toplam 12 kişi bulundu. 12 adedi gösteriliyor.
| tuttum | LanethLi |
| tuttum | asuzgur |
| tuttum | kisilsakal |
| tuttum | min3Rva |
| tuttum | k k |
| tuttum | benden yazar olmaz |
| tuttum | metyus |
| tuttum | dramaturg |
| tuttum | siri |
| tuttum | heyula |
| tuttum | duygumuygu |
| tuttum | damigiana |
~16 ahkam var.
belediyenin sitesinden amblemini gördüğünüzde bol köpüklü bira sanıyorsunuz.
sırf ayran içebilmek için orda, 14 saatlik otobüs yolculuğuna çıkıcam!!!
'susurluk' ismi su sığırından geliyor, 'manda' demek yani, 3 kasım 1996'da susurluk yolunda o iblis mercedes'in masum kamyona çarpmasıyla gazi tarafından vaktiyle vaktinde siktir edilip de sonradan harimimize sinsi sinsi sokulan o manda var ya işte o manda göle sıçtı...
Can babaya saygılarla...
bu susurluk kazasının oldugu yeri tam olarak bilen varmı?baksak nerde olmuş nası olmuş.
insanın ergenlik dönemine gelmeyegörsün... ergenliğin depresyona dönüşmesine şahit olmuş, fakat çok şey katmış... bol bol yazma fırsatı bulunan kasaba... zordur susurluk, yaratmak da öyle...
Derin devlet yolu şaşırır, canavarlığına bir de trafik canavarlığını ekler.
yolculuk molasında susurluk yörsanda çakılan bi porsiyon mantıdan güzeli yoktur.deneyin.
"aga" ve sadıç'ın kısaltması olan "saaç" kelimelerinin bollukla duyulabildiği, çok nadiren insanlarının alkol tükettiği ama herkesin nedendir bilinmiez sarhoş gezdiği güzide evim.
susurluk çayı taaa kütahya simav'a kadar uzanır ama oradaki adı başkadır
50lik bira bardaklarında gelen şahane köpüklü ayranıyla ve muhtesem köy ekmeğinden yapılan tostuyla cok sevdigimiz..her guney yolculugunda mutlaka ugradığımız durak.
merkez efendi'yle her yaz susurluk'ta buluşmak âdetimizdir. beraberce yörsan'a gider, ayranımızı içer, kışlık nevâlelerimizi alır, oradan evlerimize döneriz.
merkez efendi bu sefer 'dur' dedi 'sizi yepyeni bir yere götüreyim'. ve fekat yepyeni dediği yer bildiğin starbucks çıkmasın mı? susurluk'ta yol kenarına kocaman bir starbucks açmışlar. ciddi söylüyorum.
dedim 'bu kahveci müsveddesi için kalkıp susurluk'a gelmemize ne lüzum vardı? beyoğlu'nda da buluşabilirdik pekâlâ'. hınzır hınzır güldü, 'öyle demeyin kraliçem, susurluğun artık ayranı değil morgenlattesi makbul'. ne diyim, kalkıp gelmişiz buraya kadar, bir latte macchiato söyledim. 'kamyoncu ne anlar latte'den?' diye de söylendim elbette.
lâkin bu sefer gülerken baktım gümüş dişi de parlıyor.
ahbaplarıma böyle lüzumsuz şakaları yakıştıramıyorum, kalbimden sileceğim geliyor.