Şiddet, saldırgan davranışın uç noktasıdır; bir nesneye, kişiye ya da organizasyona zarar vermek amacıyla güç kullanımı anlamını taşır.
Bilinçaltımızda çevreden gelen uyarımlara karşı tepki gösteren sürekli bir "tehdit altında olma" durumu egemendir. Bu durum gereği, insanların hayatına başlıca iki davranış; koruma ve savunma hakimdir.
İnsanların olağanüstü boyutlarda şiddete başvurmalarının kökeninde, onları birbirinden mutlak surette tecrit eden, çifte standartlı bir ahlak yapısı üzerine kurulmuş, saldırganlığı öne çıkartan, sevgi ve dostluk açısından kötürümleşmiş bir toplum yatar.
Şiddet üreten toplum yapısına tepki gösteren film klişelerinden biri, Taxi Driver’ın başkahramanı Travis Bickle’dır. Travis “geceleri bütün hayvanlar dışarı çıkar; fahişeler, pis herifler, oğlancılar, ibneler, eroinmanlar…” dediği New York sokaklarında kendini “Ben Tanrı’nın yalnız adamıyım” diye tanımlar.
Bu sokaklarda Travis’in şiddetinin ilk öznesi bir süpermarketi soymaya çalışan hırsız olur. Hırsızı vurarak ilk misyonunu yerine getirir.
İkinci hedef, Liberal aday Palantine’dir. Travis’e göre Başkan olacak kişinin, New York’un bütün pisliğini "tuvalete boşaltması" gerekmektedir. Ancak Senatör Palantine, bu misyonu yerine getirmekten çok uzaktır. Travis, onu bir mitingde vurmaya hazırlanır. Silahları kuşanmış, Mohikan tarzı kesilmiş saçlarıyla mitinge katılır. Ancak niyeti anlaşılır, kaçar. Pislikleri temizleme görevini gerçekleştiremeyecek birini yok etmesi mümkün olamaz.
Travis’in şiddetini yönelttiği diğer kişi çocuk fahişe Iris’in satıcısı Sport olur. Kendine bir mangaya yetecek kadar silah alan Travis, evine kapanıp fuhuşa karşı başlatacağı "Haçlı Seferi"ne hazırlanır. Travis’in şiddetini dışa vurduğu sekanslardan biri; Sport’un vurulmasından sonra kanın damla damla akış seslerinin duyulduğu sahnedir. Bu sekans, Travis’in adamın eline ateş ederek parmaklarını uçurmasıyla son bulur. Ardından, Iris’in bir müşterisini yüzünden vurur. Kendini de vurmak ister, tetiği çeker ancak silah boştur. Travis’in öldürdüğü adamlardan birinin mafya olması ve Iris’i kurtarması, onu bir medya kahramanı yapar.
Eleştirdiği toplumun Vietnam gazisi, artık medyanın yarattığı bir kahramandır. Bir anti-kahraman… "Hayvanlar, pis herifler, oğlancılar, ibneler, eroinmanlar" olarak nitelediği bu toplumun kahramanı olmuştur! Kurtarıcı mitosuna toplumun atfettiği özelliklerle bütünleşmiştir. Aslında yaptığı; resmi ideolojilerin klişe kötülerini cezalandırmaktan öte bir şey değildir. Ve New York’un kahramanı olsa da, o bir katildir.
Travis, resmi söylem ve TV kültürüyle hedefi şaşırtılmış bir kurtarıcıdır...