the end
hollandada yerel bir reggae sanatçısı bildiğin zenci aksanlı sarı kafayla bundan bahsediyorduk.yok sinemacı yok falan filan kopuk mistisizmi neyse de bu elemanlardan bahsedilen her konu lsd'nin bagımlılık yapmadıgına dayanıyor.yok yapmaz filan bir denemelisin diye anlatmaya basladı.dedim siktir git ya.entellektüel dürüstlüğe yakışmaz.nasıl yapmaz lan o bağımlılık.
rolling stones uçanlar için the doors ise çoktan uçmuş olanlar içindir.
o ye men!
katlanılır gibi değil
kafası iyi olup konser sırasında 15 dakika öylecce kalmış amca kopmuş resmen.orkestrası aynı parçayı çalmaya dewam etmiş de kendine gelince kaldığı yerden dewam etmiş amca daha ne olsun ki
jim&pam.
montag sus
adam böle sanatın içine sıçiim diye kalksın sinemacı neyin okulunu bıraksın, tatlı su kurnazı sınıf arkadaşı yavuşak oliver da kalksın arkasından sinema filimini yapsın ... ulan bu hippilerle yuppileri toplucan böle konya ovasına vercen ateşi kazanlara . yeşil kırmızı sarı mavi turuncu rengarenk sabun lar yapıp dağatıcan
pislikten hijyen doğar
muahh
bisiklet yolculuğu
'touch me'
You’d rather cry, I’d rather fly
gerçek işi şiirdir aslında. şarkılara bakın sözler ön plandadır. ritim arkadan tıngır tıngır gelir. okan bayülgen geçen bir programında müzisyenlere "doors gibi çalmayın mazallah" gibi tamda hatırlamayadığım küçük bir gönderme yaptı 3 saniyelik ama orda inanılmaz bir şey vardı aslında...
bir uçuş hediyesi.. hediyesi uçuş..
uçmanın bir diğer adı...
....
kapıları açmak nekadarda muhteşem bi huzurmuş..tanrım the doors
evet kesinlikle alanya the doors bara gitmelisiniz.benim gözlerim yaşardı adeta.garsonlardan bir adet tişört istedim ama ağız birliği etmiş gibi 30 lira dediler
the end