'68 kuşağının sadece nesnesi olduğu, evin içindekilerin de öznesini oluşturduğu, rengiyle farklı, dokusuyla apayrı bir Bertolucci şaheseri.
Dışarısı kendi özgürlük savaşını verirken, o 3'ü kendi özgürlüklerini 4 duvar arasında yaşamaktadırlar zaten.
What film?
toplam 118 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | enfiye |
| tuttum | cyclothymia |
| tuttum | focariumfulcrum |
| tuttum | benyagmurvesonbahar |
| tuttum | agapimou |
| tuttum | hozafina |
| tuttum | Elessar Telcontari |
| tuttum | SkyFaller |
| tuttum | lazyrunner |
| tuttum | ganesa |
| tuttum | yarasadam |
| tuttum | sizofrenik kedi |
| tuttum | lalkelebek |
| tuttum | the lady of shalott |
| tuttum | rika |
| tuttum | alfred |
| tuttum | kuflusincap |
| tuttum | basistkomada |
| tuttum | jrjanis |
| tuttum | but yemis duldul |
~37 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
içimdeki gerçekler varolacak olan beni hiç bırakmayan benimde bırakmayacağımm...dreammm
Hayatta tesadüflere inanmam, bu filmi bulmam da bu şekilde oldu bence..Eva Green'i Kingdom of Heaven'de gördüğümde aşık olmuştum ve tüm filmografisine bakayım dedim vee ilk filminin bu olduğunu gördüm..ve ve kesinlikle izlediğim en güzel mükemmel ve unutamayacağım filmler listesinde ilk sıralara oturdu..(tam bir sıralama yapmadığım için tam olarak hangi sırada olduğunu bilmiyorum:))) Michael Pitt ve Louis Garrel ile birlikte oyunculuk uyumunun mükemmel olduğu ve usta yönetmenimizin küçük oyunlarıyla sağlam bir film oluşturduğunu söyleyebilirim..
"Dans etmekle kavga etmenin, şarap içip aşık olurken şişesinden molotov kokteyli yapmanın, savaşmayla sevişmenin, garboyla joplinin birbirine sarıldığı Bertolucci filmi. Tabiki görsel açıdan kusursuz ve tabiki üç kişiyi kullanarak 30 kişilik insan yumağının duygu yoğunluğu verilebilmiş çünkü ustaca çünkü bir Bertolucci filmi. The Dreamers'ı yalnızca bir dönem filmi olarak ele almanın doğru olmadığını düşünüyorum. Dönemin politik karmaşası söylemlerden çok görüntülerle, müziklerle verilmiş ve bence çok da iyi olmuş. Bu sayede hem savaşma sevişcilerin hem 68 kuşağı gençliğinin kendi içindeki iki yüzlü yanları gözümüze sokulmadan ve en estetik biçimiyle sunulabilmiş. Bunu yaparken de sinematek yönetmenlerine saygı duruşu ihmal edilmemiş. Ayrıca jules et jim deki louvre sahnesiyle filmdeki sahnenin geçişleri kusursuz. İzlenmeli; izletilmeli, en azından Bertoluccinin sinema hakkındaki görüşlerini dinlemek için en azından birşeyleri molotov kokteyli atıcak kadar tutkuyla istemeyi ya da bunu yaparken elinden tutucağımız biri olmasını kıskanmak, umut etmek için..."
bu filmle ilgili söylenecek çok şey var...
öncelikle güzel filmdi. hatta çok güzel...fransız kültürü, 68 kuşağı, sinema tutkusu vs vs
ama bu filmle ilgili hatırladığımda beni dehşete düşüren tek şey ya da duygulandıran ya da aklıma gelen -ne derseniz işte -
bu filmi 2004 te sinemada izlediğimdi. ve o yıl hayatıma derin, anlamsız acılar sahip olmadan önceki son mutlu yılımdı...
Bertolucci filmde 68 Kuşağı'na ve onunla özdeşleşen meslektaşı Godard'a müthiş bir göndermeyle selamlarını iletir:) Bande A Parte filminde 3 genç Louvre Müzesi'ni 9 dakika 45 saniyede baştan sona koşarak rekor kırar. Bertolucci'yse kendi karakterleriyle bu rekoru 17 saniye geliştirir. Düşündükçe insanı çıldırtan bu fikir bile filme saygı duymak için yeterlidir. Gençlerin yaşadıkları hayat üzerine Türkiye'deki 68 Kuşağı Dernekleri : Biz böyle bir hayat yaşamadık gibi aptalca bir açıklama yaparak 68 ' i nerelerinden anladıklarını da kanıtlamış oldular. Bertolucci - Godard ve 68' saygılarla...
''Clapton bir elektro gitarı fişe takar ve onu bir akustik gitar gibi çalar. Hendrix bir elektro gitarı fişe takar ve onu dişleriyle çalar. Şu anda Vietnam Savaşı'nda askerler var. Kimi dinliyorlar? Clapton? Hayır, Hendrix'i dinliyorlar. Onlara doğruyu söyleyeni.''
eva green gibi bi ahuyu görebilmek için 10 defa izlediğim film...
eva green ilk göze carpar. sonra film ve konu gelir. fransanın tarihi gerçeklerine sıradısı bir bakıs atmıs büyük üstad bertolucci. izlenmeli.
-siz ikiniz neden bana öyle bakıyorsunuz?
-evet,anlarsın küçük mattthew,theo ve benim yapmaya hazırlandığımız bir şey var.ama bunun için doğru ikişinin karsımıza cıkmasını bekliyorduk.ve galiba sonunda seni bulduk!
-neyapmak için?
-bande a part albumundekini yapmak için.
-ne albumu?
-bande a part albumunu gördün.louvre'a kadar
üçünün nasıl yarış ettiklerini gördün.
9 dakika k45 saniyelik dunya rekorunu kırmaya çalışıyorlardı.
onların rekorunu kırmaya çalışacağız.
...
(17 saniye daha önce)
-onu kabul ediyoruz,bizden birisin...
ve yeniden film baslar.
"I don't believe in God, but if I did, he would be a black, left-handed guitarist."
2004 yılında tesadüfen fransız öğrenci hareketinin yıldönümünde izlemiş olduğum bu filmi aynı heyecanla biçok kereler izledim hatta Bertolucchi hayranlığımı bilen babamın tavsiyesiyle gerçekleşen bu izleme eylemini annemle birlikte gerçekleştirmiş olmam film hakkında söylenen pornografik söylemlerini biraz çürütüyor gibi...Neden insanlar bu filmle alakalı olarak yanlış yerlere bakar?sembolik öğelerin bu kadar önemli ve de ön planda olduğu (evanın saçlarının mum aleviyle yandığı sahne,matthew'un çöpten gelen muzu 3e bölüşü,evanın bekaretinin bozulduğu sahnede theo'nun yumurta kırması,eva'nın milo venusu görünümünde çıktığı sahne vs vs) bir filmde pornografiden bahsetmek (ki bu filme pornografik diyenler ares ve ya lime wire'da porno yazıp pornografinin nasıl bişey olduğunu görebilirler) yada 68 kuşağına yönelik olarak sol söylemin yetersizliğinden dem vurmak sadece filme karşı oluşmuş bir yanlış anlamadır bence...68 kuşağının filme dekor olmasının sebebi sinefilik bir grubu anlatması bunu anlatırken de bertolucci nin en çok sevdiği yönetmenleri (godard gibi...ki eva nın annesinin godard'ın en sevdiği oyunculardan biri olması) 2003 gençliğinde ifade edemiyecek olmasıdır...Ayrıca yönetmen 2 ayrı özgürlük mücadelesinden (sanat ve devrim) final sahnesinde bunları birleştirerek bahsedemezdi...Bende sinefilik bir insan olduğum için bu bağlamda filmi çok anlamlı buldum...Ayrıca filmde bizim bildiğimiz 68 kuşağının önemsizleştirilmesi de hoşuma gitti...Sonuçta hernekadar theo ve lisa finalde polislere molotov'u sallamışlarsa da bunu yanındakilerle aynı nedenden ama farklı bir sonuca ulaşmak amacıyla yapmışlardır...onların istediği komunist bir dünya değil özgür bir dünyaydı...68liler hakkında ise sadece hardt&negri'nin İMPARATORLUK kitabından bir alıntıyı buraya aktarabilirim "Gerçekleştirmek istedikleri devrim kendilerine rağmen gerçekleşti"
Bertolucci 2003'te yine yapmıştır yapacağını. Kural, baskı dinlemeyen altmış sekiz kuşağını yeni yetme aile çocuğu Matthew'in gözüyle bize aktarmıştır. Eva Green bu filmde tanınır sevilir aşık olunur. Bu aşkın hiç bir zaman karşılık bulamayacağı ise tahminen otuzlu yaşlarda farkedilir şükürler olsun daha var..
pornografik sahneleri nedeniyle bazı insanların tepkilerini alan ama gerçekçi anlatımıyla izlenmeye değer olan şahane film
bertolucci her kare için ayrınrıtılı bir şekilde çalışmış: "Isabelle'in saçlarının ucunun birazının mumda yanması ve o sırada içilen şarabın markası." bu sadece basit bir örneği.
68 kuşağını dürüstlükle resmeden ender yapıtlardan. Eylemler aslında gerçek bir politik şölen, festivaldi hatta. Soğuk savaş'ın altın yıllarının sona ermesiyle umudun yerini alan öfkenin dışavurumu. Hükümeti devirmesi arkasında büyük büyük politik idealarının olduğunu göstermez. Belki de birçoğunun eylemlere katılma nedeni ya da özgürlükten anladıkları Theo ve Isabelle'ninkilerle aynıydı.