ihsan oktay anarın evinin bir tarafında bir zaman makinası bulundurduğundan şüpheleniyorum eğer var ise söylesin biz de nasiplenelim değil mi ama
Dört yıl oldu, artık yeni kitap yazsın Oktay Anar..
ihsan oktay anar 'ın kaleminin kağıda düştüğü mürekkepin can'a aktığı ara sayfalarda musikinin duyulduğu enfes romanı.
kitap kendi içinde bi şehir, şehir içinde bir istanbul, istanbul içinde dar sokaklar, cumbalı evler...
geçip giden mevsimler, mevsimlerle esip geçen musiki...
okumamak için sunulacak nedenler bile intihar eder kendini...
kesinlikle iyi bir kıyaktı
iyi kıyak geçmiş sana
kim önermişti bu kitabı bana bir hatırlıyabilsem:D:
bir nokta dahi olsa nickim geregi yazmaliyim diye dusundum
eflatun'un sesin peşinden, biz eflatun'un peşinden...
çok çok güzel bir kitap...
benim bi sorum olcak cevaplarsanız sevinirim.İhsan Oktay ANAR neden bölümlerine yegah segah ve dügah isimleini vermiştir.Yegah segah ve dügah kelimelerinin farsça oldugunu biliyorum Türkçe anlamlarını da biliyorum ama bu kelimeleri kullanmasının bi sebebi olmalı bunu bilen varsa ve bana yardım ederse cok sevinirim...
"Belki de susmak gerçeği anlamanın tek yoludur’’
eflatun rengi hayaller kuran bir suskunun sözleridir bu roman.. bi yandan bitmesin die yavas okumaya calıstıgım fakat akıcılıgı ve uyandırdıgı merakın üstün geldigi ve hızla bitirdigim kitap
"her şeyi bilmek için, belki de hiçbir şey bilmemek gerektiğinden, ademoğullarından bazıları, bildikleri her şeyi unutmaya hayatlarını adadı."
dün gece, son 20 sayfasıyla beni kendine kitlemiş,
bitişteki "belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu" cümlesi ile derin bir iç çektirip "vay be" dedirten,
çok fazla isim ve ayrıntı olmasına rağmen betimlemelerine bayıldığım,
son bir ayda başladığım on kadar kitabın içinde bitirebildiğim tek eserdir Suskunlar.
(öneren arkadaşıma çok teşekkür ederim.
hayret bir şey ya.)
kitapla ilgili biri bir soru sormuştu bana. soran kim bilmiyorum ama buradandı. neden kadın yok? diye.
o günlerde kitabın geçtiği günlerde bir kadının gece yarısı ıssız sokaklarda gezmesi, kalabalığın önüne çıkıp konuşması pek mümkün değildi. ve bence bu yüzdenki anar'ın kadınları hep gizemli ve kapalı kapılar ardında.
ihsan oktay anarın en guzel kitabı. bitirdim ama okumaya doyamadım.
Kitabı bilmiyorum ancak, suskunluğu tanıyorum. Yeri gelince çok yakışan insanlarımı tanıdığım gibi. Taraflarından biri de benim, arasıra. Saf tutmuyorum suskunluğun karşısında... severim.
– Suskunluk hakkında konuşan birini, susturmayın sakın... sadece susarak dinleyin.
''senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'Gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'Git' demeleri. Hiç kimseye 'kötüdür' deme. Aslında onlar bilmeden iyilik eden insanlardır.''
izlediğim kitabın en güzel sahnelerinden biriydi.