bir koldan yardırayım. şimdi türk filmi deyince son dönemden babam ve oğlumu örnek veririm. film bir melodram gibi. melodram değil zira türk sineması dediğimiz şeyde tür klişeleri çok yer kaplamaz. türler arasılık esastır. mesela babam ve oğlumdan bir sahne hatırlatayım. büyük oğlanın babayı devirdiği sahne. çok yoğun duygulu bir sahne babayı devirene kadar. sonra noluyor? adam hızını alamayıp tarladan devam ediyor yoluna. melodramın en derin yerinde al sana bir komedi. sadri alışık ve kemal sunal filmlerinin çoğu da böyledir. yavuz turgul da iyi temsilcilerinden biridir. yaklaşık benim kafamdaki tanım böyle bir şey.
ps: ekol olarak da italyan sinemasından gelir. italyan yeni gerçekçiliği (neorealismo) türk sinemasının teşkilinde fransız yeni dalgasından (nouvelle vague) daha fazla rol oynar.
bu ahkamlar topluluk yöneticileri tarafından 'önemli bilgi' olarak işaretlenmiş
türk sineması ile ilgiliyim diyenler
toplam 43 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
türk sineması hakkında

~ ahkam var.
ayrıca gelmiş geçmiş en anarşik filmlerden biridir kibar feyzo bence. züğürt ağa, şekerpare, sürü, selamsız bandosu, namuslu, arabesk, muhsin bey, zengin mutfağı... yazdıkça yazasım gelmekte. tabi kadınların (kısmen de erkeklerin) psikolojik/ toplumsal sorunlarına eğilen filmleri de unutmamak lazım, ay vakti, iki kadın, bir sonbahar hikayesi... seyretmek lazım tabi
kendi dilini oluşturmuş gerçek bir sinemadır. son dönemki örneklerden önce daha öncelere gitmek lazım kanımca -muhsin ertuğrul dönemini geçiyorum-. metin erksandan başlar bu durum, atıf yılmazın son zamanlarına kadar devam eder. varoluşa değinir, kadınları için bağırır, emekçilere var gücüyle dokunur, tanıdıktır, güzel güzel gülümsetir, iyice acıtır, bakmanı sağlar, senden, benden, bizdendir. asiye nasıl kurtulur, aaahh belinda, hayallerim aşkım ve sen, arkadaşım şeytan, düş gezgnleri, aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni, gölge oyunu, cazibe hanımın gündüz düşleri, asılacak kadın, teyzem, on kadın, hazal, eski fotoğraflar, seni seviyorum rosa, uçurtmayı vurmasınlar, sevmek zamanı... izlenmesi ELZEM filmler. daha çok konuşurum...
şöle bir pazar kahvaltısından sora bir cardak çay ve yatağa yayılış toşunpaşayıda koyduk mu vcd ye keyfime dicek olmaz benim misss hayat bu wesselam
En güzeli:)
Bu bizim sinemamız... İçinde yaşadığımız coğrafyanın bir parçasıyız velhasılı, yoklukları, zenginlikleri, darbeleri, krizleri, kaosu, ve sistemsizliğiyle katlanmak zorudayız; ya da değiştirebilmeliyiz bazı şeyleri. Bu da sanatla, sinemayla olasıdır! Bu ulusun sineması şöyle ya da böyle var. Her ne kadar "Türk Sinamsı"nı sektörel ve ekol olarak bir yere koyamasak da, Rus; İran, Fransız, İtalyan, İskandinav ve veya Hint sineması gibi biçemi olmasa, dili oluşmasa da, bireysel çabaları göz ardı etmemek gerek. Çok önemli yönetmenlerimiz kendi dillerini oluşturup ciddi başarılara ulaştı!
Her alanda olduğu gibi ne yazık sinema da bir kesim tarafından İstanbul'dan ibaret görülüyor! Olabilir, Amerikan sineması da Hollywood'dan ibaret sanılıp, öyle kabul edilebilir. Lakin biz ABD değiliz ve o nedenle sinemamzı İstanbul tekelinden soyutlayıp, Türkiye geneline yaymak gerek!
"Bu nasıl olacak?" sorusu havada kalmasın!
Şöyle olacak: Sinemaya gidilecek arkadaşlar, ve bizim filmlerimiz izlenecek. Ne kadar çok yerli film izlenirse, sektör de o kadar büyüyecek.
"Hangi filmlere gidilecek?" sorusunun yanıtı ise çok basıt: "Yerli filmler" :-)
Çünkü sinema yaşamın bir imitasyonudur. Gözleri açık rüye gördürme, en iyi yalanı söyleyebilme sanatıdır. Sinema bir sihirdir. Hollywood yapımlarına da gidin, ama bizim filmleri de ihmal etmeyin. Çünkü onlar "bizim" filmlerimiz, bizim sinemamız!
serin gel ökkesş;););) yaşilçam'dan nameler:D
türk sinemasında zamınında çok kalitesiz işler yapılmış olabilir fakat öylesine kaliteli işler yapılmış ki bunları görmemezlikten gelemeyiz. türk sinema tarihinin baş yapıtlarından biri sayılabilecek yol filmi benim için dünya standartlarında bir baş yapıt ayrıca sürü filmini Muhsin bey'i, züğürt ağa'yı unutmamak gerekir. Kısacası batıya özenmeden kendi kültürümüzü anlatmaya kalktığımızda ortaya gayet kaliteli işler çıktığını görüyoruz.
yeşilçam manasında kullanılan türk sinemasıyla ilgili diil mi bu etiket. yeni dönemde yapılan filmlerin eskileriyle uzaktan yakından alakası yok ,özentiden öteye geçemedikleri gayet açık.TÜRK sineması demek hakaret boyutunda.
istisnalar kaideyi bozmaz.
rezalet!!!!!!!!1
kendi dilini oluşturamamış yapay bir sinemadır. memleketin kültürel hayatının her alanında olduğu gibi sinemasında da başta hollywood olmak üzere diğer batı ekollerinden etkilenilmiştir. türk sineması kendine ait dil yaratamamış ve bu karakteri oluşturmak için gerekli alt yapıdan da (sinemasal anlamda) yoksundur.
neyse türk sineması hakkında en zından kendimi bildim bileli seyrettiğime göre ahkam kesme hakkım var bana göre dünyanın en özgün üç sinemasından biri yani ayastefanos anıtının işgali belgeselinden bugüne kadar çok fazla yok kat etti..avrupa yada dünyada yeri çok öenmli mi orası tartışılır fakat sinemayı takip eden herkes bilirki çok özel bir sinemadır..melankolk bir sinema tam bir doğulu sinema..maddi yetersizliklerin birazda sıkıştırdığı bir sinema ama ömer kavur gibi bir adam yetiştirdi cahide sonku,muhsin ertuğrul,ya benim bunları saymama gerek yok dünyada ilk kez batman filmini çeken sinema 1940 drakula istanbulda isimli bir film çeken sinema..aslında birazda başkaldıran bir sinema..bu soruyu türk sineması nasıldır yerne türk sinemasından anlayan kaç kişi var demek daha iyi olur
bir koldan yardırayım. şimdi türk filmi deyince son dönemden babam ve oğlumu örnek veririm. film bir melodram gibi. melodram değil zira türk sineması dediğimiz şeyde tür klişeleri çok yer kaplamaz. türler arasılık esastır. mesela babam ve oğlumdan bir sahne hatırlatayım. büyük oğlanın babayı devirdiği sahne. çok yoğun duygulu bir sahne babayı devirene kadar. sonra noluyor? adam hızını alamayıp tarladan devam ediyor yoluna. melodramın en derin yerinde al sana bir komedi. sadri alışık ve kemal sunal filmlerinin çoğu da böyledir. yavuz turgul da iyi temsilcilerinden biridir. yaklaşık benim kafamdaki tanım böyle bir şey.
ps: ekol olarak da italyan sinemasından gelir. italyan yeni gerçekçiliği (neorealismo) türk sinemasının teşkilinde fransız yeni dalgasından (nouvelle vague) daha fazla rol oynar.
kör, topal, şaşı ama yürüyo...
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|