1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

türk beni tanımlar diyenler

toplam 149 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.

türk hakkında türk

~147 ahkam var. 1 2 3 ... 8 önceki sayfa »

    dabaduba   08 Aralık 2009 22:08   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    RIZA NURU VE ONUN İZİNDEN GİDEN ATATÜRK VE TÜRK DÜŞMANI PİÇLERİ ANITKABİRE SECDE ETTİRİP KENDİ KANLARINDA BOĞACAĞIZ. PİÇLERE NEFES ALDIRMAK YOK. YENİ NESİLLER BU PİÇLERİ İYİ BELLESİN VE İYİ BİLENSİN!!!

    erkalist   05 Aralık 2009 22:12   aferim     (4 puan)  |   Yk 

    RIZA NUR TOP OLDUĞUNU KENDİSİ YAZIYOR!!!

    BU SAPIKLARN ALINTI YAPTIĞI RIZA NUR YİNE BU SAPKLARIN ALINTI YAPTIĞI KİTABINDA NELER YAZMIŞ BAKALIM::::

    Rıza Nur'un "Hayatım ve Hatıralarım" adlı kitabının bazı cümlelerini aynen şöyledir :

    "Karımdan şu mektubu aldım: 'Ben burada kendime bir hayat arkadaşı buldum. Bunu başkasından duyarak üzülmene imkan bırakmıyorum.' Namussuz karı! Sonunda bana boynuz da taktı (s.1785). Galiba bu işte (M. Kemal'in) ve ismet'in (inönü) de parmağı var (s.1786)."

    "(Karımın) ahlakı da bozuldu. Evdeki kızları benden gizli çırılçıplak soyuyor, dans ettiriyor (s.1346)"

    "Bir Rus doktor, zampara mı zampara. Karının sözüne göre de bizim karıya da sataşmış (1410)." ... Daha Fazlası...

    "Yataktan fırladım. Adam da derhal kaçtı. Baktım ki donum kesilmiş. Artık uyuyamadım (s.78 )."

    "Yaşlı adam tabancasını çekti ve bana, 'Çöz! Yoksa öldürürüm!' dedi... Boğuşma başladı... Nihayet bayılıp kalmışım... Gözümü açtığım vakit yanımda kimse yoktu (s.84)."

    "Bu çocuğu (Harbiyeli) herkesten ziyade sevmeye başladım... Görmesem aklımdan hiç çıkmıyor, görsem yüzüne bakamıyor, içimde heyecan duyuyordum... Anladım ki bu çocuğa aşık olmuştum... Böyle bir aşkın sonu livata (sapık cinsel ilişki) demektir. (s.22)"

    "Kadın, erkekten aşağı bir mahluktur. (s.1530)"

    "Ne hayvan, ne de insan sevmem. Hele insanlar, iğrendiğim şeylerdir. (s.1531)".

    "Arnavutları isyana teşvik ettiğimi ben kendi elimle yazdım. Bu kusur değil, iftiharım sebebidir (s.378 ). Bugün de bununla iftihar ederim. Bana büyük şereftir. (s.1305)".

    "Ahlak ve temiz adetler ve faziletlerin bir kısmı kendiliğinden gitti, bir kısmını da bilerek ben terke mecbur oldum. Yalanda söyledim (s.105)."

    vargvikernes   05 Aralık 2009 21:10   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Öncelikle Rıza Nur Kimdir bir bakalım:
    "Hayatım ve Hatıralarım" adlı 2005 sayfalık baştan sona iftira ve uydurma ile dolu kitabın sahibi, Atatürke yönelik iftiraların ortaya çıkış nedenini anlayabilmek için iyi öğrenilmesi gereken kişidir. Ayrıca uydurma ve iftiraların %90'nın kaynağı da bu kişidir. Saldırganların pek çoğunun kaynak gösterdiği de onun bu kitabıdır. Rıza Nur, tıp doktorudur. Birinci ve ikinci Meclis'lerde iki dönem milletvekilliği yapmış, iki kez hükümette görev almış, Lozan Konferansı'na ismet inönü'nün maiyetinde katılmış bir kişidir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 14 ciltlik Türk Tarihi adlı bir eser yazarak burada Kurtuluş Savaşı'nı överek anlatır.

    Eylül 1926'da Türkiye'den ayrılarak ve Fransa'ya yerleşir. Buna karşın milletvekilliği maaşının ödenmesi sürdürülür. Gidişi de kendisinden, hastalığından kaynaklanır. 1927 yılında Atatürk, Nutuk'u okur ve yayımlar. Nutuk'ta bu kişinin Balkan Savaşı sırasında yurda ihanet etmiş olduğu, herkes yurdu kurtarma çabası içindeyken bunun Arnavutları isyan ettirme çalışmalarında bulunduğu açıklanır.
    ... Daha Fazlası...
    Rıza Nur 1928 yılında, Nutku okur ve "Hayatım ve Hatıralarım" isimli anılarını yazmaya başlar. Yazarken kullandığı kaynak Nutuk'tur. Nutuk'u ters yüz ederek ve hiçbir belge kullanmadan yazar. Yazdıkça da kalemi iyice kayganlaşır, hayallerini, kafasından geçenleri, fütursuzca kağıda döker. Böylece hainliğinin ortaya dökülmesinin karşılığını verir.

    Anılarını, 1935 yılında, Biritsh Museum'a "1960 yılına kadar okuyuculara sunulmamak" koşuluyla gönderir. Yani olay tanıklarının ölmesini bekler. Anılar, 1967/1968 yılında 4 cilt olarak Türkiye'de yayımlanır. (Bu iftiraların yayımlanmasına göz yumanlar da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir hainliktir.) işte bundan sonra Atatürk düşmanları, Türk ve Türkiye düşmanları, kendilerince bir kaynağa kavuşurlar. Atatürk dönemi tarihini belgelere, gerçeklere dayalı değil, Rıza Nur'a dayalı işlemeye başlarlar.

    Rıza Nur'un anılara göre Atatürk, her türlü kötü özelliğe sahip bir kimsedir. Kurtuluş Savaşı Rıza Nur sayesinde zafere ulaşmıştır. Lozan'ı yapan, saltanat'ı kaldıran, Cumhuriyet'i kuran, halifeliği kaldıran devrimlerin düşünce babası sözde hep Rıza Nur'dur.

    Peki bu Rıza Nur nasıl bir kişidir? Anılarında kendini tanıtıcı çok bilgi verir ve kendi kendine hekim olarak koyduğu tanı "Kuşkusuz ki ben nevrastenik idim". Evet hasta bir kişidir.

    Turgut Özakman, bu kişinin kişilik yapısını "Dr. Rıza Nur Dosyası (Bilgi Yayınevi)" adlı yapıtında ayrıntılarıyla ortaya koyar. Ve bir doktordan, yazdıklarının incelenmesiyle bir tanıya ulaşmasını ister. Ruh ve Sinir hastalıkları uzmanı Dr. Hasan Behçet Tokol'un, Rıza Nur'a ilişkin tanısı şöyledir:

    "Bu kişide bir koğuş hastaya yetecek kadar hastalık var. Teşhisim; psikopatik bir zemin üzerinde paranoit reaksiyon, yani çok ağır bir ruhsal bozukluk tablosu. Bu tür hastalar, zeka fakülteleri tamamen bozulmadığından kısa süreli de olsa olumlu işler yapabilirler. Anılarını; son duygu, düşünce ve yargılarına göre değiştirerek, geriye dönüp yeniden kurgulayarak, sanki gerçekmiş gibi aktarmış ki, bu tutum, bu tür hastalara özgü bir telafi ve tatmin yoludur. Böyle bir hastanın anılarını ve tanıklığını ciddiye almak tıbben olanaklı değildir.

    "Doktorun, Rıza Nur'da belirlediği hastalık adları da şöyle: izolasyon (kendini çevreden soyutlama), depresyon (ruhsal yavaşlama, içe kapanma, çöküntü), homoseksüel eğilimli, Obsesif- kompülsiv sendrom (toz, mikrop korkusu), depersonelizasyon (aşağılık duygusu), agresif ve hostil (saldırgan ve kızgın), psikopat (kişilik bozukluğu), mitomani (yalan söyleme), fabulasyon (masal uydurma, hayali hikayeci), fanteziler (hayal ettiği olayları gerçek sanma), megalomani (büyüklük fikirleri), narsisizm (kendine hayran olma), paranoid reaksiyon (takip edildiğini sanma duygusu, öldürülme korkusu), egosantirizm (kıskançlık, herkesi karalama, güvensizlik, devamlı övünme, sahte gurur). Gerçekten bir koğuş hastaya yetecek kadar hastalığa sahipmiş. ... Daha Fazlası...
    işte yeni Rıza Nurların peşinden gittiği, hep kaynak gösterdikleri kişi bu. Turgut Özakman'ın eserinden Rıza Nur'u biraz daha tanıtalım : Rıza Nur, bir uçtan bir uca sürekli gidip gelen bir kişidir. Balkan Savaşı'nda Arnavutları ayaklandırır, Kurtuluş Savaşı'nda milliyetçidir, anılarını yazarken ırkçıdır. Anılarında hem sultanlık ile halifeliği kaldırmış olmakla övünür; hem de hazırladığı parti programında halifeliği yeniden kurmak ister. "Türk Tarihi" adlı kitabında Mustafa Kemal'in hakkını teslim eder, onsuz zaferin olamayacağını belirtir. Anılarındaysa Mustafa Kemal'e olmadık iftiralar atar.

    Rıza Nur cinsel yönden de sağlıklı değildir. Kendi anlatımıyla gençliğinde bir kez cinsel tacize, bir kez de tecavüze uğramıştır. Sonrasında bir Harbiyeliye aşık olur. Kadın olmak ister. Husyelerini aldırtmayı düşünür.
    Rıza Nur'un "Hayatım ve Hatıralarım" adlı kitabının bazı cümlelerini aynen şöyledir :

    "Karımdan şu mektubu aldım: 'Ben burada kendime bir hayat arkadaşı buldum. Bunu başkasından duyarak üzülmene imkan bırakmıyorum.' Namussuz karı! Sonunda bana boynuz da taktı (s.1785). Galiba bu işte (M. Kemal'in) ve ismet'in (inönü) de parmağı var (s.1786)."

    "(Karımın) ahlakı da bozuldu. Evdeki kızları benden gizli çırılçıplak soyuyor, dans ettiriyor (s.1346)"

    "Bir Rus doktor, zampara mı zampara. Karının sözüne göre de bizim karıya da sataşmış (1410)." ... Daha Fazlası...

    "Yataktan fırladım. Adam da derhal kaçtı. Baktım ki donum kesilmiş. Artık uyuyamadım (s.78 )."

    "Yaşlı adam tabancasını çekti ve bana, 'Çöz! Yoksa öldürürüm!' dedi... Boğuşma başladı... Nihayet bayılıp kalmışım... Gözümü açtığım vakit yanımda kimse yoktu (s.84)."

    "Bu çocuğu (Harbiyeli) herkesten ziyade sevmeye başladım... Görmesem aklımdan hiç çıkmıyor, görsem yüzüne bakamıyor, içimde heyecan duyuyordum... Anladım ki bu çocuğa aşık olmuştum... Böyle bir aşkın sonu livata (sapık cinsel ilişki) demektir. (s.22)"

    "Kadın, erkekten aşağı bir mahluktur. (s.1530)"

    "Ne hayvan, ne de insan sevmem. Hele insanlar, iğrendiğim şeylerdir. (s.1531)".

    "Arnavutları isyana teşvik ettiğimi ben kendi elimle yazdım. Bu kusur değil, iftiharım sebebidir (s.378 ). Bugün de bununla iftihar ederim. Bana büyük şereftir. (s.1305)".

    "Ahlak ve temiz adetler ve faziletlerin bir kısmı kendiliğinden gitti, bir kısmını da bilerek ben terke mecbur oldum. Yalanda söyledim (s.105)."

    Yeni Rıza Nur'lar, iğrenç yollarında yürüyebilmek için, Rıza Nur'un dışında kaynak, belge, bilgi sıkıntısı çekiyorlar. Çözüm olarak yine Rıza Nur'u kullanıyorlar. Bu zat başlı başına Türk tarihi açısından ayrı bir utançtır.
    Lozan antlaşmasında gizli tutanaklar yoktur. Bütün Tutananklar Seha Meray tarafından 8 cilt olarak yayınlanmıştır. Rıza Nur'un yazdığı hiçbir şey tutanaklarda bulunmamaktadır. Lozan'ın başarısı-başarısızlığı konusuna gelirsek elbetteki çok başarılı bir antlaşma değildir. Ancak bir takım kişilerin iddiası gibi büyük bir hezimet hiç değildir Tam bağımsız bir Türkiye'nin oluşturulması sağlanmıştır. Elbetteki Lozan'ı tenkit edebiliriz ancak Rıza Nur gibi birinin belge göstermeden yazdıklarınma güvenilemez.

    vargvikernes   05 Aralık 2009 21:00   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    dabaduba da sütmüş, antalyada turistler ne koyuyorlardır buna :)))))

    sarihoca   05 Aralık 2009 20:56   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    Bu da dabaduba dır...ekmeği ble bu şklde sevyr kfayı yemş ille de türk tarrgı ymk istdgni sylyr ama trkler buna bkmıyor çnckü çok igrnc bi suratı vr...

    vargvikernes   05 Aralık 2009 20:31   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    resmde gördgnz salak GAY daftbanktır...skmek isteyen bana ulassın size ev adrsni vereyim gece sssizce arkdan becerebilirsiniz o ardına bile bakmadan skilmeyi çk sevr ...

    vargvikernes   05 Aralık 2009 20:28   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    türksen övün değilsen itaat et...

    ne mutlu türküm diyene...

    her şey türk için türke göre türk tarafından...

    bu memleket tarihte türktü, şu an türktür, ebediyyen de türk olarak kalacaktır...

    türkiye türklerindir...

    tanrı türkünü koruyacaktır...

    vargvikernes   05 Aralık 2009 20:26   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    hayırsever yurttaş hueuheu darülacizemi lan burası.

    discoandspermatozoon   05 Aralık 2009 17:33   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    burada ve heryerde ne kadar etnik ''hayırsever yurttaş'' varsa onlar da sen başta olmak üzere tüm ırkçı faşistleri miksin erkali....

    fatal tragedy   05 Aralık 2009 17:23   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Burada etnik olarak ne kadar piç varsa başta Kırgız Türkleri olmak üzere tüm Türk Acunu siksin!!!

    erkalist   05 Aralık 2009 14:44   aferim     (4 puan)  |   Yk 

    cidden siz türk müsünüz : ))

    anarchor   05 Aralık 2009 14:37   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    neslin deden ceddin baban hep kahraman türk milleti,herşey vatan için ahahahah.....

    fatal tragedy   05 Aralık 2009 13:40   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Halit Ziya'nın oğlu Vedad hakiki Türk´tür.
    Vatana hizmeti GEÇMİŞTİR...

    dabaduba   05 Aralık 2009 01:45   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    göte tokat araya kaynak yapma yoksa sade götüne tokatla kurtaramazsın geceyi :))))

    sarihoca   05 Aralık 2009 01:44   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    Tabib Rıza Nur, 'Hayat ve Hatıralarım' isimli kitabının 4. cildinin 1357. sahifesinde diyor ki:

    *

    Anlaşıldığına göre boşanma vak'asından iki-üç gün evvel Latife hanım kardeşi İsmail ve haremi Süreyya Paşa'nın kızı Melahat ile Ankara'ya gitmişlerdi.

    Çankaya'da misafir olmuşlar.

    O vakit Mustafa Kemal'in yanında kâtip sıfatıyla Halit Ziya'nın oğlu Vedad vardı. Güzel tüysüz bir çocuk.

    Bir akşam üzeri karanlık çökerken İsmail'le Melahat balkona çıkmışlar. Bakmışlar Vedad, Mustafa Kemal'i ağacın dibinde yapıyor.

    Latife'yi çağırmışlar. O da görmüş. Bir kıyamettir kopmuş. Latife, Mustafa Kemal'e:

    'Herşeyini gördüm, hepsine tahammül ettim. Artık buna edemem.' demiş.

    Gazi susmuş, İsmet'in evine gitmiş. 'Bu karıyı şimdi boşayacağım' demiş. İsmet, sabahleyin erken Heyet-i Vekile'yi toplamış. Boşanmaya karar vermişler.

    İsmet Latife'yi alıp, trene koymuş. Trende teselli etmek istemiş. Latife ona:

    'Sus, sus! İsmet Paşa! Sen ona bir gün dalkavukluk etme, seni benden daha rezil eder. Her pisliğine aleti sensin' demiş.

    Goethe Tokat   05 Aralık 2009 01:43   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    darbuka ulaşılmaz olsan kızardım ama hiç kızmıyorum. şartlar olgunlaşmadı daha sabret :))))

    sarihoca   05 Aralık 2009 01:37   aferim     (2 puan)  |   Yk 

    sarihoca
    nihali urfa kerhanesinde görmüşler, annene peçete veriyormuş.

    dabaduba   05 Aralık 2009 01:33   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    Doğu hep egzotik olmuştur, bunun canı kıro çekiyor bence...

    dabaduba   05 Aralık 2009 01:32   aferim     (3 puan)  |   Yk 

    darbuka önce malı gör sonra yiyip yemeyeceğine karar ver. görmeden ağzını açıp da bekleyenini ilk kez görüyorum :))))

    kıro ikide bir özelden mesaj atıp durma sana siktir dedim laf dinle :)))

    sarihoca   05 Aralık 2009 01:32   aferim     (3 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :emsvizyon

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.