Slyvia plath bir gizdökümcü şairdir. Bu insanlar öyle benmerkezci olurlar ki, kendi ıstıraplarını yaza yaza ve o ıstırapları bir çeşit zevk ile tekrar yaşaya yaşaya kendilerini zehirlerler. Bunların sonu pek iyi olmaz, erken ölürler, alkolik olurlar vesaire.
Günlüğünü okumuştum, yarıda kestim zira rahatsız oldum kendimden, Pornografik bir hal alıyordu çünkü olay. Bu günlüğün yayınlanması Ted Hughes'ın ayıbıdır çünkü o günlük edebiyata değil slyvia plath mitine hizmet etmektedir.
Özel olarak bu şair hakkında şöyle düşünüyorum; fazlasıyla yetenekli birisi ve dar gelirli bir ailenin mensubu olarak tüm öğrenimini Amerika'nın en prestijli okullarında, en zor kazanılan burslar ile sürdürmüş. O günlükten takip edebilirsiniz bunları az çok. Belki edebiyat eleştirmeni olsa, babasının ölümünün yarattığı patolojik saplantıdan kendisini sıyırsa, dengeyi bulduktan sonra kendisi için bir şeyler yazsa bugünkü saplantılı hayranları kendilerine başka meşgaleler bulmak zorunda kalacaklardı ama bize okunacak kaliteli metinler kalacaktı.
Okuma eyleminin her iki tarafı için de -yazan ve okuyan- en mühim şart duygu/düşünce dengesinin sağlanmasıdır. Bu denge sağlandıktan sonra metnin kendi hislerimizi yansıtmasından -ve yüzeysel bir keşif olabilir bu ancak- öteye geçebiliriz, bu halden önce okunan edebiyat hiç edilmiştir okuyucu tarafından. Dengeyi bulduktan sonra okuyucunun ilişkinin yazan tarafı ile bir ortaklık kurması, metin üzerinden kendi ile ilgili değerli keşifler yapması mümkün olur. Bu bağlamda, Tezer Özlü gibi, Plath gibi yazarların metinlerinin yetişkinlik çağında okunarak, birer edebiyat ürünü olarak takdir görmeleri güçleşmektedir.
Bu edebiyat karakterlerinin romantize edilmiş mitoslarının edebiyat ile ilgisi yoktur.
toplam 317 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | SenselessMarla |
| tuttum | sosyopatank |
| tuttum | missa |
| tuttum | CharybdiScylla |
| tuttum | tache de rousseur |
| tuttum | MAHATT |
| tuttum | Mrs Dalloway |
| tuttum | theLema |
| tuttum | KeLeBeLeBeK |
| tuttum | diosmi |
| tuttum | gorequeen |
| tuttum | pazienapae |
| tuttum | bettybluees |
| tuttum | mustafakilicer |
| tuttum | Bill Gates |
| tuttum | Tugrul Erdem |
| tuttum | norarelack |
| tuttum | olimberaa |
| tuttum | dusu ne biliyorum |
| tuttum | moony |
~102 ahkam var. 1 2 3 ... 6 önceki sayfa »
franz kafka gibi abartılmış bi şair..amatör derinlik..ama intiharı muhteşem..
olum duygu düşünce dengesini sağlayamasa niye varolsun böyle taşşaklı taşşaklı sen bukowskiyide sevmiyosundur şimdi bak bak nerde kaldı lan sizin insanlığınız
sosyomatın seçtiği önemli bilgi dediği şeyi yatsıdım okuyucu olarak stalker arkadaşımızı daha fazla yadısıdım kendisi edebiyatı sanatın dışına taşımış sanat olgusundan koparmış resmen edebiyatı bilim gibi bişey yapmış tam anlamıyla saçmalamıştır sanat olum o sen ne diyosun allah aşkına duygu dengesiymiş malsın sen mal amına koyayım ben senin eşşolueşşek şerefsiz piç.
"Neden yazı yazdığımı mı soruyorsunuz bana?
Zevk mi alıyorum?
Değer mi? Peki para kazandırır mı? Öyleyse bir nedeni var mı?
Yazıyorum çünkü
İçimde susturamadığım
Bir ses var..."
türkçeye çevirmeyin şu şiirleri yia
sanat edebiyat kirliliği oluyor
Küllerin arasından
Doğrulurum kızıl saçlarımla
Ve çıtır çıtır adam yerim.
Ölmek bir sanattır, özellikle iyi yaparım.
Sylvia Plath 1963’te hayatına son vermesinden kısa süre önce yazdığı Bayan Lazarus şiirinde böyle diyordu. Plath’ın, fırına kafasını sokmadan önce, sızan gazdan etkilenmemeleri için odalarının kapısını bantladığı iki çocuğundan Nicholas Hughes önceki gün kendini astı. 47 yaşındaydı.
onun şiirlerini yalnız, acı dolu ve savruk bir yaşamın ifadeleri, sonuçları olarak görmek bence bariz hatadır ..yalnızlıgnı, acısını büyüten sadece yaşamı dğldir. Tüketen/tükenen bir çağ, evrilen bir toplum, tekniğin getirdiği açmazlar, nesneleşen bir insanlık ve erdemler, hakikati manipüle eden iktidar(lar) ve tüm bunları gizleyen savaşlar; savaşların insan yüzlerine vuran acıları... Tüm bunlar onun şiirini oluşturur ve tabi mitik ögeler..
....fümeden bozma gökyüzü boşalırken ıslak yorgun geceler'e, Sylvia Plath sokağına düş'üp gezmekler dillenir ağız'larda
gıcır gıcır ölüm yalvaçlığı sarılır!..ayna'da hüzün'baz karınca sürü'sü,miyop,kendine cellat olur göz'ler!.. ahh sylvia ahh..
Evliliğe karşı Hughes kadar çaresiz ve kendini nereye koyacağını bilememenin kimlik karmaşasını yaşayan bu kadın gerçek bir şair ve entellektüeldi. yaşamdan ne denli büyük zevk aldığını anlamaları için şiirlerini bir kez daha ele almalarını isteyeceğim plath'ı tıpkı ölümü bekleyen bir mazoşist gibi algılayan arkadaşlarımız var. Aşkın mülkü olmadan aşkı yaşamak istemek hepimizi birer plath yaparsa kalırsınız ööle işte bi gaz ocağının başında. Geçtiğimiz günlerde doğum günüydü. Yaşasaydın ve yazsaydın mutlu olurduk Sylvia Plath.
Bayanlar ; baylar
Bunlar ellerim
Bunlar dizlerim
Bir deri bir kemik olabilirim
Bir Japon olabilirim
hayatını anlatan film cok b.ktandır herşeyi oldugu gıbı hollywood bunu da efsanelestrme cabası ıcınde scıp bırakmıstr.
'intihara övgüler dizen güzel prenses,ölüm seni değil sen onu seçtin.'
''Eşsiz bir ustalıkla'' gerçekleştirmiştir ölümünü.
''O böyle şeylere zaten alışıktı,
sadece karanlıkları ayrışır ve sürüklenir."
"SIRÇA FANUSUN içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür"
odalarında uyuyan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bırakıp, kafasını fırının içine sokarak intihar eden kadın..
anlayamıyorum ben bu kadını....
çocuklarının yanına süt ve kurabiye bırakacak kadar anne şefkati ile dolu olup...
nasıl olurda çocuklarında vazgeçer
bu hayatta onları nasıl annesiz bırakır.