melankoli, bazen bilerek düşmüş yelkenini doğrultmadığın bir gemi... trajedi, kişinin kendisi kaynaklı olduğunda belki tutkuların en içteni...
nefis almadovar filmi "sırrımın çiçeği", marisa paredesin oynamayıp, yaşattığı leo karakteriyle birlikte melankoli ve trajedinin bilindik kalıplarını bir kenara bırakıyor... karakterin içinden kopup, bizim içimize kaçan bu iki enfes hissiyat, kişisel deneyimlerle yüklü birçok çaresiz ve can sıkıcı anımıza döndürüyor bizi... ama bunu öyle bir atmosferle, öylesine içten bir tavırla yapıyor ki, gün ışığının gözümüze giren yerlerini elimizle örtmüyor da bile isteye izin veriyoruz sanki acısını çekmeye...
tipik almadovar kadını mutsuz, yalnız ve çaresiz leo, hayata gelme sebebinin acı çekmek olduğuna kendine inandırmış bir yenik ruh... öyle ki kendinden yarattığı başka birine, herkesi kendiyle birlikte inandırmakta ve içindeki tüm öfkeyi kusmak için bu yeni kadını kullanmakta bir beis görmüyor... filmin adının da bağlandığı bu karamsar ruh hali, leo'nun bitmek bilmeyen trajedi bağımlılığı yüzünden 2 saate varan bir süre boyunca, çıkmayan çizmeye, uzaklardaki kocaya, anlayışsız yayınevi sahiplerine leo'yla beraber sinirlenmemize neden oluyor... bir yandan da tüm bu olumsuzlukları kendinin yarattığının ayırdına varmış birer şahit pozisyonunda izliyoruz tüm olup biteni... bu noktada almadovar klasik ayna ve focus numaralarını yapıyor ve "aslında sadece şahitsiniz..."in ayarını veriyor bizlere...
en ağır depresyonun bile sonlarında bir yerde ufacık bir ışık belirir de gitmek gelmez ya insanın içinden, leo'nun yaptığı da buna benzer bir şımarıklık... önce ışığı cılız buluyor. karanlıkta ona ait birçok değerli eşya kalmış zira. ama bir şekilde ışığı eşyaların üstüne tutmaya ikna oluyor leo...
ne de olsa bir topaç dans edebiliyorsa o da dans edebilir rahatlıkla... leo'nun elinde kalan tek şey belki de bu dansa eşlik etmek... mağrur bir ifadeyle uzanan eli tutuyor ve belki de hayatının en cesur dansını yapmak için sahnede yerini alıyor... bizse bir şömine önünde uzatılan bir çift kadehe, şerefine kaldırıyoruz kadehlerimizi... tüm düşmüş melankoliklerin ayağa kalkabilme cesaretine...