1967 toronto konserinde once morrisonun sonra grubun diger uyelerinin ve ardindan izleyenlerin kendilerini
kaybettikleri anlari grup, arkasindan sozlerine bir kez daha ve bir kez daha kapilarak, kendimin de icinde
bulundugu durumlar butunu yuzunden kendini kaybetmesine neden olmus. [ps: ekşiden alıntıdır]
o nasıl bi solodur abi
: ))) duanla yaşamadım ki bedduanla öleyim
ahahahaha
iyi geberemedin gitti geber o zamanda bitsin şu uyuzlukların
her şey biter
senin nasıl söylediğin değil içeriğinde ne yattığını söylemene gerekiyordu kesinlikle ilgisi yok yön değiştirmenin insana iyi geleceğini söylüyor
bugün sürekli söledim
john carpenter ' ın assault on precinct 13 filmindeki ürküten müziktir ayrıca...
bünyemde antibiyotik etkisi yaratan şarkı
this is the end, beautiful friend
this is the end, my only friend, the end...
morrison'ın en güzel armağanı bizlere... sıradan bir parça gözüyle değerlendirip tarif etmeye kalkışmamak gerek! yetmiyor, yetmiyor... sakin ol!
neden bu kadar erken gittin ki, ya da neden biz bu kadar geç kaldık..?
bekle; "meet me at the back of the blue bus..."
the doors'un ki damardır, bambaşka birşeydir...
ama bir john carpenter versiyonu vardır ki o da ayrı bir şaheserdir; adamın amına koyar.
bambaşka bi şarkı...
the end of laughter and soft lies
the end of nights we tried to die
this is the end
father, yes son, i want to kill you
mother...i want to...fuck you
lost in a roman...wilderness of pain
and all the children are insane...
" long live jim morisson"
dinleyip de kafayı bulmamanın mümkün olmadığı şarkı yada anlatı. herbiri morrison'un düşünce düzleminde anlam bulan metaforlardan bahseder. blue bus, ride the snake, king's highway, the west is the best, ancient lake... apocalypse now filminin ilk sahnesinde çalan bir şarkıdır.
and all the children are insane,
all the children are insane
waiting for the summer rain
nicolas cage'în leaving las vegas filminin fon müziği yapılsa hiç de fena olmaz denilen the doors parçası
''father? yes son? i want to kill you!"
"mother? i want to fuck you!!!!!!"