BU MECLİS MİLLÎ İRADEYİ TEMSİL ETMİYOR
İŞÇİ PARTİSİ'NİN TÜRK MİLLETİNE BİLDİRİSİ (28 Temmuz 2007)
Büyük Türk Milleti,
İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu, 28 Temmuz 2007 günü genişletilmiş olarak toplanarak, aşağıdaki bildiriyi açıklamayı kararlaştırmıştır.
22 TEMMUZ MECLİSİ ATATÜRK ÖNDERLİĞİNDE KURDUĞUMUZ TBMM DEĞİLDİR
1. 22 Temmuz Seçimi, Kemalist Devrim’i yıkmak için, ABD güdümünde 60 yıldır devam ettirilen sürecin getirdiği büyük yıkımı milletimizin önüne koymuş bulunmaktadır. Küçük Amerika sürecinde mezardan çıkartılan etnik grup, mezhep, cemaat ve tarikat kimlikleri; seçim sonuçlarına ve Meclise damgasını vurmuştur. Türkiye’nin altına mayın döşeten ABD ve AB emperyalistleri, seçmen iradesini fesada uğratmışlardır. Ellerine bomba verdikleri bölücüleri, Cumhuriyet yıkıcılarını ve hortumcuları herkesin gözü önünde Meclise doldurmuşlardır. Abdullah Öcalan, Mecliste grup kurmuş ve PKK fiilen yasallaştırılmıştır. İstiklâl Savaşı’yla denize döktüğümüz ve ezdiğimiz kuvvetlerin istedikleri olmuştur. Emperyalist Batı basını, seçimin sonucunu “Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu” başlıklarıyla ilan ediyor. Atatürk’ün Çankayası da, Haçlı irticanın tehdidiyle karşı karşıyadır. Tayyip Erdoğanlar, gündeme getirdikleri Anayasa değişikliğiyle yaşadığımız karşıdevrimi temel hukuka yansıtma girişimi içindedirler.
ABD tertibiyle oluşturulan Meclis, millî iradeyi temsil etmiyor. Bu Meclis, Büyük Devrimci Atatürk önderliğinde kurduğumuz TBMM değildir. Türkiye’yi bölme planlarına uyumlu bir meclis bileşimi oluşturulmuştur. Vatanseverler Mecliste azınlıktadır. Bu sistem, demokrasi değil, emperyalizmin ve Haçlı gericiliğin Türk milleti üzerinde diktötörlüğüdür. Milli egemenliğin ve bağımsızlığın olmadığı ülkemizde, demokrasi yoktur. Etnik grup, mezhep, tarikat ve cemaat bağları ve baskıları altında olan toplumuzda, seçmen iradesi özgür değil, güdümlüdür. Demokrasi için, öncelikle millî bağımsızlığımızı kazanmak ve Ortaçağ ilişkilerini toplumumuzdan temizlemek durumundayız.
BOZGUNA UĞRAYAN AKP’Yİ SİSTEM NASIL KURTARDI
2. 14 Nisan günü Tandoğan’dan başlayarak 9 Haziran’da Diyarbakır Birlik ve Kardeşlik Mitingi’ne uzanan büyük halk hareketi, dünya ölçeğinde önemlidir ve Türkiye’nin geleceğini belirleyecektir. Türk milleti ayağa kalkmıştır ve Türk Silahlı Kuvvetleri, cephesini ABD ve AB’ye dönmüştür. Ancak halk hareketi, ABD ve AB merkezli müdahaleler sonucu Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan iktidarını yıkamamıştır. Halk, Cumhuriyet mitinglerinde tam bağımsızlık özlemiyle birleşirken, sahte laiklik bayrağı açan çevreler, dindar kesimleri AKP’nin kucağına itmişlerdir.
İşçi Partisi, 9 Nisan 2007 günü Cumhurbaşkanı’na başvurarak, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde eşbaşkan olması gerekçesiyle Tayip Erdoğan’ı istifaya davet etmesini talep etmişti. Buna bağlı olarak başta CHP olmak üzere siyasal partilere, bu girişimde Cumhurbaşkanına hep birlikte destek olmayı önerdik. Cumhuriyet mitingleri sırasında AKP bozgun halindeydi ve bölünmenin eşiğine gelmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Baykal, Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha kurtarmışlardır.
Cumhuriyet güçleri, Diyarbakır mitinginde, bölücü teröre ve AKP’ye ağır darbe indirecek ikinci önemli fırsatı da harcadılar. Partimizin Diyarbakır mitingi, PKK, Fethullahçılar, AKP iktidarının Diyarbakır Valisi ve ABD güdümlü medya yanında Cumhuriyeti savunduklarını iddia eden başka güçler tarafından da baltalandı. CHP-MHP seçeneğine destek kaygısı, teröre karşı etkin mücadele ihtiyacının önüne geçti. Sistemin içindeki seçenekler, Türkiye’nin parçalanması ve dağılması karşısında çaresizdirler.
ETNİK ÇATIŞMA VE DIŞ SAVAŞI ÖNLEMEK İÇİN MİLLİ HÜKÜMET
3. ABD, yıl sonunda yapılacak “Kerkük Referandumu” öncesinde Türkiye’deki iktidarını pekiştirmiştir. Türkiye’yi Irak’ın kuzeyinden bölme süreci hız kazanmıştır. Eyalet projeleri piyasaya sürülmüştür. DSP-MHP-ANAP hükümetince kabul edilen ve AKP-CHP ikilisi tarafından Meclisten geçirilen “İkiz İhanet Yasaları”yla, Türkiye’yi parçalamak peşinde koşanlara yasal araçlar dahi sunulmuştur. Sözde Türkiye- Kürdistan Federasyonu’nun kurulması ve arkasından ayrılma planı hayata geçirilmektedir. Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, önümüzdeki dönem Türkiye’yi iç hatlardan kuşatma ve hançerleme görevini daha pervasız yürütecektir. Türkiye ve Türk ordusu kuşatılmıştır, çember daraltılmaktadır. Türkiye, ABD ve kuklaları tarafından hızla etnik çatışma ve dış savaşa sürüklenmektedir. Önümüzdeki zaman dardır. Savaşı önlemenin biricik yolu, halk hareketini tek bir merkez çevresinde örgütlemek, ABD işbirlikçilerini devirmek, Millî Hükümeti kurmak ve Milli Hükümet Programı’nı uygulamaktır.
MİLLET İLE ORDUYU SIMSIKI BİRLEŞTİRMEK
4. 150 yıllık Milli Demokratik Devrim tarihimizin bütün atılımları, millet ile ordunun sımsıkı birleşmesiyle kazanılmıştır. Hele dışardan ve içerden silahlı tehdidin geçerli olduğu bugünkü koşullarda, ordusuz millet ayak altında kalır. Nitekim emperyalist devletler ve işbirlikçileri, Türkiye’nin direncini kırmak ve Türk ordusunu yıpratmak ve bölmek için her tertibe başvurmaktadırlar. Bu koşullarda, Türkiye Cumhuriyeti’ni Atatürk Devrimi temelinde yeniden kurmak için, milleti ve orduyu birleştirmek şarttır.
VAROLMAK İÇİN YENİDEN KEMALİST DEVRİM
5. Türkiye, varolmak için kendisini var eden temeli yeniden inşa etme göreviyle karşı karşıyadır. Kemalist Devrim’le kurulan Türkiye, bu yıkımdan ancak Kemalist Devrim rotasına girerek kurtulabilir.
KAYBEDİLEN MUHAREBEDİR SAVAŞ KAZANILACAK
6. 22 Temmuz seçimi bir muharebedir. Türk milleti bağımsızlık mücadelesinde bir muharebeyi kaybetmiştir; ancak savaş devam etmektedir. Savaşı Türk milleti ve öncüsü olan İşçi Partisi kazanacaktır.
ZORLUKLARI YENMEK VE ÇETİN MÜCADELE
7. Türkiyemiz büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Partimizi çetin görevler beklemektedir. Partimiz, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden bilenerek ve zorlukları yenme kararıyla çıkmıştır.
Bütün vatanseverleri, Milli Hükümet Programı temelinde kenetlenmeye, İşçi Partisi’ne üye olmaya ve vatan savunmasında göreve çağırıyoruz.
Partimiz, milletimize önderlik etmeye hazırdır.
Milletimizin ve Partimizin geleceğine güvenle bakıyoruz.
Türk milleti ve Türkiye bölünmeyecektir.
Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye!
Ya istiklâl ya ölüm!