programı.tahsin amca, minik kuş, zehra teyze, kırpık,edi-büdü...daha bir çok karakter.hep izlerken onların arasında olmayı hayal etmişimdir.bazen rüyalarıma girerdi hepsi.sanki bir karnaval havasında geçerdi gördüğüm düşler.biz cidden çocukluğunu doya doya yaşayan son nesiliz sanırım. ve maalesef gerçekten öyle.internet ve teknoloji nesili geliyor artık.geleneksel değerlerden yoksun, çocukluğun şekerden oyunlarından mahrum yetişiyorlar...herşey bir yana görünce çocuk olmayı özlediğimi hatırlardım.ama yinede küsmedim içimdeki çocuğa.hala yaşıyor.bazen taşıyor benliğimden ancak arada bir susturmam, kulağını çekmem gerekiyor! - büyüdün artık diyorum kendime.peki neden?bence hiç yaşlanmayanlar ve neşesini kaybetmeyenler içindeki çocuğu hala yaşatanlar...gazoz kapağı, bilyeler ve susam sokağı... :))arada bir hatırlayalım...