toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.
~2 ahkam var.
Sustuğun vakitler özlüyorum seslerin dilini
Yalnızlık ile boğuyorum kendimi
Çoğu zaman suskunluğu giyinmek
Büyük bir mücadelenin başlangıcı
Zamanı durdurup içinde kaybolmak
Şimdi her şey olduğundan daha güzel
Zihnin kör noktasıdır hissedemediğim
Dokunduğunda acımasıdır sesizlik
Sanki alışmış gibi zehrine sevginin
Hiç ölmeyen ölümlerim sesizlik
En gerçekçisi,en yalanıdır bilmediklerin
Ve perdelerin kalkmasıylabaşladı seislik
Günlerce ağlayan bulutlar
Yağmur taaneleri yıkadı tüm bedenimi
Sırılsıklamım,tüm renklerim akıyor
Daha iyi hissediyormusun kendini
En gerçekçisi,en yalanıdır bilmediklerinin
Hayalkırıklıklarını ve ızdırabını
Nefretini
Enderin den
Anlıyorum
Geçmiş halâ burda hissettiriyor
Geçmişi kanırta kanırta
Her yerde anlatman korkumun rengini değiştirmiyor
Ya da acısı ve anılarının bana verdiği
Kırmızı,kıpkırmızı olan bu yazgıyı
Ölüyü oynamak
Görünmez adamı oynamak
Kolaymı
Yaşamıyor gibi
Yapamamış gibi
Birbirimizin elleri tarafından
Son vedadan öncesi
Nefesimiz yetmeyene kadar
Her şey güzeldi
Ta ki
O anakadar
Suflörsüz devam eden
Doğaçlama yaşanaların
Karşısında oynamadım
İdam gününü bekleyen
Günü gelince ölen
Bir başka perdeyle biten sesizlik
En gerçekçisi,en yalanıdır bilmediklerinin
Kelimeler anlatabilir mi her şeyi. Yağmur tanelerinin elinden tutup yürüdüğün yollarda amaçsızca gidişini tarif edebilir mi?
Yaraların çocukluğundaki gibi değildir artık, oyun oynarken kanattığın dizin gibi kalbinin acısını da limon ağacı gölgesindeki öğle uykusu ile unutabilir misin? Ayrılıkmış adı bugün öğrendiğin kelimenin. Adı gibi kısa süren bir şeymiş ayrılık, saniyeler içinde kırıverdi aşkın tüm camlarını. Oysa sevmek denilen kelimeyi yeni öğrenmiştin…
Sevmeyi anlatır “sevmek” kelimesi, ayrılığı anlatır “ayrılık” kelimesi. Peki, acıyı tarif edebilir mi kelimeler isimden öte, kalbindeki o büyük gölden aldığı suyla gözlerinde bulut olan, buluttan yağmur gibi akan sızıyı anlatabilir mi kelimeler. Konuşmadan anlatmak istedin ayrılık denilen anda bunları, kelimesiz konuşabilir mi sevdiğin…
Şimdi herkes yeni bir kelime öğretmek istedi sana, “unutmak” dediler adına. Oysa sen kalbine gömdün aşkın cenazesini, mezar taşında hiçbir kelime olmasın istedin. Dostlar üzülme istedi, fakat sen hüzün kelimesini çok küçükken öğrendin. Kimse kırılsın istemedin peki dedin, unutmayı da öğrenirim.
Sen unutmayı limon ağacının gölgesinde unuttun oysa. O uykularda kelimesiz konuşmayı öğrendin. Aşkın kırık camları ile çizdin suskun hislerini, tarifsiz anlasınlar istedin. Ama yine unuttun bu dili bilen sadece sendin…