Filmlerindeki kurguyu o muhtesem müziklerle harmanlayıp estetik bi acıdan cok guzel bır sekılde aktarabılen kişilik...
ayrıca ayak lara takıntılı karakterını fılmlerınde cokta ıyı kullanmaktadır...
postmodernist. birbirinden bağımsız kişiler ve hikayeler aynı filmde yer alır. bkz. pulp fiction. ayrıca video kiralayan bir yerde çalışması hem film literatürünün gelişmesine hem de izleyicinin ne istediğini anlamasında önemlidir. klasikleri pek sever ve eski birçok hikayeyi tek filme uyarlar. tarantino budur aslında
sinemanın mc donalds'ı, burger king'i. hızlı, lezzetli ve fakat bomboş.
yıldırım türker, bergman ve antonioni'nin ardından yazdığı yazısında ne güzel söylemişti: "şimdi ikisi de gitti. tarantino'ya yaratıcı büyük usta denilen bu çağda pek yerleri de yoktu doğrusu."
doğru.
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=7309
rezervuar köpeklerinde ki kulak kesme sahnesi bu kadarmı estetik olur yaaaaa :))
insanın kulak kesesi geliyor :)
nerdeen nereye bi hayatı war
gerçek filmlerin yönetmeni
estetik değil gerçeklik kaygısı war sadece
kan bu kadar estetik kullanılır.izleyenlerde inandığı bütün kavramları yıkabilen tek yönetmen.
ilk filminin daha ilk 5 dakikasında hayran olduğum yönetmendir
katana takıntısı her filminde war pumlp fictiondan tutun kill bill'e kadar
From Dusk Till Dawn bombadır,kopuktur.
rezervuar köpekleriii
pop kültürünü, ilk gençlik düşlerini, sevdiği filmlere yaptığı göndermeleri karıştırır yoğurur babalar gibi bize izletir.. sevdiğimzi kimsedir..
''Rezervuar Köpekleri''nin giriş sahnesindeki ''like a virgin'' etrafında dönen sohbet,Tarantino denince ilk aklıma gelendir..''dört oda''filmindeki kendi payına düşen dördüncü odadaki yaşananlar da inanılmazdır..hınzır,vurucu diyaloglar ve ters yönde,hiç beklenmedik gelişmeler..Tarantino sinemasını kabaca özetleyebilecek türden 2 unsurdur..
rezervuar köpekleri ni çok tutarım ayrıca piskopat sadomazoşist ruhunu severim
flash back