nerde kalmıştıkk=)))
obsessif bir kişinin nefs mücadelesinden akılda kalanlar sizler için halvet olup durması ise bu filmde bir yanlış var, ya da bakış açısında. inanç tüccarlarını göremeyiz bu zihniyetle, ne yazik ki görmüyoruzda.
“Yedi kat yerin altından
uğultular geliyor.
Çok alâmetler belirdi, vakit tamamdır.
Haram sevaboldu, sevap haramdır.
Ak kurt, kara tahtayı
daha bir yol kemirir,
çekin ki körükleri
ateşe girdi demir”
bi de şimdi aklıma geldi
filmin başında kurandan bir ayet var
mealen tutarsız sahte olan herşey yıkılıp gidecektir manasında
jenerikte isimler yıkılıp gidiyor sonra da filmin ismi gözüküyor TAKVA
ve o da yıkılıp gidiyor
takva sahte ve tutarsız bir iş olmadığına göre demek ki film tutarsız ve sahte manasında mı acaba öyle mi demek istemişler
burdan bakınca derin bi mana gibi geliyor bana
evet Allah korkusu (takva) yıkılıp gitmez hiç bi şekilde ama dünyalık şeyler yıkılıp gider doğrudur...
Şeyh muharrem efendiyi hem dergahın dünyalıklarını toplamak hem de ona Allahın görmediği deneyimlemediği bazı işlerini tecrübe etmesi için görevlendiriyor dergaha alıyor
Muharrem efendinin ne dergahla ne de Allahın karışık ilimleriyle ilgili bir isteği fazladan bir eğilimi yok. Yani yönlendirme şeyhten geliyor. Sonradan anlıyoruz ki şeyh muharrem efendiyi rüyasında görmüş muharrem efendiyi bu yüzden seçmiş. Şeyhin Muharrem efendinin bu karışık ilimlere uygunluğu var mıdır yok mudur kaldırabilir mi gibi herhangi bir araştırmasını görmüyoruz. Sadece şöyle bir çıkarımı var muharrem efendiyle ilgili ” ona sıradanlığının sıra dışı olduğunu öğretmek lazım”.
Burda sorulması gereken bazı sorular var? Neden sıradanlığının sıra dışı olduğunu öğretmek lazım? Allah onun içine “ilim öğrenmem lazım”gibi bir istek yarattı mı? Hayır. Birinci soruya herhangi bir cevap bulmak zor. Eğer gelip kendisi deseydi ki “ben böyle bir sıradanlık hissediyorum bu bana yetmiyor ilim istiyorum” deseydi belki bir manası olabilirdi şeyhin bu yorumun. Şeyh istemeseydi muharrem efendi Allah tarafından böyle bir yolculuğa çıkar mıydı? Bu Allah’ın bileceği bir iş. Allah dilerse bir belayla insana ilim öğretir derinleştirir,dilerse kişinin içinde böyle bir eğilim yaratır aşk yaratır öyle yola sokar. Kimi zaman da insan haddini aşar fakat iyidir ona dersini verir bu arada o kişi Allahı tanırsa tanır ilmini yapar. Halbuki muharrem efendi de hiç biri yok. Ve karışık işlere uygun bir yapıda da değil. O güzelce bildiği kadarıyla Allahın emirlerini yerine getirmeye gayret ediyor gayette zararsız kendi halinde huzurlu bir insan. Kimseye ne bir zorlaması var ne de kimsenin ona bir zarar verecek sebebi olabilir. O ancak bu yola sokulduktan sonra belki hatalar yapmaya başlıyor. Yoksa yola zorlanmadan herhangi bir haddini aşmışlığını da göremiyoruz filmde.
Güven kıraç’ın oynadığı karakter onu dergaha işine alıştırırken bir aslan hikayesi anlatıyor. Ünü her yere yayılmış bi insan varmış insanlar o aslanı görmek için bir sene süren bir yolculuğu göze alırlar fakat onu gördüklerinde bir adım daha atamazlarmış. Erenler demişler ki bir senedir attığınız adımlar değil işte şimdi atacağınız adım önemlidir demişler. Eğer siz cesur olur ona aşk ile elinizi sürerseniz o size zarar vermez. Fakat anlattığı hikayenin manası Allah’a ayrı bir yakınlık çok fazla yakınlık isteyenlere anlatılacak bir hikaye. Yani muharrem efendinin yine hiçbir bağlantısı yokken kendinden fazla bir işe alınıyor. Yani sen adamı rahat bıraksana yahu:)
İnsanın Allah’a içinde oluşan bir aşkı olmadan onun emirleri dışında bir yük yüklenmesi ancak bir zulüm olur. İnsanın içinde önceden bir aşk veya ilim olacak ki Onun gözü önünde olmaya o yakınlığa sabır gösterebilsin O nun yolunda o yakınlık için her şeye katlanabilsin. Yoksa Allah kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez. Başkası yüklediyse de bu başkasının zulmüdür. Kul o zulüme katlanır sabır gösterir kendi payına düşeni alır. Allah onun gönlünü alır. Fakat film de ona yapılan bu zulümün faydası gösterilmemiş bilakis adamı geri dönülemez şekilde delirttiler. Gerçi tam da öyle değil bu iyi. Çünkü öyle tamamen delirip gitmek diye bişi olmaz. Ya bi süre sonra geri döner ve en büyük şeyh olur(kesinlikle filmdeki gibi değil)ya da zaten şuuru gitmiştir bir şey yaşamaz. Allah onun ruhunu canlıyken alır ve mükafatını mutlaka belki kimsenin göremeyeceği idrak edemeyeceği şekilde verir.
Filmi kötülemek için söylemiyorum muharrem efendinin de çok önemli bir hatası var.O da şeyh onu kızıyla evlendirmek istediğini belirttiğinde kendinden beklenmeyecek bir kibirle yaklaşıyor.İşte Allah orda kızmış olabilir:) Yani madem benim için evlenmiyorsun o halde sadece benim için kendini göster demiş olabilir:)
Velhasıl insanlar bu şekilde tarikatlara alınmıyor biline. Velhasıl Allah insanı ona karşı bir aşkı olmadan kendine çağırmaz sadece emirleriyle sorumlu kılar biline. Son olarak da şöyle söyleyeyim eğer çok ağır bir zulme uğradıysa insan(ki sadece Allah ve zulme uğrayan kulları bilir bu kısmı) Allah onun öyle bir gönlünü alır öyle bir korur öyle bir yakınlığa eriştirir ki muharrem efendi deli gibi görülür fakat hiç kimsenin bilmediği erişemediği bir yakınlığa eriştirilmiştir.
Başkaları ise onu delirdi zanneder…
Allah’ın kulları ondan zarar ve zulüm görmezler. Sadece bazı kullar onun o has kullarına zarar verdik zulmettik sanırlar. Kimisi tövbe eder zulmü sevaba dönüştürülür belki… Kimisi de ne zulüm bilir ne tövbe onun varacağı yer bellidir zaten.
"Dunyada yarim ekmegi olanin, oturmak icin bir de yuvasi bulunanin iyi bir hali vardir. o, kimseyi dilemez, istemez. Kimse de onu istemez, dilemez. Boyle bir kisiye: "Nese ile yasa!" de! Cunku, o isteklerden, arzulardan kurtulmus, mutlu olmustur. Onun kendine gore hos bir alemi vardir"
mevlana hazretlerinden.
güzeldi hatta çok güzeldi..
BOOOOOOOOOOOZAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
BOOOOOOOOOOOZAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
BOOOOOOOOOOOZAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
oscar ödül töreninde en iyi yabancı film kategorisinde türkiye'yi temsil edecek film.bakalım "yaşamın kıyısında" filmiyle almanya adına yarışan fatih akın karşısında nasıl bi performans gösterecek.
gereksiz uzatılmış ibadet sahneleri ve acaba ben mi anlamadım,altında başka bi anlam mı yatıyo diye uzun uzun düşündüğüm sonu dışında oldukça başarılı kurgulanmış bi film.
kendisinin birazcık mesaj yollamam lazım kaygısıyla çekildigini düşündügüm leziz film .örnegin Atatürk resmine yapılan zoom olsun camide para dolu çantasını önüne koyup paraya dogru namaz kılması olsun oysa ki bunlara hiç gerek yok sen zaten mesajını veriyorsun.
filmi erkan can ve güven kıraç'ın oyunculukları ve cesur senaryosunun güzelliği taşısada sade ve bence kötü bitimiyle biraz da olsa gölgede kalmış ve kalıcaktır
erkan can ve güven kıraç ın ustalıklarını birkez daha sergiledikleri film.aynı zamanda senaryo da çok ustaca yazılmış.din gibi bu ülkede çok hassas bir konuyu ötle güzel eleştirdi ki kimse kalkıp birşey diyemedi bile.son zamanlarda(bir iki yıldan bahsediyorum) çekilen en iyi türk filmi bana göre.
iyi ve bi okadar da cesur bi film
Erkan Can'ın filmi olmuş amcam konuşturuyorr her zaman ki gibi cesurda göndermeler barındırıyor içinde İyi film yalnız izlerken yoruyor biraz bir de daha şaşırtıcı daha farklı bir son olabilirdi..
erkan canın yadsınamaz başarısı
tüm ahkamlara bakamadım açıkçası,
daha evvel bundan bahseden oldu mu bilemiyorum
ancak şöyle bir murat menteş yorumu var ki takdir olunası;
buyrun buradan
erkan can
her an nerde kalmıştık deyip yakacakmış gibi geldi.